OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
KİRACI – EV SAHİBİ
04/09/2013

 

              


 


       Büyüklerimiz dualarında dünyada mekân, ahirette iman demişler. Diğer taraftan iyi komşu, iyi binek, iyi ev istemek insanoğlunun hakkıdır derler. Dolaysıyla mekân hayatımızın vazgeçilmez ihtiyaçlarındandır. Çünkü ilk insan Hz Âdem (AS)’dan itibaren insanoğlu korunmak için hep kendine bir yer aramış, bazen kaya, bazen ağaç kovuğunda kendine mekan tutmuştur.


        Dünya bir imtihan dünyasıdır. Dolaysıyla insanların imkânları da farklılık arz etmektedir. KİMİ KİRADAN KURTULUP BAŞINI SOKACAK BİR GÖZ ODA İSTERKEN, KİMİ DE LÜKS VİLLADA STRESE GİRER, daha ötesini ister. Varlık içerisinde gönül sıkıntısı çeker. Kim bilir belki de gözünü sadece toprak doldurur.


         Kiracı: Kelime olarak bir ücret mukabili geçici olarak kullanan arazi, iş yeri,  ev, araç türü şeylerdir. Yani mülkiyetine sahip olmadığı malı ücreti mukabili emanet olarak kullanan demektir. Durum böyle olunca emanete hıyanetlik yakışmaz. İmkânlar oranında kendi öz malı gibi muhafazası gerekmektedir. Fakat insanlar bazı güzel hasletlerini kaybettikleri için bazen bilerek veya bilmeyerek emanete hıyanetlik ediveriyorlar. Örneğin sıfır teslim edilen bir daire ilk kiracıdan sonra tanımaz hale gelir. Kapılar, pencereler, vernikler çizilmiştir, prizler, fayanslar kırılmıştır. Daha neler, neler… Bu noktada şu hikâye her şeyi anlatıyor. Bir zamanlar;


          Devesiyle çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükte yürüyen, susuzluktan dudakları kurumuş, bir adama rastlamış. Adam bedeviyi görünce su istemiş. Devesinden inmiş ve ona su vermiş. Suyu içen adam birden bedeviyi itip deveye binerek kaçmaya başlamış. Bedevi arkasından bağırmış: ’Tamam deveyi al git ama senden bir ricam var. Sakın bunu kimseye anlatma’ Bu isteği tuhaf bulan hırsız bir an duraklayıp sebebini sormuş: ‘Eğer anlatırsan’ demiş bedevi ’ Bu her yere yayılır. Ve insanlar bir daha çölde susuz birini görünce yardım etmezler…’’


          Bedevi gibi derdimiz deve değil de, kötülüğün yayılmasını önlemek olsaydı, kim bilir millet olarak şimdi çoğu şeyleri halletmiş olacaktık. Kendi nefsimde dahil olmak üzere, iyiliklerden ziyade kötülüklerin yayılmasına çanak tutuyoruz. Eşe dosta güzelliklerden ziyade, çirkinliklerin reklamını yapıyoruz.


         Kıssadan hisse; önceki kiracıların faturasını sonrakiler öder. Yani ‘sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer’ misali ev sahibi akıllanır. Önce acımazsız olur. İşini sağlama almak adına yasal güvence ne varsa uygular. Bu durum karşısında kiracı, yüzüne söylemese de içinden: ’Ne hain ev sahibi, iyi ki bir evi var. Allah böyle gaddar adamları ev sahibi yapıyor. Mecbur olmasam evini tutmam…’ der. Ev sahibi de: ’En iyi okul tecrübedir.  Acırsan acınacak duruma düşersin. Emanet güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir. Bunun için başta acımayacaksın, resmi ne gerekiyorsa yapacaksın. Sonra ya kirayı, ya da elektriği, suyu, aidatı ödemiyorlar. Mahkemelerde sürünüyorsun veya insanın elini belaya koyuyorlar.’ Diye düşünüyor.


         Yukarıdaki anlatılanları karşılaştırdığımızda kiracı da, ev sahibi de haklı. Peki, haksız olan kim? El cevap: Emanete hıyanetlik ederek kötü örnek teşkil edenler. Geniş cepheden bakıldığında özellikle Müslüman bir ülkede kiracı – ev sahibi problemi yaşanmaması lazım diye düşünüyorum. EV SAHİBİ FIRSATÇILIK YAPMADAN KİRACISINI MİSAFİR GÖRMELİ. KİRACI DA, UHDESİNE VERİLEN EMANETE HIYANET ETMEMELİDİR. Böyle olunca ev sahipleri evini kiralamak isteyen ameleye, ustaya, esnafa, öğrenciye, işçiye, memura, amire acaba korkusuyla yaklaşmaz. Ama bugün çevremize baktığımızda sütten ağzı yanan ev sahipleri ACABA sorusunu soruyor. Daha çok güvencesi olanları tercih ediyor. Kefil veya kapura talep ediyor.


         Vesselam ev sahibi Allah’ın kendisine verdiği nimeti fırsata döndürmediğinde, kiracı da: ‘Parasını veriyorum istediğim gibi kullanırım, kimse karışamaz yerine, adam bu daireye sahip olmak için acaba ne sıkıntılar çekti? Çoluk çocuğunun hangi temel ihtiyacını kısıtladı? Ücretini ödesem de bu bana emanettir. Öyleyse empati yapıp kendi evim gibi görmeliyim ve çoluk çocuğuma bu bilinci vermeliyim. Tahliye ederken de ev sahibine bir telefon edip, ‘evinize bir bakınız, bizden kaynaklanan bir zarar varsa telafi etmeliyim -  helalleşmeliyim’ (eminim ki kiracılar bunu söylediğinde dünyalar ev sahibinin olacak, ufak tefek arızalar olmuşsa boş ver araman yeter diyecektir. Bu inceliği Osmancık icra müd.lüğünde çalışan benim kiracım gösterdi. Tebrik ediyorum.) ve asla borç takmamalıyım ki, ev sahibim benden sonra gelecek kiracıya daha rahat versin.’ Düşüncesinde olduğunda her şey yolunda olacaktır. Sözleşmeye bile gerek kalmayacaktır.


      Farklı şekilde kiracıların azımsanmayacak kadar olduğu ülkemizde, kiracıların – ev sahiplerinin doğru iletişi için dikkat edeceği sosyal hususlar mini bir konu olarak ders kitaplarımızda yer alabilir. Daha küçükken çocuklarımız okullarda kiracı veya ev sahibi çocuğu olarak nezaket, emanet öğrenir. Aşağıda anlatacağım yaşanmış olayda takdire şayandır. Ev sahibi isek çocuklarımıza bi zahmet anlatalım.


     ‘Beşiktaş’taki evimizin bahçesinde eski bir bina vardı. Onları biraz düzene sokup bölümlere ayırdık. Ve kiraya verdik. Orda oturan kiracılar sık sık evimize gelir misafirimiz olurdu. Yine bir gün evde otururken başka bir tanıdığımız daha geldi ve onların kim olduğunu sordu. Bende bunlar kiracılarımız dedim. Bunu duyunca babam çağırdı ve dedi ki: ‘yavrum hiç öyle denir mi? Misafirlerimiz demeliydin. Kiracılarımız sözünde bir gurur ve enaniyet vardır’ Sen bu sözünle onları mahcup olabilirsin. Hâlbuki Allah bu nimeti bize başkalarına üstünlük taslamak için vermedi. Olsa olsa nimete şükretmek için verdi. Bende bir daha kiracımız kelimesini kullanmadım.’


       Ev sahibi ile aynı apartmanda kalan kiracılar bazen sıkıntı çekerler. Ev sahipleri yukarıda anlatılan türde inceliği çocuklarına tembih etmezlerse, gayri ihtiyari olarak ta olsa çocuk, kiracının çocuklarına karşı kendini üstün görebilir. Kızdığında ‘SİZ BİZİM KİRACIMIZSINIZ, BİZİM İSTEDİĞİMİZ OLUR’ diyebilir. Ben yıllar önce,  Ankara’da ev sahibiyle karşı karşıya duran bir yakınımın evine gittiğimde, eve misafir geldiğinde ev sahibi görmesin ‘burası Çorum’un oteli mi? diye gelen misafirlere kızıyor. Ayakkabıları merdivenden aşağı atıyor.’ korkusuyla ayakkabıları hemen içeri sakladığını hatırlıyorum. (iletişim: 536 568 11 41)


      



Büyükler der:


Dünya da mekân, ahirette iman


Rahat bir evde durmak ister her insan


Lakin dünya hali bu, kimi villada durur


Kimi de delme – çatma kulübede ölür


*


Bizde ev sahibi de – kiracı da olmak zordur


Kimi, zam yapmak için fırsat peşinde koşar


Kimi de, boşalan lüks dairesini görünce şaşar


Yeniden kiraya verirken hep önyargılı bakar


İşin özeti: Gidenin hatası hep geleni yakar


Menfaate herkes kendi cephesinden bakar


Vesselam, kiracıda – ev sahibi de olmak zor


 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1874 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı