OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
OSMANCIK’TA SEL FELAKETİ (2)
03/06/2014


Osmancığı sel aldı

Acısı yüreklerde kaldı

Acaba KİM ne ders aldı?

Bunun cevabı, gelecek zamana kaldı

Lakin geçmişin cevabı da biraz avaraydı

Çünkü gerekli ders ülkemde dünden hiçbir zaman alınmadı 

Millet olarak topyekûn temel afet bilincine bir türlü varılmadı

Akıbet çocuklar öksüz yetim kaldı. Analar, babalar, eşler ağladı

*

26.5.2014 günü akşam saatlerinde aniden başlayan ve iki saat süren sağanak yağış fırtına ve 

akabinde meydana gelen sel ilçede büyük zarara yol açtı. ‘Kurt dumanlı havayı, afetler unutulmayı 

bekler’ hesabı bu sel belki de son 50 yılın en büyük felaketiydi. Metre kareye 61,4 kilogram yağmurun 

düştüğü ilçede kuzeyinde bulunan Tillim çayının taşması sonucu D-100 karayolu bir süre trafiğe kapandı. 

Dolaysıyla yol güzergâhında uzun araç kuyruğu meydana geldi.(Bu tür yolların geçtiği güzergâhlarda 

meydana gelebilecek afetler çok önemlidir. Trafik bir tıkanırsa ortalık ana baba günü olur. Acil araçlar 

yol bulamaz. Bazen alternatif kısa yolların bulunması da mümkün olmaz. Bunun için Japon usulü sosyal 

anlaşmalı eğitim…) Trafiği alternatif olarak şehir içinden sağlanmaya çalışıldı. 200-250 civarında ev ve 

işyerini su bastı. İlçedeki hastane ve bazı okullar yine selden etkilendi. Bu arada selin etkisiyle çok sayıda 

araç hasar gördü. Diğer taraftan en acı durum ise Hicret cami civarında tıkanan rögar ızgarasını açmaya 

çalışan belediye işçisi sel sularına kapılarak kanalizasyon şebekesine düştü. 500 metre uzakta 

öğretmenevi önündeki açık kanaldan çıkartılabildi ama nafile hayatını kaybetti. Geçmiş tecrübelere göz 

attığımızda özellikle afetlerde canla başla koşuşturan fedakâr, cefakâr ama EĞİTİMİSİZ personeller 

kurtarayım derken kurtarılacak konuma düşüyorlar.

Bu tür büyük afetlerde temel afet bilincine sahip olmayan veya yeterli miktarda önemlerin 

alındığına güvenmeyen insanlar daha çok panikler. Bahçesine su dolanda; evini, iş yerini su basanda 

imdat! Diye bağırır. İhbarda bulunur, tekerrür ihbarlar olur. Şayet hemen ulaşamazsa NEREDE BU 

DEVLET diye ortalığı velveleye verir. Bu davranış türü her afet zedenin yapısında vardır. Bu arada yalan 

yanlış haberler ortalıkta cirit atar. Herkes ister ki kurtarma önceliği kendisine verilsin ama bu her zaman 

mümkün olmaz. Afette kuraldır yaralı varken, ölmüşe bakılmaz.

Keşke… Afetler akabinde yetkililer olarak ‘hasar 

tespitini çok iyi yaptık (geçmişte yaşandı) yerine olası afetlere, 

depremlere, sellere, yangınlara, kazalara karşı ÇOK İYİ 

HAZIRLIK yaptık diyebilsek… Çünkü millet olarak afetler 

sonrası yapılan harcamalar – koşturmacalar takdire şayandır 

ancak afetler öncesi yapılsa tüm afetlerdeki maddi-manevi 

zayiat minimum seviyeye inecektir. İnanmazsanız deneyin. 

GEÇMİŞTE BİR YETKİLİYE ‘bana çok değil 6 ay tam 

yetki verin eğer Çorum’da bir tane boğulma hadisesi 

olursa hesabını sorun… Bence çözümü farklı… En basiti 

uyarı levhaları bizim milletimizde işe yaramıyor. Adam uyarıya uymak yerine elbiseni levhanın üzerine 

asıp, (sanki askılık görüp) dibinde suya giriyor ve çıkamıyor.’ Demiştim. Afet eğitimi anaokulundan 

değil ana kucağından başlamalıdır. Ayrıca eğitimler bölgelerin özelliğine göre değişiklik arz etmelidir. 

H er eğitim her yerde aynı faydayı sağlamaz.

ÖZETİN ÖZETİ: Bizdeki aşırı tevekkül ‘ölüm gelmiş cihana, baş ağrısı bahane’ misali tedbiri 

engelliyor. Kaderde varsa olur denip geçiliyor. Hâlbuki tevekkül, dine veya dünyaya ait herhangi bir 

hususta, alınacak bütün tedbirler alındıktan, konu ile ilgili tüm girişimler yapıldıktan sonra, o işin 

neticesinin Allah'a bırakılmasıdır. Diğer taraftan herkesin bildiği Peygamberimizin devesini salıvererek 

Allah'a tevekkül ettiğini söyleyen bir bedeviye ‘Onu bağla da öyle tevekkül et’ uyarısı veya ‘ en iyi dua 

tedbirdir’ ihtarını maalesef tam algılayamadık veya işimize geldiği gibi yorumladık. 

Yıllar önce bir il müftümüzü ziyaret etmiş ve ‘Sayın Hocam CAMİLERİN KAPILARI

MUTLAKA DIŞARI AÇILMALI. Yoksa Allah korusun depremlerde, yangınlarda toplu ölümler olabilir. 

Çünkü normalde cuma, bayram veya teravihlerde cemaat çıkarken bile zorlanıyor. Bunu afetlerde

düşünürsek insanlar birbirlerini ezerler. Cami ayakta kalırken cemaat yerlerde yatar. Bu bağlamda sürekli 

yazan çizen biri olarak bir şeyler yapılmasını öneriyorum dediğimde, ‘UZMAN, BAŞIMIZA BİRDE 

ONU ÇIKARMA. CAMİLARİ ALLAH KORUR’ deyip, ciddiye bile almadığını görünce ‘hocam özür 

dilerim, inşallah öyle olur. Ben sorumlu olmadığım halde, sadece uyarma vazifemi yaptım. Yarın birinin 

burnu kanarsa ben uyarmıştım derim’ deyip çıkmıştım…

‘Geçmiş geçmiştir ama gelecek bizimdir’

(yazarla iletişim: 536 568 1141)


Paylaş | | Yorum Yaz
1299 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı