OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -3°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
TUVALETLERİ YAPMAK MI KOLAY - KORUMAK MI?
28/04/2014


Eskiden tanıdık olmayan birinin kızına dünürlüğe gidilince oğlan tarafından biri habersiz olarak 

tuvaletlerine gider bakar, kızlarına talip oldukları ailenin temizlik hassasiyeti ölçülür ve bu durum 

dünürlükte ayrıca değerlendirildi. Onun için özellikle köy yerlerinde evde genç kız varsa temizlik için biraz 

daha hassasiyet gösterilir, bu durumda ‘FALANLAR TEMİZ BİR AİLE’ diye olumlu reklam yapılmasına 

vesile olurdu. Teşbihte hata olmasın şehirlerinde bu kapsamda olumlu – olumsuz reklamı yapılır. Ben bu 

makaleyi kaleme alırken şube müdürü Hüseyin ÜNLÜ Bey geldi. ‘Dün Niğde’nin Altunhisar 

ilçesindeydim. Adamların caddeleri tertemiz. Umumi tuvaletlerine gidiyorsun yine aynı temizlik göze 

çarpıyor. Çok hoşuma gitti. Görevliyi çağırdım teşekkür ettim’ diye anlattı. Onun olumlu anlatması 

neticesinde bende meraklandım ‘ yolum o yakınlardan geçecek olsa ilçeye uğramak isterim’ dedim. İşte 

size en ucuz yoldan memleket reklamı

Maalesef bizim memlekette yapmak 

korumaktan daha kolay gibi geliyor. Çünkü 

güzel güzel eserler ortaya koyuyoruz ama kırkı 

çıkmadan bilinçli ya da bilinçsiz olarak zarar 

veriyoruz. Parklar, tuvaletler, çeşmeler, toplu 

ulaşım araçları, otobüs durakları, kamelyalar, 

sokak lambaları, ihata duvarları, trafik levhaları, 

trafolar, okullarda sıralar vb. bunlardan birkaç 

tanesidir. Peki bunları kim yapıyor? Ben, sen veya 

çocuklarımız. Neden yapıyor? Bunun kamu malı 

olduğunu bilmiyor mu? Bu konunun enine boyuna 

incelenmesinde fayda var. Eğitim sistemi 

içerisinde matematiği, feni, sosyalı öğretirken acaba TOPLUMSAL SORUMLULUKLARIMIZI tam 

öğretemiyor muyuz? Veya camilerimizde her hafta Cuma günleri yapılan VAZÜ NASİHATLERDE bu 

konular eksik mi kalıyor, yoksa tesir mi etmiyor? Acaba tekinden çok temsile mi ihtiyacımız var? Görülen 

o ki, bir yerlerde bir şeyler eksik. Çünkü bundan hepimiz mustaribiz. Hem milli servet, hem de hepimizi 

ilgilendiriyor. Aslına bakılırsa çaresiz de değiliz. Bunun için: 

• Kamu mallarının doğru temiz kullanımı ve en önemlisi toplum tarafından muhafaza 

edilmesi anaokulundan değil ana kucağından itibaren gündemimizde olmalı. Devamında okulda bebelere, 

camilerde babalara, basın yoluyla da tüm topluma sürekli eğitim verilmeli. TV dizilerine girmeli. ‘Ön 

tekerleği arka tekerlek takip eder’ misali etkililer, yetkililer, ünlüler daha çok hassasiyet göstermeli.(En 

basiti yolda seyahat ederken yanımızdaki çocuklarımız öndeki lüks arabanın camından sigara 

izmariti veya çikolata ambalajının atıldığını görmemeli) Bunun için KÖYLERDE – ŞEHİRLERDE 

KAMPANYALAR DÜZENLENMELİ. Herkesin hizmet aldığı bu tür ortak alanlarda 77 milyon 

insanın hakkı olduğu ve dolaysıyla buraya verilecek bir zararın hepimize yansımasının olacağı bilincini 

çocuklarımıza vermek zorundayız. Dahası zarar verenlerinde mutlaka bedelini ödemesi lazımdır.

İşte size harika bir Japon örneği. Japonya da bir ara telefonlar ücretsiz olunca toplam konuşma 

süresinin düştüğü görülür. Sonuç araştırılınca görülür ki, Japon halkı, ’telefonlar paralı iken sorumluluk 

şahsımıza aitti ama ücretsiz olunca TÜM JAPONYANIN SORUMLUĞUNU taşıyoruz. Madem devletimiz 

bize bu imkânı sunmuş bizimde daha tasarruflu olmamız lazım’ diye düşünür. Adamların dini uymuyor, 

dili uymuyor, yazılı olmayan sosyal sözleşmeleri takdire şayandır. Zaten Japonları Japon yapan unsurda 

milli değerlerine topyekûn sahip çıkmalarıdır.

Aslına bakarsanız bizim ülkemizde YAPMAK korumaktan daha zor olmalı. Koruma problemi 

olmamalı. Niçin mi? Çünkü İnancımız gereği öyle bilinçli olmalıyız ki, KAMU MALI DEYİP temiz

kullanımından muhafazasına kendi malımızdan daha çok hassasiyet göstermeliyiz. Hatta bu alanlarda

bekçilere bile gerek kalmamalı… Hepimiz birer bekçi olabilmeliyiz… 

Sahi biz dünden bugüne hangi değerlemizi kaybettik? Bizdeki BELEŞ ile Japonya da ki beleş 

arasında ne fark var? Sonuçlar neden çok farklı? Hadi bir düşünelim… (tel: 5365681141)


Paylaş | | Yorum Yaz
1279 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı