OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -3°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
BİR YIL DAHA GEÇTİ, SEVİNSEM Mİ - DÖVÜN SEM Mİ ?
30/12/2014
‘’Çocuktum,
 
Hep kardan adamlar süslerdi düşlerimi,
 
Büyüdüm,
 
Hep kandan adamlar oydular yüreğimi...’’ Evet; çocukluk, gençlik, orta yaşlılık ve ihtiyarlıkla devam 
 
eden bir hayat serüveni. Bu hayat yolculuğunda; gençler grup halinde, orta yaşlılar ikişer ikişer, ihtiyarlar 
 
ise teker teker yürürler. ‘ Gençliğin ihtiyarlığı kırk, ihtiyarlığın gençliği ise elli yaşıdır’ der büyüklerimiz. 
 
Buna göre herkes kendi durumunu görebilir.Biz belki farkında olmasak ta, zaman hızla geçiyor ve 
 
aynı zamanda gün günü aratıyor. Cahit Sıtkı’nın ifadesiyle; ‘ Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi 
 
resmime baksam ben değilim / Nerede o günler, o şevk, o heyecan / Bu güler yüzlü adam ben 
 
değilim / Yalandır kaygısız olduğum yalan...’
 
 Eflatun’a sormuşlar.İnsanları nasıl görüyorsun ? diye, O da: Hayret demiş;
 
Birincisi, insanlar çocukken birden büyümeyi istiyorlar.Birde bakıyorsunuz ki, büyüdükten sonra 
 
da keşke o eski günlerim bir geri gelse diye çocukluğunu özlüyorlar. Çünkü gençlik ilkbahar 
 
gibidir.Yaşlılık ise kışa benzer. Öyle bir kış ki, arkasından bir daha bahar gelmez. Geçenlerde emekli 
 
olacak bir arkadaş, 'Ahh... on beş yıl önceki zamanıma geri dönebilsem emekli ikramiyemin tamamını 
 
veririm' demişti.Bende parana yazık etme,nasıl olsa on beş yıl sonrasına geri geleceksin diye takılmıştım. 
 
İhtiyarlığında kendini yalnız bulan ve hastalıklarla boğuşan yaşlı bir amca, ‘ahh gençliğim geri gelse de 
 
yaşlılığın başıma neler açtığını bir şikayet etsem’ diye mırıldanmıştı.
 
İkincisi, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaya çalışıyorlar, bir de bakıyorsunuz ki hiç yaşamamış gibi 
 
çekip gidiyorlar.Şairin dediği gibi, ‘Niceleri gelip neler istediler / Sonunda dünyayı terk edip gittiler / 
 
Sende hiç gitmeyecekmiş gibisin değimli / Ama o gidenlerde senin gibi idiler ‘ hesabı. Hayat güzel, 
 
akıbet ölüm olmasa...Galiba öyle, dün kim gitti, bugün kim gidecek? Acaba yarın sıra nasıl takip edecek?
 
Üçüncüsü ise, insanlar gençlik yıllarında para biriktirmek için hep sağlıktan kısıyorlar. Ama 
 
birde bakıyorsunuz ki; yaş kemale erip hastalıklar bir bir gelmeye başlayınca, şu ( şeker, böbrek, 
 
tansiyon, kanser vs.) hastalığım bir gitse tüm servetimi vermeye hazırım diyorlar. Öyle değil mi, ‘geleceği 
 
kazanmak için, şimdiden fedakarlık yapmak ticarettir ‘ felsefesi veya ekonomik nedenlerle muhannete 
 
muhtaç olmamak adına, fedakarlığı hep kendimizden yapıp, çoluk çocuğumuz rahat etsin niyetiyle 
 
gençlik yıllarında geceyi gündüze katarak çalışmaya gayret ederiz. Tabiri caizse sağlığımızı ikinci plana 
 
atarız. Taki yaş kemale erip, hastalıklar alenen ortaya çıkıncaya kadar.... O zaman da bir bakarsınız ki, iş 
 
işten geçmiş oluverir.
 
O halde sen ne öneriyorsun bu insanlara diye Eflatun’a tekrar soruyorlar. Eflatun’da ‘’dünya da 
 
kendinizi sevdirmeye çalışmayınız. Ya sevilmeye bırakınız. Önemli olan çok şeylere sahip olmak değil, 
 
ihtiyaç halinde aradığını aradığın zaman bulabilmektir’’ diye cevap veriyor. Bu bağlamda, gençliğinde 
 
veya makam, mevki sahibi olup her türlü imkana sahipken, hayatının son deminde kalabalıklar içerisinde 
 
şairin ifadesiyle, ‘’ Zamanla anlıyor insan / Etrafındaki korkunç ıssızlığın / Yar olsun, dost olsun, 
 
ne arıyorsun / Adresi belli mi vefasızlığın ’’ hesabı sahte dostların terk edilmişliğine uğrayıp, yalnız 
 
yaşayanların sayısı acaba ne kadar, biliyor muyuz ? 
 
Eflatun’un önerisini, sivil savunma tedbirleri ile ilişkilendirmeye çalışırsak, ben size olası 
 
depremlere karşı evinizde ışıldak bulundurun derim, siz gider el feneri veya cep telefonunun lambalısını 
 
bulundurursunuz. Gece deprem olursa apartmanın dördüncü katından inerken size yol gösterir, cam 
 
kırıklarına basmamanıza vesile oluverir.Veya ben çadır bulundurun derim, siz gidersiniz beş metre 
 
naylon bulundurursunuz , deprem sonrası yağmur yağarsa sizi ıslanmaktan koruyuverir.
 
Her ne kadar rahmetli babam nüfus cüzdanımı ilkokul son sınıfta alsa da, 01 Ocak en azından 
 
benim de resmi doğum günüm ve üzerinden Bir yıl daha geçti / Sevinsem mi / Yoksa dövünsem mi? / 
 
Mazide acı tatlı hatıralar / Atide meçhul bir zaman / Biraz sonra başıma ne gelecek / Bilmiyorum 
 
hiç bir zaman / Yalnız bilinen bir gerçek var / O da her saniye yaşlanıyorum / Ve planlarımı alt üst 
 
edecek olan / Ölüme bir adım daha yaklaşıyorum / O halde söyler misiniz bana / Ey sadık dostlar / 
 
Bir yıl daha geçti diye / Nasıl sevineyim ben o zaman !
 
Netice olarak, ’ İnsanlar hangi limana ulaşmak istediğini biliyorlarsa onlar için her rüzgar 
 
uygundur’ (Senaca) sözünden hareketle, yeni yılda savaşların yerine barışın, dostluğun, kardeşliğin; 
 
afetlerin yerine afiyetin gelmesi temennisi ile yeni yılınızı en kalbi dileklerimle tebrik ederim. 
 
Tüm dostlara, selam, saygı ve dualarımla... ( yazara telefon etmek için: 536 5681141)


Paylaş | | Yorum Yaz
1260 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı