OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -3°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
IRAKLI - SURİYELİ AİLE ZİYARETİ-2
12/02/2015
Arkadaşımla beraber Iraklı ve Suriyeli bir ailenin kapısını çaldık. Aileler ayrı olsa da manzara 
 
aynıydı. Bizi sevgiyle, muhabbetle karşıladılar. Salona buyur ettiler. Salon deyince aklımıza ilk 
 
önce koltuklar, vitrinler, masalar gelir demi. Ama bu salon birazcık farklıdır. Şöyle ki, zeminde 
 
eski bir halı ve kenarında birkaç sünger minder. Köşede eski bir televizyon ve ısınmak için eski bir 
 
soba. Ve lisanlarını tam olarak anlamayasak ta sıcacık misafirperverlik tercümana gerek olmaksızın 
 
Bu durum beni 30 sene öncesine götürdü. O zaman okulu bitirip yeni düğün yapan ve 
 
Manisa’da özel bir şirkette askeri ücretle işe başlayan ama maddi durumu iyi olmayan mühendis 
 
abimin evine gittiğimde içeriye girince aynı manzara ile karşılaşmış, nereye oturacağımı 
 
bilememiştim. Sıkıntı zor olsa da rahatlığa ulaşınca çocuklara anlatırken onunda bir zevki oluyor. 
 
Ben bir köşeye oturmak için yöneldiğimde arkadaşım karşıyı işaret etti. Orası birazcık 
 
farklıydı. Yerdeki minderle beraber sağında solunda yastık vazifesi gören iki minder daha vardı. 
 
Meğer evlerine gelen misafirleri saygı ifadesi olarak oraya oturttururlarmış. Arkadaş: ‘’ Mahir hocam 
 
oraya oturmasan alınırlar, oraya otur. ‘’ Deyince bende oraya oturdum. Selamün aleyküm diyen çoluk 
 
çocuk geldi. Diğer taraftan bir köşede hasta çocuk yatıyor ve diğer küçük çocuklar hasta ablalarını 
 
durmadan öpüyor... Kardeş her tarafta kardeştir. Belli ki hasta diye üzülüyorlar...
 
Arkadaşım biraz Arapça bildiği için onlarla konuşurken, bende hem dinledim hem de 
 
gördüğüm manzarayı özelde kendimle genelde çevremle hayalen kıyaslamaya çalıştım. Kim bilir belki 
 
size de uyan maddeler çıkar. Şöyle ki;
 
• Kahvaltıda zeytin, peynir, reçel türü on çeşit olmasına rağmen bazen çocuklarımız yine mi 
 
aynı şeyler mi yiyeceğiz diye burun kırıştırıyor mu?
 
• Ben akıllıyım ama telefonum akıllı değil diye çocuklarımız strese giriyor mu?
 
• En basiti bir ayakkabı alırken marka takıntısı yüzünden çocuklarımızla iletişim bozukluğu 
 
• Halının rengi soldu, koltuğun süngeri yumuşadı, vitrinin modası geçti, gün 
 
arkadaşlarımdan utanıyorum bizde eşyaları yenileyelim türü istekleri eşlerimizden sıkça duyuyor 
 
• Yeni aldığımız sıfır daireye daha taşınmadan, parkesinden balkonuna kadar, gerektiğinde 
 
söküp son model olsun diye yenileyebilmenin gayreti içinde oluyor muyuz?
 
• Biz beyler, altımızdaki birkaç yıllık arabayı değiştirip sıfır model arabaya sahip olabilmek 
 
için durmadan hesap kitap yapıyor muyuz? 
 
• Daha kış başlarken yazın hangi sahilde beldesinde tatil yapabilmenin hesabını kitabını 
 
30 yıl önce bir yakınımın evine gelen misafirlerden birinin eşi evdeki tüm elektronik eşyaları 
 
tek markaya değiştirdiklerini gururla anlatınca çok garibime gitmişti. Çünkü o yıllarda bizim 
 
evlerde daha buzdolabı harici elektronik eşya yoktu. Birinde hiç yok diğerinde tek marka hastalığı ne 
 
‘’Ayakkabımın markasından muzdarip olurken, ayaksız adam gördüm’’ misali kendimden 
 
utandım. Şükür noktasında ne kadar mesuliyet içerisinde olduğumuzu düşündüm. Keşke... Keşke... 
 
Keşke... Dedim. Ben hayal âleminde seyrederken birde baktım su bardağında çay önüme gelmiş.
 
Savaşlarda en çok ıstırabı çocuklar, yaşlılar, kadınlar çeker. ‘’Zaman geçer... Önce yaralar 
 
kabuk bağlar. Sonra unutur yaranın acısını beden. Ancak ne tenden silinmiştir izleri ne de 
 
yürekten’’ (T.Mıhçı) Dolaysıyla bun tür çocukların oyunu askercilik üzerine olur. Merkezde okul 
 
müdiresi olan Meltem Hanım Suriyeli çocukların teneffüste oynarken asker, silah ve korunma üzerine 
 
oyunlar oynadıklarını anlatmıştı. Diğer taraftan delme çatma evler, hijyenik olmayan ortam, kalabalık 
 
nüfus ve onların yemeği, temizliği kadınlar için sanıldığı kadar kolay olmasa gerek.
 
Netice olarak; sevabıyla günahıyla kim ne olursa olsun her şeyden önce insandır. Ve en doğal 
 
hakkı olan güvenli yaşam hakkına sahiptir. Biz millet olarak zor durumlarda ekmeğin yarısını değil 
 
hepsini verebilen bir yapıya sahibiz. Ama bunun için bazen gönül dünyamız zengin olsa da elimizin 
 
cebimize daha kolay gitmesi için bir arkadaşımızın, dostumuzun hatırlatmasını bekleyebiliyoruz.
 
Bu nokta da lütfen biraz daha duyarlı olmaya çalışalım. ‘’Önüne setler konulsa da hayata dört 
 
elle sarılmalı insan. Kendi ışığını kaybetmişken başka gönüllere fener olmaya çalışmak ne büyük 
 
nimettir’’(Tuğba Mıhçı) sırrınca bardağın dolu tarafına bakalım. Çocuklarımızla dışarıda yiyeceğimiz 
 
bir yemeğin bedelini sanki yedik deyip onlara ulaştırmaya çalışalım. Bayanlar olarak GÜN parasıyla 
 
alıp bayramdan bayrama kullanacağınız bir eşyayı SANKİ ALDIM DEYİP ’Sevindiren – 
 
sevindirilir’ niyetiyle ücretini onlara ulaştıralım. Apartman olarak (gün arkadaşları olarak) bir 
 
muhtaç aileye göz kulak olalım. Başımıza gelebilecek bela ve musibetlere kalkan olabileceğini 
 
düşünelim. Hatta poşetleri çocuklarımızla beraber kendi elimizle teslim etmeye çalışalım.
 
Unutmayalım ki bu durum, ‘’Telkinden çok temsil önemlidir’’ sırrınca çocuklarımız üzerinde tarifi 
 
mümkün olmayan tesirler bırakır. 
 
‘’Her şey var bir şey yok / stresteyim dostum streste’’ türküsünü unutturup ‘’halimize ne 
 
kadar şükretsek azdır’’ türü cümleler kurdurur. Siniri, stresi, dertsiz derdi bertaraf eder. Psikologlara, 
 
psikiyatrilere gitmeye gerek kalmaz. İnanmazsanız deneyiniz.
 
ÖZETİ: ‘’Görebilmek – verebilmek iki kelime / yapılan hiç bir iyilik boşa gitmez biline’’
 
 ( yazara öneri- eleştiri: 536 5681141)


Paylaş | | Yorum Yaz
1379 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı