OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
42 YIL SONRA İLK ÖĞRETMENİME MEKTUP
08/08/2014

Sevgili Öğretmenim;

Öncelikle selam eder, ellerinden öperim. Belki beni hatırlayamazsınız. Çünkü aradan kocaman 42 

yıl geçti. Ben Çorum / Osmancık / Seki köyünden. Öğretmenlik mesleğine köyümüzde başlamıştınız 

ve bizlerde ilk öğrencilerinizdik. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen köyümüzde sizlerin hala 

unutulmaması, sohbetlerde gıyaben övgülerle anılması herkese nasip olmayacak bir mutluluk. Zira Hz. 

Ali ‘’İnsanlarla öyle geçininiz ki, ölümünüzden sonra düşmanlarınız bile ağlasın’’ diye boşuna 

dememiş.

 Öğretmenim, bildiğiniz üzere köyümüz ilçeye yürüyerek 4 - 5 saat uzaklıkta bir orman köyü. 

Siz görev yaparken köyümüzde elektrik, su (terkos), telefon gibi temel ihtiyaçlar yoktu. Hayal meyal 

hatırladığıma göre köye yeni bir öğretmen geliyormuş deyince küçük büyük hepimizde bir heyecan 

oluşmuştu. Sizi karşılamaya köyden bir grup gitmişti ve sizin birkaç parça eşyanız, ilçeden traktörle önce 

Kızıltepe köyüne, oradan da merkeplerle köyümüze taşınmıştı.

 O zamanlar köyümüz bir başkaydı. Köyün nüfusu 400-500 kişiydi ve göç kelimesini kimse 

duymamıştı. Şimdi o insanların bir kısmı ahrete, bir kısmı da uydum kalabalığa deyip şehirlere gitti. 

Düğünlerde, bayramlarda bile köyünü hatırlayamaz oldu.

 Okulumuz bakımlı, temiz, bahçesi bizlerle cıvıl cıvıldı. Ne oyunlar oynardık sizlerle o bahçede. 

Kar yağdığında kartopu oynamak tarifi mümkün olmayan bir mutluluktu. Hele sizin iki elinizin üzerinde 

çimlerde yürümeniz bir harikaydı. Yerli malı haftasında toplu pikniğe götürürdünüz. Milli bayramlarda 

harmanda kutlama programları çerçevesinde deve güreşleri, çuval yarışları, yumurta yarışları... Daha 

neler neler... 

 Bilmiyorum hatırlar mısınız? Bir gün ders işlerken masaya oturdunuz, başınızı ellerinizin 

arasına aldınız HIÇKIRA HIÇKIRA AĞLAMAYA başladınız. Bir kısmımız bilmeden gülerken, 

bir kısmımız başladık ağlamaya. Ne biz sorabildik, ne de siz bir şeyler anlattınız. Sizin o halinizi 

hatırlayınca, inanın ciğerim parçalanıyor. Çünkü ben de görev yaparken aynısını yaşadım ve sizin 

gibi kimseye bir şey söyleyemedim, sır deposuna attım öğretmenim.

 Öğretmenim yaşlılardan dinlediğime göre o zamanlar köyümüz fakir ama gönlü zenginmiş. 

Yangınlara kâr, yalnızlara yâr, kimsesizlere var olunurmuş. Akşamları mehlelere gidilir, tatlı 

sohbetler edilir, kibrit, çorap vs. oyunları oynanırmış. Sizlerde başköşede şeref misafiri olarak bulunur, 

20-25 yaşlarında genç delikanlı olmanıza rağmen 70-80 yaşlarındaki dedelerimiz sohbetlerinizi pür dikkat 

dinlermiş. Benimde hatırladığıma göre, biz çocuklar utancımızdan kapı arkalarına saklanırdık. Köyde 5-6 

tane kahvane vardı. Buralarda oyun oynanmaz sohbet edilirdi. Ama ne sohbetler...

 Ben de köyün bir saat uzağında bulunan yayladan kendi başıma yürüyerek okula geldiğim için 

biraz tolerans gösterirdiniz. Öyle ki sene de 50-60 gün okula gelmediğim olurdu. Rahmetli babam, sabah 

erkenden bahçeden topladığı sebzelerden bir poşet elime tutuşturur, ‘’Oğlum bunu öğretmenine ver, 

taze taze yesinler’’ derdi.

 O zamana kadar köyümüzden hiç memur çıkmamıştı. Sizinle beraber ilkler yaşanmaya başlandı. 

Büyük abim, ablam hiç okula gitmemesine karşılık ortanca abim için, babamı ikna edip şehre okumaya 

göndermesine vesile oldunuz. Böylece şeytanın bacağı kırılmış oldu. Yani ilk defa köyümüzden bir 

mühendis çıktı. Tabi peşinden diğerleri... Zira köylü vatandaş çocuğunu yönlendirirken, ekseriya 

komşusunun çocuğuna bakarak, ‘’bak falanın çocuğu şu oldu sende onun gibi ol’’ diye yönlendirir.

 Öğretmenim şimdi köyümüze gelseniz tanıyamazsınız. Yol var, su var, elektrik var, telefon var, 

Internet var, arabalar var... Ama 42 yıl öncesinin samimiyeti, huzuru yok. Velhasıl eskiye nazaran 

imkânlar daha çok lakin o eski mutluluk yok... Yoğun göç nedeniyle o zamanki nüfusun % 95’şi 

şehirlerde. 

 Öğretmenim siz şimdi okulu da merak edersiniz. Keşke hiç hatırlatmasaydım da, 42 yıl önceki 

haliyle hayalinizde canlansaydı. Maalesef öğrenci yokluğundan okul kapandı. Bacası yıkık, kiremitleri 

kırık, camları kırık, bahçesinde in cin geziyor... Anlayacağınız virane... Geçen internette resmini gördüm 

de, oturdum ağladım öğretmenim. Biliyorum ki, bu satırları okurken yufka yüreğiniz dayanmaz 

sizlerde ağlarsınız...

 Öğretmenim biliyorsunuz, 5’nci sınıfı Çankaya’da bir okulda okumuştum. Okulda her türlü imkân 

vardı. Fakat ne acıdır ki, Anadolu’nun ücra köyünden gelip anne babadan ayrı olarak bir yakınının 

yanında kalan öğrencinin başı okşanmadığı, haliyle hemhal olunmadığı için O ÖĞRETMENİMİN ADINI 

DAHİ BİLMİYORUM. (yıllar sonra geçenlerde iletişim kurdum) O yılları hatırlayınca sizi daha çok 

özlüyorum.

 Şartlar çok değişti öğretmenim. Şimdi ekseriya öğretmen köylüyü, köylü de öğretmeni tanımıyor. 

Olur mu böyle şey? Demeyin, maalesef oyluyor. Çünkü öğretmenlerimiz köylerde ikamet etmeyince, 

iletişimde de ister istemez aksaklıklar oluşuyor. Geçenlerde İlçede ırmak kenarında otururken köylü bir 

vatandaşa ‘’Öğretmeniniz kim? Nereli?’’ diye sorduğumda ‘’Bilmiyorum, sabah gelip akşam gidiyor, 

okuyanda bebeğim yok’’ deyince hey gidi eski günler diye mırıldandım...

 Geçmişle bu günleri kıyaslayınca anlatılacak daha çok şeyler var ama sizleri daha fazla üzmek 

istemem. Hayatta iseniz sağlık sıhhat, hasta iseniz acil şifalar, ahrete göç etmişseniz rahmet diliyorum. 

 42 yıl önceki ilk öğrencilerinizden Mahir 

 NOT: Öğretmenimiz, Turgut Eraslan (Malatya) ve Yaşar Çetinkaya (Konya): 42 yıl aradan sonra bu 

bayramda öğretmenimizle iletişim kurabildik... Yaşananlar bir başka makalede inşallah...(536 5681141)


Paylaş | | Yorum Yaz
1323 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı