OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -3°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
KÖYLERDE SU SIKINTISI VE İSRAF
18/08/2014

Su: üzerine şarkılar, türküler, güzel sözler söylenmiş, sayısız yazılar yazılmış, canlıların yaşaması için hayati öneme sahip en önemli nimetlerden biridir.
 
Suyun alternatifi yoktur. En küçük canlı 
organizmasından
en büyük canlı varlığa kadar bütün biyolojik hayatı ve insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur.
Su hayattır, sağlıktır, ferahlıktır, gelecektir. Dünya ya gözünü açan bebek annesinin kucağında 
 kendini suda bulur. Yine ecel gelip dünyadan ukba âleme göçüp giderken teneşir tahtasında kendisini suda bulur. Susuz hayat düşünülemez. Susuz kalan bir beden de böbrekler 40 -50 saat geçince su su diye alarm vermeye başlar. Dünya da ki suların % 2,5’i tatlı sudur. Bunun da % 70’i buzullarda, toprakta, atmosferde, 

yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır. Dünya nüfusunun hızla atmasına mukabil su 

kaynakları sabit olduğundan her geçen gün su ihtiyacı biraz daha atmaktadır. Özellikle son 30 yılda artan 

dünya nüfusu ve buna bağlı olarak oluşan su talebi, küresel bir su krizini gündeme getirmiştir. ‘Gelecekte 

savaşlar su yüzünden olacak olup en riskli yer ise Ortadoğu’dur. ABD’nin politikası devletleri 

kontrol için enerjiyi, insanları kontrol için içme suyunu kullanmaktır’ (Kanal A) Bir araştırmaya 

göre, dünya nüfusu 19. Yüzyıla oranla 3 kat atmasına rağmen, su kaynaklarının kullanımı 6 kat attığı 

belirtilmiştir. ‘’Sıza sıza göl olur / Akar gider yol olur / Bugün suyunu israf edersen / Gelecekte torunların 

susuz kalır’ sırrınca şimdiden topyekün bilinçlenme sağlanmazsa 2050 veya 2100 yılında Türkiye’yi çok 

ciddi bir su krizi mücadelesi beklemektedir.

Dedelerimizin anlattığına göre eskiden şehirlerde ve özellikle köylerde kışlar çok çetin 

geçer, dağlara 1 metrenin üzerinde kar yağarmış. Bu durumda hayvanlarını ahırdan, ağıldan bir iki ay 

çıkaramadıkları olurmuş. Her köşe başında eşmeler bulunur, çaylardan gürül gürül sular akar, yağan karın 

ilkbaharda erimeye başlamasıyla gelen sellerden derelerde karşıya geçmek pek mümkün olmazmış. Şimdi 

köye gittiğimizde, orman köyü olmasına rağmen bırakın dağda bayırda köşe başlarındaki eşmeleri, köy 

meydanındaki koca koca su oluklarını, bir zamanlar üstünden karşıya zor geçilen derelerdeki suların bile 

kurumuş olduğunu görüyoruz. Vatandaşın temel ihtiyacını karşılayacak suyu her zaman bulamadığını ve 

bu işin sonunun pek hayra alamet olmadığını köyde ikamet eden yaşlılarımızdan dinliyoruz. Hatta bazı 

köylerimize tankerle taşıma su takviyesi yapıldığını öğrendiğimizde diyoruz ki; her şeyin sonu olduğu gibi 

elbette suyunda bir sonu vardır. ‘Derin bilgi rahatsızlığı, rahatsızlıktan önce; tehlikeyi tehlikeden önce; 

yıkımı, yıkımdan önce; felaketi, felaketlerden önce görebilmektir.’ Bu nedenle, ‘dedelerin hatasını torunlar 

çeker veya bir neslin kaderini bir önceki nesil tayin eder’ misali gelecekte torunlarımızın susuzlukla 

baş başa kalmaması için bugünden tezi yok toplumsal seferberliğin başlatılması gerektiğine inanıyoruz. 

Yoksa ‘bahçem kadar yağmur, pencerem kadar güneş, ben günümü gün ederim, gelecekten bana ne 

kardeş’ dersek yarın çok geç olabilir. 

Biz enerji kaynaklarını hoyratça kullanırsak bizden sonrakiler 

ne yapacak diye her fert kendini mutlaka sorgulamalı. ’Ön 

tekerleği arka tekerlek takip eder’ hesabı önce resmi kurumlar 

örnek olmalı. Akabinde aileden başlamak üzere toplumun her 

kesiminde samimi duyarlılık oluşmalı. İşte size Japonya’dan 

çarpıcı bir örnek; 

Japonya’da evde kullanılan sular bir ara 

ücretsize dönüştürüldüğünde, ülke genelindeki kullanımının büyük oranda düştüğü gözlenmiştir. Sebebi 

araştırıldığında; Japon halkının; ‘’ Önceden kullandığım suyun ücretini kendim ödüyordum. Bu durumda sadece kendime karşı sorumluluğum vardı. 

Şimdi ise benim adıma devletim ödüyor. Dolaysıyla benim sorumluluğum bir kat daha arttı. O halde; daha 

çok dikkat etmeliyim. Çünkü ben gereksiz yere fazla harcarsam gelecekte devletim sıkıntıya girer ve istese 

de bana sahip çıkamaz. Ben mağdur olurum. Bu nedenle devletimin sıkıntıya düşmemesi için su 

kullanımımda benim daha çok hassasiyet göstermem lazımdır’ diye düşündüğü ortaya çıkmıştır. Allah 

aşkına bir bakın. Dinleri, dilleri uymuyor lakin şu toplumsal duyarlıkları takdire şayandır. Ya 

bizler, ‘’Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez’’ (Araf suresi) ‘’Nehir 

kenarında bile abdest alırken israf etmeyiniz’’ diyen bir dinin mensubuyuz. Âmâ gelin görün ki, en basiti 

şadırvanda abdest alan hacı amcam çeşmeyi son ayar açıp şarıl şarıl akıtıyor. Namaz için camiye 

girdiğimizde imam efendi bir düğmeye basıyor gündüz gözüne maşallah 5 tane florsan lamba birden 

yanıyor. Köyün üst tarafına su çıkmazken alt taraftaki vatandaşım toprağın altına gizlediği hortumu 

bahçesine gecenin ahirinde tutuyor. Veya apartman görevlisinin su ücretini apartman ödüyorsa % 90 

herkesten fazla geliyor. Diğer taraftan resmi kurumlarda kışın kalorifer peteğinin ayarını kısmak yerine 

pencereyi açmayı adet edinen sevgili kamu görevlilerini görüyoruz. Bu örnekleri saymakla bitiremeyiz. O 

halde söyler misiniz bana, nehir kenarında bile abdest alırken tasarrufa riayeti emreden dinin muhatapları 

olarak vebalimiz hangi safhada?

 Fakirlik gelmeden önce zenginliğin, hastalıklar gelmeden önce sağlığın, yaşlılık gelmeden önce 

gençliğin, meşguliyet gelmeden önce boş vaktin kıymetini bilmek adına; sudan - enerjiye, gençlikten – 

sağlığa, özelden genele doğru hesap ederek ‘’ ben beni düşünürüm demek yerine; ben benimle beraber 

tüm dünyayı düşünmek zorundayım ’’ diyebilmeliyiz. Gelecekte de yaşanabilir bir dünya için hayatın her 

safhasında israftan kaçınıp, tasarrufa riayet etmek zorundayız. Bu nokta da köylerdeki sulama kanallarının 

modernize edilmesi, evlere su sayaçları konması gibi devletimizin yapacağı işlerin yanında en önemlisi 

yapılan uyarılara vatandaş olarak topyekün riayet edilmeli ve en alt bireyden üst yöneticiye kadar İSRAF 

kelimesi yaşam tarzımızdan silinmelidir. Bunun için tabiri caizse insanlar ya Allah’tan ya da devletten 

gerçek manada korkmalı. Daha doğrusu bu korku sevgiye dayanmalı. Bunu becerebilirsek inanıyorum ki; 

Türkiye bir Türkiye daha olacaktır. Bu potansiyel bizim özümüzde mevcuttur. Sadece ciddi bir silkinmeye 

ihtiyacımız var. İnanmazsanız bir deneyin. 

 Atalarımızın dediği gibi ‘taşıma suyla değirmen dönmez’. Çileyi dedelerimiz çekti. Biz artık 

ehli keyif olduk. Köylerde ve şehirlerde rahatlığa alıştık. Allah korusun çok değil 6 ay su sıkıntısı çeksek 

dünya zindan olur. Deprem sonrası yaşanan birkaç günlük sıkıntıya dayanamıyoruz. ‘Nerede bu devlet 

diye!’ haykırıyoruz. Her şeyden önce teknolojinin rahatlığına alışan hanımlarımız isyan eder. Bin bir türlü 

hastalıklar meydana gelir. En basiti şehirlerde ihtiyaç gidermek için girecek umumhane bulamayız. Bugün 

Afrika’da susuzluk nedeniyle çocuklar sıfır tıraş ediyor, nemli havluyla banyo yaptırılıyor. Gerisini varın 

siz düşünün. Enerji kaynaklarımızı hovardaca telef ettiğimizde yarın aynı konuma düşmeyeceğimizin 

garantisini verebilir misiniz? Elbette veremezsiniz. O halde gelin hep beraber geç kalmadan, olası afetlere 

karşı sorunlu değil sorumluluğunun bilincinde olan bir toplum olma yolunda emek verelim. Bilinçlenme 

zincirini kırmak yerine bir halka da biz olmaya çalışalım. ‘Her bolluğun bir kıtlığı olur - suyunu sakın 

israf etme ne olur’ eşe dosta haykıralım. Çünkü:

‘Su nimet demek / nimete hürmet gerek / hepimizin görevi suyu israf etmemek’

(TEL: 536 5681141)


Paylaş | | Yorum Yaz
1612 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı