OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
A. Mete IŞIKARA
03/02/2013
Ölüm kaş ile göz arasında' veya Mevlana'nın ifadesiyle iki ezan ortasında olup, her canlı bunu tadacaktır. Ölüm kaçınılmaz olduğuna göre, insanoğlu da haklı olarak ölümünde, yaşamında hayırlısını ister.
Dün akşam Prof Dr A. Mete IŞIKARA hocamızı kaybettik. Namı diğer ‘DEPREM DEDE'Yİ' ülkemizde tanımayan yoktur. Kandilli Rasathanesi müdürü olarak görev yaparken pek gündemde yoktu. Türkiye'nin en önemli depremlerinden biri olan Marmara depremini rasathane müdürü olarak sorumlu karşıladı. Çok iyi bir performans göstererek, depremi soğukkanlılıkla karşıladı. O günden bugüne verdiği mesajlarda, olası depremlere karşı hazırlıklı olmamızı isterken, korkudan ziyade motive edici, sakinleştirici Türkiye tarafından merakla takip edildi. Her sohbeti ve kendisiyle barışık hali büyükler kadar küçüklerinde dikkatini çekti. Kendisi de bu depremle beraber ülke gündemine girdi ve ünlendi.17 Ağustos depremiyle beraber siyasetle, bürokratla ve özellikle basınla ilişkilerini geliştirdi. Bu durum ülkemizde deprem ağının gelişmesine olumlu yansıdı.
‘'Bir memleketin en büyük hainleri işlerini güzel yapmayan ve takip etmeyenlerdir. Bundan daha büyük bela olmaz' (Mert Çelik sahibi) derken, bir başkası ‘Hayatın külü olmayın, koru olun, ısıtın, lezzet alın. Kendini yetiştirmeyen insan duman olur' diye tavsiye de bulunur.
Işıkara hocamız,'Başarılı kişi, kayıtsız kalmayacak kadar kaygılı, korkmayacak kadar sakin, hareketsiz kalmayacak kadar yoğun, yaşam yorgunu olmayacak kadar dirgin, olduğu yerde duramayacak kadar hırslı olmalı' sırrınca, ilerlemiş yaşına rağmen çocuklarla çok güzel iletişim kurdu. Bir anda olanların DEPREM DEDESİ oluverdi. Özellikle son yıllarda buna daha çok önem verdi. Sadece sözlü veya yansıda görsel olarak değil, deprem dede olarak gün oldu sıra kenarına, gün oldu duvar dibine korundu. Daha da olmadı çocuklarla beraber başını koruma altına alarak dışarı tahliye oldu. 'Söylersen unuturum, yazarsan yarısını hatırlarım ama yaptırırsan ve sende yaparsan hiç unutmam. İhtiyaç halinde aynen uygulamaya çalışırım' sırrınca bizzat uygulamanın içinde bulundu. Okul ziyaretlerinde minikler onu çok sevdi. Deprem dede, deprem dede deyip, bacaklarına sarıldılar. O da bundan büyük mutluluk duyardı.
İstanbul'da sık sık ziyaret ettiği bir okulda, deprem tatbikatı için teneffüste alarma basınca bahçe de oynayan çocukların içeriye girerek sıra altına saklanmak için koşuşturduklarını gözlemledi ve afet eğitimindeki yanlışlıkları medya aracılığıyla paylaştı ve ‘işte bakınız afet eğitimindeki halimize' dedi.
Sivil savunma uzmanları derneği tarafından Antalya'da geleneksel olarak düzenlenen seminerlere konuşmacı olarak katılan Işıkara Hoca ile yakın sakın sohbet etme imkanı bulmuştum.Özel İdare Sivil Savunma Uzmanı Taner İspir arkadaşımız ve ben Sayın Işıkara hocamızla bir köşede oturup afet, deprem ve bu noktalarda neden sınıfta kalıyoruz konularında uzun uzun sohbet ederken, bir ara; ‘Sayın Hocam, sizin yeni başlattığınız (din görevlileri, muhtarlar, cami cemaati, velileri bilinçlendirme ) projeleri biz 10 sene önce Çorum'da başlattık.Ama etiketimizde Prof, namımızda DEPREM DEDE olmadığı için Türkiye gündemine oturamadık' dedim. Ve peşinden okullarda farklı bir tarzda yapılan deprem ve korunma yolları çalışmalarımızı anlatınca, dikkatini çekti. 'Bu yaptıklarınla ilgili elinde belgen var mı?' diye sorunca, bende ‘ elbette var hocam' deyince, beni menajeri ile tanıştırdı. Ve o belgeleri bir dosya halinde kendilerine iletmemi istedi. Yaptığı bir projede Çorum yoktu.Bu sohbetten sonra o programa Çorumu da aldı....Bende 60-70 sayfalık bir dosya hazırlayıp, Ankara'da ilgili arkadaşa verdim.
Rahmetli Işıkara hocamız, sivil savunma uzmanlarını çok önemserdi. Her vesile ile bu teşkilatın bel kemiği olan sivil savunma uzmanlarına gereken maddi-manevi desteğin mutlaka verilmesini arzu ederdi. Sivil savunma teşkilatının değişime uğramasıyla beraber, yıllarını bu mesleğe veren sivil savunma uzmanlarının atıl durumda kalmasının ülke açısından kayıp olduğunu düşünür ve bu nokta da etkili ve yetkililerle her görüşmesinde biz uzmanlar lehine bir şeyler yapabilmenin gayreti içerisinde olduğunu anlatmıştı.
Bir dönem siyasete soyunduğunu, bunda asıl amacının depremler açısından mecliste etkili olabilmek ve yıllardır savunduğu afet zararlarını en aza indirme projelerini hayata geçirebilmek olduğunu ama seçilemediğini anlatmıştı.
Bir yazar, ‘Başarılı kişi, kayıtsız kalmayacak kadar kaygılı, korkmayacak kadar sakin, hareketsiz kalmayacak kadar yoğun, yaşam yorgunu olmayacak kadar dirgin, olduğu yerde duramayacak kadar hırslı olmalı' der. Bu bağlamda, Işıkara Hoca bir dönemi başlattı. ‘Hayatın gerçek amacı bilgi değil, eylemdir' (H.Ford) sırrınca Türkiye'de ilk defa Ankara Kocatepe camisinde ‘Deprem ve zararlarını azaltma' konusunda merkezi sistemle 800 bin kişiye vaaz (konferans) verdi. Bu konuların cami cemaatine ulaşması açısından çok önemli uygulamadır. Doğrusu imkân verilirse, ‘deprem, ev kazaları' konulu BİR KONUŞMAYI BENDE ÇORUM ULU CAMİDE YAPMAK isterim.
Prof Dr Haluk Erdoğan'ın ifadesiyle; 'Işıkara Hoca kendisini Türkiye'de deprem zararlarının azaltılmasına vakfetti. Ömrünün son demine kadar da bunu sürdürdü.'
Usta şair Yavuz Bülent ölümün gizliliğini anlatırken, ‘‘Düşündüm musalla saltanatımı / En son bineceğim tahta atımı / Bir ayna karşısında kravatımı / Takarken ölebilirim'' diyor. Ömür bir vesile ile bitiyor. Akif Dedemizin söylemiyle,'İnsan ölürse eseri, merkep ölürse semeri' miras kalıyor. Önemli olan olumlu, insanlığın faydasına bir eser bırakabilmek. Yoksa gerisi angarya. Sayın Başbakanımızın ifadesiyle; (2007)
‘'Cumhurbaşkanı olsan da, başbakan olsan da ne çıkar? Musalla taşına konunca BAŞBAKAN NİYETİNE denmiyor. ER KİŞİ niyetine deniyor. Ve akabinde 5-6 metre kefenle toprağın kara bağrına iniyor...'
Hey gidi Koca Çınar hey!.. Sana da kalmadı bu yalan dünya, demek,
Bundan sonra çocuklar, tatbikatlarda DEPREM DEDE diye kime diyecek?
Başkasını bilmem amma, âcizane ben, konferanslarımda seni bir cümle yâd edecek
Allah rahmet eylesin.... Mekanı cennet olsun...


Paylaş | | Yorum Yaz
1876 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı