OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -3°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’
13/01/2016
 
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor. Her şeyi teknolojiye havale ederek işin kolayına kaçıyoruz ama sorumluluğun ana maddesi galiba biz ebeveynleriz. Çünkü ekseriya çocuklarımızı yetiştirirken el bebek gül bebek yetiştirmeye veya fazla tolerans gösterip hiç kırmamaya çalışıyoruz. Ama bazen de bunun azıcık kenarına çıkmak gerekiyor. 
 
Niçin mi? Çocuklarımızın ve gelecek nesillerin hayrı için.
 
Güngörmüş yaşlı teyzemiz ilçeden kalkar oğlunun yanına gider. Oraya kadar 
 
gelmişken komşu ilçede bulunan torununu da görmek ister. Bu arzusunu oğluna iletir. Oğlu da 
 
‘tabikî anacığım’ diyerek kızının evine giderler. Annesinin bu düşüncesinden dolayı oğlu da 
 
çok memnun olur. Annesi, ilçeden gelirken torunlarımın evine eli boş gitmeyim niyetiyle o 
 
yaşına rağmen emek vererek su böreği yapar ve onu götürür. Hoşbeşten sonra sofra 
 
kurulurken babaanne getirdiği böreği çıkarıp sofraya koyar. Ev sahibi konumunda olan torun 
 
bir dilim alır ve ‘’Babaanne böreğin çok kalın olmuş. Biraz hamur ’’ der. Bu söz 
 
babaanneye dokunur. Çünkü insan yaşlandıkça kristalleşir. Kadıncağız getirdiğine bin bir 
 
pişman olur. Gözünden bir damla yaş süzülür. Bunu gören oğlu, kızına dönerek ‘ Eşol EşxxK 
 
ömründe böyle bir su böreği yapıp ta sofraya koydun mu? Utanmadan babaannenin böreğini 
 
beğenmiyorsun. Kadıncağız bu yaşına rağmen yapmış ta ilçeden buraya kadar getirmiş’ diye 
 
fırçalar. Sonuç mu? O dakikadan sonra o sofrada yemekler nasıl yenildi bilinmez…
 
Sevdiğim bir dostumun ailesinde yaşadığı ve toplumda bolca yaşanan bu tür olaylara 
 
bağlantılı olarak bir iki cümle ders çıkarmak gerekirse;
 
Öncelikle yaşlılık dönüşü olmayan bir yola girmektir. Bu yola ömrü olan herkes 
 
girecektir. Bu nedenle ‘çam sakızı çoban armağanı’ misali eksik te olsa, hata da olsa aile 
 
büyüklerimizin halishane niyetle getirdikleri hediyeler KESİNLİKLE küçümsenmemelidir. 
 
Aynı sözler anneye denilse belki alınmaz ama babaanneye-anneanneye denildiği zaman 
 
şeddeli ağırlık yapar. Gönül dünyası yıkılır. Bugün köyden kentten gelen yaşlılarımız 
 
evlatlarının evinde rahat edemiyorlarsa bunun temelinde onlara meşguliyet verilmemesi 
 
yatmaktadır. Her insanın iyi kötü becerdiği bir mahareti mutlaka vardır. Örneğin, evimizde 
 
bulunan yaşlımıza ayda yılda ‘’ hadi anne –anneanne – babaanne sen eskiden helvayı güzel 
 
yapıyordun, bir helva yap ta yiyelim’’ denebilirse, o seksenlik yaşlımız kendisine değer 
 
verildiği için tabiri caizse mutfağa uçarak gider. Tutmayan ayaklara, yorulan kollara can gelir. 
 
Yine de beğenmezseniz yemiş gibi yapıp çaktırmadan helvasını çöpe atın. Ama onun gönül 
 
dünyasından geçecek olan gizli veya aşikâr duasını ne olur kaçırmayın…
 
İşte size aile büyükleriyle ve dolaysıyla büyüklerine düşkün olan oğullarıyla, kızlarıyla 
 
geçinmemin püf noktası. Ama maalesef ne bunu teklif eden olur ne de yapılsa bile torunlardan 
 
yiyen olur. Halbuki eskiden bir tas çorbaya on kişi kaşık sallar, bir mecliste bulunanlar aynı 
 
bardaktan su içerdi. Hijyeniğin H’ı düşünülmezdi. Belki bu kadarda bulaşıcı hastalık yoktu. 
 
Bunu elbette savunmuyoruz ama şimdi yaşlılarıyla aynı sofraya oturmaktan imtina eden 
 
nesillere doğru yol alıyoruz… Bu yollara mutlaka gerekli oranda trafik lambası konulması 
 
lazımdır. Bu noktada en etkili olacak yine işini gerçek manada önemsemiş öğretmenler ve din 
 
görevlileri gelmektedir. Bir öğretmen isterse elindeki öğrenciyi hamur gibi yoğurur, arzu 
 
ettiği şekli aldırır. Vitrine koyar. Lütfen hemen olmaz demeyin örnekleri çoktur. 
 
İnanmazsanız deneyin efendim. Peşinden televizyonlardaki diziler, medya vs. gelir. Yoksa ey 
 
Uzman, ‘eski çamlar bardak oldu dersek’ telafisi mümkün olmayan kazalar çoğalır…
 
Ahir sözüm: Büyüklerin DUASI küçüklerin BELASINI def eder.


Paylaş | | Yorum Yaz
1080 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
İHTİYARLIK KAÇ YAŞINDA BAŞLAR? - 19/05/2015
Geçmişi iyi okumayan milletler, geleceği inşa ederken hata edebilirler. Herkesin herkesten öğrenebileceği çok şey vardır.
 Devamı