OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -3°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
‘KENDİMİ CEHENNEMDE – BUNU DA ZEBANİ ZANNETTİM !’
30/12/2014
Efendim; can tatlı, canan tatlı.Bir yerimizde küçük bir ağrı olsa veya bir iğne batsa sanki tüm can oraya toplanmış gibi feryat ederiz.
Bunda da galiba biraz haklıyız. çünkü; kurbanlık koçu kesmek için hazırlarken, ayaklarını bağlıyoruz, başını kapatıyoruz ama hayvancağız yine de ölmemek için çırpınıyor, bir çıkış yolu arıyor. Doğal afetlerde ve özellikle doğal afetlerin % 70’ şini oluşturan depremlerde korkuyla, panikle veya hiçbir şey yokken çok farklı olaylar yaşanabiliyor. Bu olayları sonra sağlam kafayla hatırladığımızda; bazen gülüyoruz, bazen ağlıyoruz bazen de başımızı avuçlarımızın arasına alıp 
 
kara kara düşünüyoruz... Bu bağlamda son yüzyılın en büyük afetlerinden olan ve binlerce vatandaşımızı 
 
toprağın kara bağrına alan Marmara depreminde onlarca farklı olayların yaşandığına ya bizzat şahit olduk 
 
veya medya vasıtası ile öğrendik. Bunlardan bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum. 17 ağustos 
 
felaketini unutturmamak adına...
 
 Marmara depremi tüm Türkiye’yi yasa boğduğu gibi dünya devletleri üzerinde de büyük tesir 
 
uyandırmış ve bu bağlamda 85 farklı ülkeden 100 küsur kurtarma ekibi bölgeye gelmişti. Dini, dili, teni 
 
farklı olan bu ekiplerle afetzede vatandaşlar arasında ilginç olaylar yaşanmıştı. Bunlardan bir tanesi de 
 
depremin kendini en fazla hissettirdiği ve deprem sonrası satılan ilaçların % 50 ‘sinin depresyon ilacı 
 
olduğunun ifade edildiği Sakarya İlimizde.
 
 Binlerce Sakarya ’lı gibi bu yaşlı teyze de enkazın altında kalmış ve depremin ilk saatlerinde 
 
elinden geldiği kadar imdat çığlıkları atmış ama sesini kimseye duyuramamıştı. Saatler geçtikten sonra 
 
bu evde yaşlı bir teyzenin yaşadığı ve enkazın altında kaldığı haberi yetkililere ulaştırılınca oraya zenci 
 
ekipten bir kişi görevlendirilmişti. Ekip personeli sınırlı ama kurtarılacak afetzede sayısı sınırsızdı. Bu 
 
nedenle duruma göre ekipler bölünüp birer ikişer çalışmak zorunda kalıyordu. Büyük uğraşı sonucu zenci 
 
ekip teyzeye ulaştı. Ulaştı ulaşmasına ama diyalog kurmak mümkün değil. Çünkü teyze; eline geçirdiği 
 
taş, kiremit, toprak ne bulursa kurtarma görevlisin üzerine atıyor. Atacak bir şey bulamayınca kendisini 
 
enkazdan çıkarmak amacıyla elini uzatan zenci ekip görevlisini kendine yaklaştırmamak için el kol 
 
hareketi yapıyor. Bu da yetmiyor başlıyor tükürmeye... 
 
 Zenci ekip başı ilk önce herhalde yerinden çok memnun ki çıkmak istemiyor diye düşünüyor. 
 
Daha bu işte bir iş var böyle olmaması lazım deyip yan binalarda kurtarma çalışması yapan Türk ekibine 
 
durumu anlatıyor. Türk ekibinden bir görevli geliyor ve enkaz altındaki teyzenin yanına yaklaşıyor. 
 
Bakıyor teyzenin aklı başında.Enkaz altında kalmış ama çok zarar görmemiş. ‘’Teyze uzat elini, seni 
 
buradan çıkarayım’’ diyor. Teyzemiz hemen uzatıyor. Böylece Türk kurtarmacı çekip çıkarıyor. Türk 
 
kurtarmacı teyzeye; ‘’ Teyze bu adama niye bu kadar eziyet ettin. Bak dünyanın ta neresinden seni 
 
kurtarmak için buraya gelmiş’’ deyince, teyze cevaben: ‘’ Ah yavrum, çektiğimi bir bilseydin. BEN 
 
KENDİMİ ÖLMÜŞ VE CEHENNEME GİTMİŞ SANDIM. BUNU DA ZEBANİ ZANNETTİYDİM! ’’ 
 
diye cevap veriyor.
 
 Neticeyi olarak; koyunu güden kurdu görür hesabı topraklarının % 99 ‘zu deprem bölgesi olan 
 
ülkemizde bizlerde depremlerin olduğunu zaman zaman göreceğiz veya bizzat yaşamak durumunda 
 
kalacağız. Bu sebeple, depremlerin afet yönünü değil de afiyet yönünü görmek istiyorsak; ki bunu 
 
hepimiz istediğimizi söylüyoruz. O halde; depremlerin en çok yaşandığı ama acının aynı oranda 
 
yaşanmadığı Japonya misali, topyekün olarak ‘’toplumda temel afet bilincinin’’ oluşması için 
 
köylümüze, şehirlimize, işçimize, ustamıza, memurumuza, amirimize... vesselam hepimize görev 
 
düşmektedir. Kim için derseniz. Elbette hepimiz için... (Yazara alo demek için: 536 5681141)
 
''Anlat bana uzmanım, bildiklerini anlat /// Belki birini uygularımda kurtulur bir hayat''
 
*
 
*
 
*


Paylaş | | Yorum Yaz
711 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı