OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -3°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
NİÇİN YAZIYORUM ?
08/10/2013

 

 

‘’Hiç bir kişisel çıkar bulunmadığı zaman; iyi yazılır, iyi düşünülür’’ (Andra Gide) der. Bir başkası ise, ‘’Yazar, söyleyecek bir şeyler olduğuna inanan kimsedir’’ (H.Böll) demektedir. Bu bağlamda topluma bir şeyler verebilmek adına düşüneni, kafa yoranı, yazanı, çizeni severim. ‘’Yazana zorluk vermeyen yazı, okuyana zevk vermez’’ sırrınca hoşuma giderse baştan sona okurum, gitmese sayfayı hızlıca çeviririm. Yazmak zor iştir. Hele memur olarak yazmak bir kat daha zordur. Bazen niyetle, akıbet uyuşmaz. Bunun için ben kaleme aldığım her cümleyi yayına vermeden önce bir defa değil, üç defa okumaya çalışırım ki, sehven de olsa kimsenin yanlış anlamasına veya kırılmasına sebep olmayayım. ’’Bir amaç ancak yazıya geçildiği zaman güç kazanır’’ sözünden hareketle, özellikle deprem, yangın, NBC, ilkyardım vb. konularında şiir veya bilgilendirme yazıları kaleme alırken ayrı bir hassasiyet göstermeye çalışırım. Çünkü burada sehven kullanılacak bir hece bile yanlış tedbir almaya yöneltecek ve ihtiyaç halinde belki de o duyarlı vatandaşın zarar görmesine sebep olunabilecektir. Şöyle bir örnek verecek olursak, mesela arabalara yangın cihazı tavsiye ederken, arabanızda mutlaka CO2’li YSC bulundurun türü yanlış bir cümle kullandığımızı farz edelim. Bunu uygulamaya çalışan vatandaş aracında çıkan yangını bu cihazla söndürmeye çalışırsa ne olur? Yangını söndürür ancak 3 dakika sonra tekrar başlar ve araca, çevreye zarar verir. Çünkü bu tür cihazlar kapalı alan yangınlarında kullanılır. Dolaysıyla bu durumda yanlış bilgiyi veren vebale girer. Bunun için ağızdan çıkacak her söz, kalemden düşecek her yazı iki kere süzgeçlenmelidir.

 

Araştırmalarıma göre deprem, yangın, ev kazaları ve korunma, NBC vb. gibi sivil savunma konularında Çorum kadar basında yer alan ikinci bir ilimiz yok. Maalesef ülkemizde bu tür konulara yazarlar daha çok gündem oluşturduğunda makalelerinde yer verirler. Bu bağlamda bir Alman Profesör: ’’Türkler, toplum olarak bir afet meydana geldiğinde onu üç ay gündemde tutarlar. Adeta onunla yatıp onunla kalkarlar ama sonra tekrar yaşanıncaya kadar rafa atarlar.’’ Galiba biraz haklılık payı var gibi. En basiti bizde bile, bir deprem gündeme gelince kırk kişi arıyor, gündemden düşünce ‘BOŞ VER, Bİ ŞEY OLMAZ’ diyor. Olmadı, uyuyanı uyarıyor diye eleştiriyor…

 

Diğer taraftan zaman zaman pek kaleme alınmayan sosyal konularda (apartman, komşu, yaşlıların hayat hikâyeleri, çocuklarından ayrı bayram geçiren parçalanmış aileler vb.) köylerde yaşanılan ve şehirleşmeyle beraber unutulan örf ve adetleri şiirli makalelerle kaleme almaya çalışıyorum. Özellikle bu noktada yaşlılarımızdan önemli bir geri bildirim, teşekkür, dua aldığımı ifade etmek isterim. Beni en çok memnun edende gazetede, internette okuduğu veya torunlarının görüp anlattığı makalemin içeriğinin sanki kendisinden duyulup ta yazılmış olduğunu hissetmesidir. Yani yazının muhtevasında kendisini görmesidir.

*

TEMEL, DURSUN’U ÖVÜNCE

Dünya hali, Temel amir olmuş. Dursun da memuru. Dursun gecesini gündüzüne katarak işini en iyi şekilde yapmaya çalışır ama bir türlü Temel'e yaranamaz. Çünkü Dursun’u, Temelle aralarını açmak ve atide önünü kesmek için hep olumsuz olarak ispiyonlarlar. Durum böyle olunca Temel, Dursun’dan rahatsız gibi görünür ama bu durumu Dursun’a hiç söylemez. Hatta ara sıra gördüğünde ‘Aferin, bu şekilde çalışmaya devam et’ der. Zamanla Temel başka bir şehre tayin olur. Aradan biraz zaman geçer. Eski yerdeki durumla, yeni geldiği yerdeki durumu karşılaştır. Bakar ki arada bariz bir fark var. Temel, bu farkı görünce, toplantı da başlar eski görev yerindeki DURSUN’UN çalışmalarını örnek göstererek övmeye...  

Toplantıdan sonra oradaki memurlardan biri merak edip, Dursun'u arar. Dursun, seni tebrik ediyoruz. Ne kadar da çalışkanmışsın... İşini çok seviyormuşsun.. İşinin ehliymişsin... İşini dört dörtlük yapıyormuşsun… Senin eski amirin Temel, durmadan seni örnek gösteriyor bize deyince: Beraber çalışırken hiçte öyle yakınlık hissetmeyen Dursun: Uşağım selam söyle o eski amirim Temel'e 'BENİ ÖVMESİ İÇİN TAYİNİNİN Mİ, ÇIKMASI GEREKİYORMUŞ DE’ der...(Ya gitte bilem kıymeti, ya öl de bilem kıymeti)

*

‘’Allah bile kulları hakkındaki hükmünü ömürleri sona erdikten sonra veriyor da, biz aciz insanlar kim oluyoruz ki, onları BİRKAÇ DEFA GÖRMEKLE, haklarında iki üç yazı okumakla, BİR KAÇ DEDİKODU DİNLEMEKLE hüküm verebiliyoruz’’ (Dale Cargeine)

*

‘’Doğru söz nerden gelirse alınız, SÖYLEYENE değil, SÖYLENEN SÖZE bakınız’’ (Hz. Ali)

 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1521 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı