OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -3°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
EKMEK İSRAFINI ÖNLEME TOPLANTISI NOTLAR -3
07/02/2014


 Ekmeğin anlamı bizim kültürümüzde nimettir. Nimet ise, özel, değerli, saygı duyulan 

manasındadır. Bir ekmeğin sofralarımıza ulaşması kolay değildir. Birçok aşamalardan geçer. Şöyle 

ki, tarla sürülür, tohumluk buğday ekilir, gübresi atılır, olgunlaştığı zaman biçilir, patoza verilir, sapı 

samanı ayrılır, değirmene götürülür, orada belli aşamalardan geçtikten sonra un olarak fırına getirilir, 

burada yoğurularak fırına hamur olarak girer pişer ve tezgâhta mis gibi kokusuyla yerini alır. Bazen 

zamanın çocukları yatarken, biz anne-babalar fırından ekmeği alır sofralarımıza getiririz. 

 Keşke anasınıfından itibaren o masum çocuklarımızı alıp; bir fırını, bir un fabrikasını 

gezdirebilsek ve ekmeğin sofralarımıza kadar gelen aşamalarını görsel olarak anlatabilsek. Küçük 

bir parça ekmeği İsraf ettiğimizde kimlerin yorulmasına sebep olabileceği mesajını verebilsek. Ümit 

ederim ki, o çocuk ömrü billah bunu unutmaz ve ekmeği israf etmez.

 Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi ekmek değerlidir. Bu değerden olsa ki, yaşlılarımız 

ekmeği taşırken göbekten aşağıda taşımamaya özen gösterir. Hatta ekmeği poşette sallayarak 

götüren bir çocuk görseler, ‘yavrum ekmeği aşağıda tutma, o nimettir’ diye uyarırlar. Ayakta 

ekmek yemek zorunda kaldığında nimet yere dökülmesin diye cep mendilinin üzerine koyup yemeye 

özen gösterirler. Sofrada yemek yerken masaya dökülen kırıntıları ısladıkları parmak ucuyla toplar 

ve ‘evladım nimetin bereketi buradadır’ derler.

 ‘’Dağ başına kış gelir, insan başına iş gelir’’ diye bir söz vardır. Bu bağlamda, zengin olsak bile 

ZAMAN ZAMAN SOFRALARIMIZDA BAYAT EKMEK BULUNDURMALIYIZ. Bulundurduğumuz bu 

bayat ekmekleri aile boyu tüketmeliyiz. Bu şekilde bir taraftan israfı önlerken, diğer taraftan olası 

depremlere, savaşlara karşı tatbikat yapmış oluruz. Yoksa el bebek gül bebek büyümüş, ömründe 

hiç bayat ekmek yememiş bir çocuk olası afetlerde, savaşlarda eline tutuşturulan üç günlük ekmeği 

görünce belki de halk tabiriyle burun kırıştıracak veya tüketirken zorlanacaktır. Örnek vermek 

gerekirse, herhangi bir yılan, akrep sokmasında panzehir olarak zehirlenmeyi önlesin diye Afrika da 

yeni doğan çocuklara zehir enjekte ederler.

 Ne gariptir ki, bugün dünyanın bir tarafında insanlar açlıktan, diğer tarafında obeziteden 

ölüyorlar. Veya tıka basa yiyip sonrada zayıflamak için diyetisyenlere koşuyoruz yahut ta kendimize 

göre formül arıyoruz. Bu bağlamda Rahim Er’in 23.4.2013 tarihli makalesinden şu mini alıntıyı 

paylaşmak istiyorum. ’’Eskiden esnaf da memur da evinden sefer tasıyla yemek götürürdü. 

Sonra sosyal devlet olunca iş yerlerinin öğün verme mecburiyeti geldi. Devrimizde az insan, 

sefer tası alışkanlığını korumakta. Sefer tasını yıllar sonra yeniden Amerika’da gördük. Orası 

sosyal devlet değil, yemek, servis, tazminat gibi mecburiyetler yok. İnsanlar, öğleleri ya cadde 

kenarındaki büfe-arabalardan bir şeyler alıp parklara açılıyorlar veya sefer taslarını açıyorlar. 

ABD göçmenler ülkesi. Herkes örfü ve âdetiyle gelmekte. “Obez”lik -hiç ihtimal verilmezdi 

ama- Türkiye’yi de tehdit etmekte. Yurdumuzda da bir hayli şişman insan gördük. Tedbir 

alınmazsa alıp başını gidebilir. Hâlbuki peygamberimiz ‘’ Acıkmadan oturma, doymadan kalk. ’diye 

o günlerden günümüze ışık tutuyor.’’

 Bugün İstanbul’da günlük çöpe atılan ekmek, Hollanda gibi bir ülkeyi doyurabilecek şekilde. 

Diğer taraftan Somali gibi birçok Afrika ülkesinde açlıkla mücadele ederken Türkiye'de her gün 

ortalama 10 milyon 80 bin ekmek çöpe atılıyor. Çöpe atılan ekmeklerin maddi tutarı ise 7 milyon 

56 bin lirayı aşıyor. Keşke fert olarak bir düşünebilsek, bu parayla ne okullar, hastaneler, otoyollar 

yapılır. Diğer taraftan tabakta bırakılan bir adet pirinç tanesi, Ankara’yı bir öğün besleyebilecek 

şekilde olduğunu ince hesap yaptığımızda görüyoruz. Bir tarafta maddi bağlamda neler kaybettiğimizi 

hesap ederken, o bir tarafta Afrika çöllerindeki bir deri bir kemik kalmış insanları ekranlarda görünce 

manevi bağlamda ne kadar sorumlu olacağımızı bilemiyor ve Yarab, bizleri açlıkla imtihan etme 

diyoruz.

 Yemekhanelerde, lüks otellerde veya bireysel olarak evlerimizde çöpe giden ekmeklerin hesabı 

verilemeyecek kadar çok. Ne zaman lokanta da yemek yesem, matematik öğretmenim Arslan 

GÜRSOY Beyi hatırlıyorum. Ortaokul yıllarında :’Çocuklar, siz siz olun lokantaya girdiğinizde 

ekmeği bölüp bırakmayın. Ya böldüğünüzü bitirin ya da hiç bölmeyin. Çünkü sizin yarımınızı 

kimse yemez ve çöpe gider.’’ diye sıkı sıkı tembih ederdi.

 Balkonda kahvaltı yaparken sofra da rutin zeytin, peynir, reçelle beraber dünden kalma bayat 

ekmeği gören çocuklarımız ‘’ANNE, YİNE Mİ BAYAT EKMEK?’’ diye söylenirken, diğer taraftan 

aşağıda çöp bidonlarını karıştıranları görebiliyoruz. Hemen durumdan istifade ‘’ Bak evladım, bizim 

çöp kenarına bıraktığımız bayat ekmekleri toplamaya çalışan ve şu sofradaki nimetleri bulamayan 

insanlar var. O halde bayatta olsa bu nimetin kıymetini bilmeliyiz’’ diye mesaj verebiliriz.

 Gündemde olan ekmek israfıyla beraber genel de; su, elektrik, doğalgaz, benzin, kâğıt, orman, 

ev eşyamız, sağlığımız, gençliğimiz vs. konularında üzerinde sayfalarca yazı yazılabilecek şekilde 

maalesef israfımız var. En basiti; mesela misafir gelince holün ışığı sürekli yanar. Niye? EFENDİM 

SÖNDÜRÜLDÜĞÜ ZAMAN AYIP OLURMUŞ(!).Maalesef bazen cimrilikle, israfı karıştırıyoruz.

 Özetin Özeti: ‘’Kendine lüzumlu olmayan şeyleri satın alırsan, çok geçmeden muhtaç olduğun 

lüzumlu şeyleri satarsın’’ (B. Franklin)


Paylaş | | Yorum Yaz
1396 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı