OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
KORE GAZİSİ MEHMET USLU (KARACO) DEDEMİZ (1930-2014)
26/03/2014


Osmancık ilçemizin en yaşlı Kore Gazisi olan Mehmet Uslu namı diğer KARACO lakaplı 

dedemizi 18 Mart Salı günü kaybettik. Mehmet dedemiz 1930 yılında Osmancık ilçesinin Tekmen 

köyünde dünya gelir. O zamanın şartları dâhilinde herkes gibi o da kıtlık yokluk içerisinde köyde 

hayatını idame ettirmeye çalışır. Yaşam şartlarının köye göre daha iyi olacağı ümidiyle ilçeye 

yerleşmeye karar verir. İlçenin Yeni mahalle semtinde ahşap bir binada yaşamını sürdürürken, 

çocuklarıyla beraber birleşerek evinin bahçesine betonarme bir bina yapar ve kalan ömrünü orada 

tamamlar.

‘’Şehitler NURLANIR, gaziler ONURLANIR’’ derler ama merhum dedemizde her ikisi de 

mevcuttu. Halim salim mülayim olarak kendi halinde bir yaşam sürdü. Evinin önüne oturup bıçakların, 

nacakların bilenmesi için kösele ve değirmen taşı yapmakla meşgul olurdu. ‘’Osmancık bağları – 

tekmen bağları’’ gibi meşhur şiirleri vardı. Lafını açıp ta bir okumaya başlayınca kıtalar uzar giderdi. 

İlerlemiş yaşına rağmen yüzündeki nurundan, gaziliğindeki onurundan hiçbir şey kaybetmedi. 

Bırakın emsallerini, gençleri kıskandıracak şekilde yüzünde kırışıklık dahi olmadı. Rahmetli Işıkara 

Hocanın hastalığından olan kamburluk hastalığına maruz kaldı. Boyu da kısa olduğundan son 

dönemlerde tabiri caizse iki büklüm oldu. Takıldığımızda, ‘’teneşir tahtasına yatınca nasıl olsa 

düzelir’’ diyordu. Aynen dediği gibi oldu. Teneşir taşına yatırılıp gusül abdesti aldırılıp akabinde 

dünyadaki son saltanat olan tabuta yerleştirince kamburluk falan kalmadı. Up uzun uzanıverdi.

camiye götürüldü. Burada ilçe protokolü ve kalabalık bir cemaat tarafından kılan cenaze namazının 

ardından asri mezarlıkta yapılan son dua ile ebedi istirahgahına tevdi edildi. Mekânı cennet ola… 

Şehitlerin şefaatine nail ola…

Mezarlıkta yaşlı amcaların bile oturduğu tabureden kalkıp yanında ayakta duran askeri 

personeli saygısından, sevgisinden dolayı yerine oturtturmaya çalışması çok dikkatimi çekti. Bu aziz 

milletin kadri kıymetini bilmek gerek…Hangi makamda olursak olalım, ona hizmetkâr olmak gerek…

Merhum dedemiz 1950 yılında askere gider. Bu arada Kore savaşı başlamış ve Türkiye’den 

de Kore’ye asker gönderileceği dilden dile dolaşmaktadır. Bu söylentiler gerçek olur, arkadaşları gibi

dedemize de uzun yol gözükür. 

Kore Savaşı

1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Bu savaş, 

Soğuk Savaş'ın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve Müttefiklerinin, daha sonra da Çin Halk 

Cumhuriyeti'nin müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır. 

Savaşın başından itibaren stratejik noktalarda görev alan Türk tugaylarının kendisine verilen 

görevleri en iyi şekilde yerine getirdiği ve katıldığı muharebelerde; 721 şehit, 2147 yaralı, 346 

hasta, 234 esir ve 175 kayıp verilmiştir. 462 Türk şehidinin Güney Kore'de Seul-Pusan Kasabası 

yakınlarındaki Tanggok Mezarlığı içerisinde bulunan Pusan Şehitliği'nde bulunmaktadır.

Diğer taraftan Kore’de Türk askerleri sadece savaşmadı, tabiri caizse insanlık dersi verdi. Bir 

Gazinin dilinden: ‘’Babam Kore savaşının bitimine denk geldi. Kendisini Düzce depreminde kaybettik 

bir anısında şöyle anlatıyordu. Salgın hastalık kol geziyordu komutanlar hastalık bulaşır endişesiyle 

karavana yemeklerini çukur açıp gömdürüyor açlıktan kırılan halka dağıttırmıyordu. Bizim vicdanımız 

dayanmıyor gizliden tel örgünün yanına gelen kadın ve çocuklara dağıtıyorduk’’ dedi. Bu yardımın 

unutulmadığını 2002 dünya kupasında gördüm. Babamı ve şehit arkadaşlarını minnetle andım. Oysa 

orada 17 devletin askeri de vardı neden Türk milletine bu sevgi duyuldu bunu dost düşman iyi tahlil 

etmeli. (Suat Çillioğlu)

Dünyanın 42 şehir ve kasabasında şehitliği olan ikinci bir ülke yoktur. Bu şeref sadece 

TÜRK MİLLETİNE aittir. Bunu gençlerimize çok iyi anlatmamız lazımdır. Zira ‘’geçmişi iyi 

okumayan milletler geleceği inşa ederken hata edebilirler’’ Bu bağlamda benim en çok üzüldüğüm 

canlı tarih olarak tabir edilen yaşlı çınarlarımızın BELGESELLERİNİN ÇEKİLMEMESİ ve gelecek 

nesillere bunların gerektiği aktarılmamasıdır. Ölümleriyle beraber anıları yok olup gidiyor…

yaşına rağmen buğün gibi başladı anlatmaya.’’ “Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye saldırmasıyla bozulan 

barış sonrası Birleşmiş Milletler bir karar alarak asker gönderilmesini istemişler. Kimi ülkeler asker 

kimi ise maddi ve manevi yardımda bulunmuş. Türkiye, Birleşmiş Milletlere bağlı olduğu için Asker 

gönderme kararı almış. Askerdeydik, Kore’ye asker gönderileceği söyleniyordu. Bir akşam bizi 

topladılar Kore’ye gideceksiniz dediler. Bizi bir gemiye bindirdiler. 1951 yılında Kore’de 

savaşacağımız cepheye tam çok zor şartlarda 26 gün kara yüzü görmeden vardık. Gemide hava gelen 

yere yakın oturmuşum o hava beni çarptı. Hastalandım çok sıkıntı çektim. Osmancık ilçesinden 4 

arkadaştık. Birliğimde 1600 kişiydik. Birliğimiz, Kore de adını şuan için hatırlayamadığım bir nehir 

kenarında sayıca çok üstün olan Çin Güçleri tarafından sarıldı. Çin Güçleri tarafından birliğimizin 

sarıldığını bilmediğimden dolayı nehir kıyısında namazımı kılmak üzere niyetlenmiştim. Namazımı

kılmaya başladığımda kulaklarımda vızıldayan ve yanımdan geçen kurşunların sesleri ile düşmanın 

etrafımızı sardığını fark ettim. Çinlilerle çarpışmaya girdik. Her iki tarafta ağır hasar ve kayıp 

vermişti. Bağlı bulunduğum birlikte 16 gün sonra yapılan yoklamada 1600 kişiden 200’nün noksan 

olduğunu fark ettik. Cephede omuz omuza savaştığımız silah arkadaşlarımızın esir alındıklarını veya 

şehit olabileceğini düşündüm. Osmancık’tan beraber gittiğimiz arkadaşın biri de kayboldu. Öldü mü, 

bir yerlere mi karıştı bir daha haber alamadık. Amerika’yı çok sıkıştırmışlar o yüzden bizi hemen 

götürdüler. Ben topçuydum. Topçular da zayiat çok olur diye bana muhabereyi öğrettiler. Kaderin 

cilvesi olacak ki, oraya varınca yine topçu grubuna düştüm. Top kullanmayı da bildiğim için sıkıntı 

çekmedim. Orada savaşa katıldım. Top kullandım. Orada Amerika’nın sıkışıp biz can simidi olarak

oraya varınca Amerikalılara sormuşlar:’’ HANİ ATOM BOMBAMIZ VAR DİYORDUNUZ, SİZİN 

ATOM BOMBANIZ TÜRKLER MİYDİ?’’ diye. Çin ile dövüştük. Orada 8-9 ay kaldık. Gidiş 

dönüşte yaklaşık 2 ay sürdü. Toplam 11 ay Kore hayatımız oldu. Amerikalılar kaçarken kendi 

malzemelerini Çinlilere kalmasın diye bombaladılar. Yaralanan ve şehit olanlardan başka Çin

güçlerine esir düşen Türkler ’in olduğunu biliyordum. Kore cephesinden ülkemize 28 günde deniz ve 

kara yolu ile döndük. Ülkeme ve ilçeme sağ salim döndüğüm için şanslı olduğumu düşünüyordum. 

Türk Tugayı Kore’de yaptığı başarılı savunma ile dünyanın takdirini toplamıştı. Ülkeme döndükten 

birkaç yıl sonra 1960 yılında Kore’de savaştığım için madalya verdiler. O gün bu gündür özel 

günlerde gazi ceketimi ve benim için manevi değeri paraya ölçülmeyecek kadar değerli olan 

madalyamı gururla göğsüme takar, o günleri yeni baştan yaşarım."

*

Kore’ye varınca çift oldu yolum

Kırıldı kanadım, tutmuyor kolum

Çin ordusu koca devlet, kara zalim

Ölene bakmayın kardaş, koşun ileri

Halley dedikleri duvar kâğıtları

Üzerimizde dönüyor Çin’in leş kargaları

Durmayıp kaçıyorlar gavurun pi..leri

Ölene bakmayın kardaş, koşun ileri

*

Birinci yatağa vardım ağlıyor Veli

İkinci yatağa vardım söylemiyor dili

Üçüncü yatağa vardım Allah’ın zalim kulu

Dördüncü yatağa vardım...

(Gazi dedemiz)


Paylaş | | Yorum Yaz
2035 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı