OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -3°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
OSMANCIK İHL MEZUNLARININ ‘HASRETE VEDA GECESİ’ - (2)
03/08/2013

 

 

            Osmancık İmam hatip lisesi 1975 yılında eski Kuran Kursunun bulunduğu binada eğitim öğretime açıldı. Açılan okulun kapasitesinin yetmemesi nedeniyle Gemici mahallesinde bulunan eski Endüstri Meslek Lisesi binasında ek şubeler açılarak, bu mahallede kalan öğrencilerin buraya devam etmesi sağlandı. 1976 yılından itibaren Okul Koruma Derneği Yönetim Kurulunun aralıksız çalışması ile 1983 yılına kadar devam eden zaman içinde şairin ifadesiyle: ‘Kimlerin emeği  yoktu ki, / Okuduğun o güzel binalarda; / Nice dedeler, babalar, amcalar / Ve nice abiler, ablalar emek vermişti, / Hizmet vermişti o güzelim binalara.../ Kimi emekli, kimi dul, yetim / kimi de yerin altında kazandıklarından / Ve dişinden tırnağından ayırarak, artırarak...’  Şimdiki yeni bina tamamlanmış ve 1982 - 1983 Öğretim yılından itibaren şu anda eğitim yapılan binada eğitim ve öğretime başlanmıştır. O dönemlerde biz öğrencilerde yeni okulun inşaatında çivi toplamak, tahta ayırmak gibi basit işlerde çalıştırılmak üzere sınıf olarak getirilirdi. O günden bu günlere din alanında, sağlık alanında, eğitim alanında hukuk alanında, siyaset alanında… bu aziz millete hizmet edecek yüzlerce, binlerce öğrenci yetiştirilmiş ve bundan sonra da kıyamete kadar yetiştirilecektir.

 

            Bir kısmımız; Şair Kenan Tunç’un: ‘Yaşın on bir, on ikiydi / Baban, elinden tutup getirmişti seni / Bak evladım, işte demişti; / İşte senin, okuyup adam olacağın, / Büyüdüğünde bana dua edip / Ruhumu şad edeceğin yer burası’ (bir tanıdık, hasta yatan, ölüm döşeğindeki babası için, Mahir Bey, odaya bilgisayar koysak ta internetten Kuran okunsa olur mu? Diye telefon etmişti) ifadesiyle bilinçli olarak, bir kısmımızda benim gibi köyden şehre gelen imamın veya bir başkasının peşine babasının katmasıyla kendini bu okulda buldu.’’Essebü kel fail’’ (sebep olan yapan gibidir) sırrınca vesile olanlardan Allah razı olsun diye bir ömür boyu dua ediyoruz. Zira bu okullarda okumak birazcık farklıdır. Bu cümlemi sakın ola ayrımcılık olarak algılamayın. Çünkü fen bilimlerinin yanında, dini ilimlerinde ağırlığını, manevi sorumluluğunu iliklerinize kadar omuzlarında hissediyorsanız, bu anlatmakla ifade edilmez ancak ve ancak yaşanarak idrak edilebilir. ’’Din ile fen ikiz kardeştir. Birinin yok olması, diğerinin ölümü demektir’’ (Dhaksley)

      

            Bayrak törenlerinde muhtemelen tüm okul müdürleri (derslerde öğretmenler) şu cümleleri kullanır. ‘’ Çocuklar, dünya ve ahiret noktasında ilim tahsil edeceğiniz bu okulu seçtiğiniz için sizi ve anne-babanızı tebrik ediyorum. Şunu sakın unutmayınız. Gelecekte ister imam, ister müftü olun, isterseniz başka bir meslekte görev alın. Bu okulun bahçesine ayak bastıktan sonra başınızda beyaz bir sarık olur. Ona ilişecek küçük bir leke herkes tarafından görülecek ve dikkat çekecektir. Dolaysıyla bu küçücük leke sade size bağlı kalmayacak, mensubu olduğunuz koca bir camiaya yansıyacaktır. Onun için sorumluluğunuz çok. Çarşıda pazarda ve hayatınızın her safhasında dikkat edeceksiniz. Şunu iyi biliniz ki, İmam hatip lisesinden mezun olan bir öğrenci, akabinde hangi üniversiteyi bitirirse bitirsin veya hangi görevi yaparsa yapsın aile çevresinde veya toplum nazarında hocadır. Bir iftar sofrasında bulunsanız dua, ölüm döşeğinde olan birinin yanında bulunsanız yasini şerif, grup olarak cenazeye taziye gitseniz aşrı şerif sizden beklenir. Bu millet bir defa size hoca (imam) demişse onu kolay kolay bırakmaz. Şayet sizin yaşam tarzınız buralarda öğrendiğiniz ilimle küllün ters istikamette ise, size yine hoca ( imam) demeye devam eder. Ama tek bir farkla. O da başına ‘GAVUR’ kelimesi getirir…(Y.K.) türü uyarılar yapılır. Bu uyarılar zaman zaman unutulsa da, kurumuş toprağın yağmurla beraber yeşerdiği gibi, hayatın bir noktasında % 99 tekrar yeşerir. Özüne rücu eder.’’

 

            Geçmişte sohbet ederken bir bürokrat büyüğümüz; ‘’ İmam hatipliler, ilahiyatçılar öğrendiğiniz ilmin kadri kıymetini iyi bilin. Sizin sahip olduğunuz bilgiye sahip olmak için, samimiyetle ifade ediyorum ki, tüm konumumu vermeye hazırım…’’ demişti. Buna benzer özlemi olanları, farklı meslek gruplarından olan arkadaşlardan, büyüklerimizden duyuyoruz.

 

            Geçmiş yıllarda imam hatip lisesi ortaokulunda müdürlük yapan ve ilahiyatçı olmayan bir arkadaşı ziyarete gittim. Kapıdan girince baktım biraz morali bozuk gibi. Bende direk; ‘Sen ne kadar şanslı birisin. İmam hatip okulunda müdürlük yapmak herkese nasip olmaz’ deyince, ilk önce anlamadı. Peşinden, ‘bu okullarda okuyan öğrenciler imam olacak, müftü olacak veya başka meslek sahibi olsa da mutlaka Kuran okumasını bilecek. Dolaysıyla onların okuduğu, yaptığı dualardan sana ve yedi ceddine sevap gelecek… Çünkü bizler indirdiğimiz hatimlerde, mübarek gecelerde yaptığımız dualarda öğretmenlerimizi de katarız’ diye ilave ettim. Çok hoşuna gitti. ‘Hocam ben bunu hiç düşünmemiştim, akşam bunu anneme- babama da anlatacağım’ dedi. Aradan zaman geçti. Merkez İmam hatip lisesi müdürü Salim Altunay hocamız rahmetli oldu. Okulda yapılan cenaze töreninde Salim Hoca için öğrencilerinin sıcağı sıcağına o akşam 21 tane hatim okudukları anonsu yapılınca, benim kendisine anlattığım arkadaşın aklına gelmiş. Mahir Bey, ne kadar doğru söylemiş diye hüzünle beraber sevinmiş… Nasıl sevinilmesin ki, hayatın yoğunluğu içerisinde bayramlarda bile mezar başına gelemeyen çocuklarımızın olduğunu düşününce % 100 garantili bir manevi azık peşimizden bizi takip edecek… Tabi bu arada çocukların maddi- manevi yönden kendilerini geliştirmeleri için en iyi imkânların sağlanmasının samimi gayreti içerisinde olunmasının da önem arz ettiğini ekledim. Bizler öğrenciyken okul her hafta köylere, ilçelerdeki camilere imamlık, müezzinlik, vaaz için gönderirdi. Gönderirken de ‘ camide vaaz ederken sakın heyecanlanmayın, çekinmeyin. Gerekirse açın kitaptan okuyun. Orada sizden daha bilgili kimse olmadığını düşünün’ diye motive edilirdi. Orta sonlarda, lise birlerde mahalle camilerinde vaaz ettiğimizi hatırlıyorum. O yaşlardaki bir öğrenciye toplum karşısında konuşma cesaretinin sağlanması, gelecek yıllar için hangi meslekte olursa olsun mutlaka fayda sağlar.

 

           Konumuz ‘Hasrete Veda’ olduğuna göre hatırlayabildiğimiz kadarıyla öğretmenlerimizi yâd edelim. Mustafa Balcı, Mansur İnan, A. Rıza Bayraktar, Osman Aday, Hasan Gayret, İbrahim Bağıröz, İsa Yılmaz, İsa Tuncer, Mustafa Taşçı, Kemal Can, K. Hikmet Türker, Mehmet Akkuş, Mehmet Derindere, Mustafa Karatepe, Ayhan Canver, Muhammed Sedef, Zeki Gürel, İlhami x, Nafız Başaran, Arslan Gürsoy, Nihal Akalan, Emine Sargın, Mehmet Akbaş, Ramazan Yalçın, Hamit Gök, Zühtü Delibaş, Salih Özalp, Muharrem Meral, (Dışardan; Erol Yavaş, Mehmet  Filiz, 90’sanlı yıllarda bir ara bize de nasip oldu.) …  Ölenlere Allahtan rahmet hayatta olanlara sağlık, sıhhat ve afiyetler diliyorum.

 

           10 Ağustos 2013 Cumartesi – Ramazan Bayramının üçüncü günü akşam saat 18.00 – 22.00 arası Osmancık imam hatip lisesi mezunlarının ‘Hasrete Veda Gecesi’ etkinliği için ‘TÜM MEZUNLARIMIZ DAVETLİDİR’ sözüyle birlikte, özel mazereti olmayan ve imkânı olan arkadaşların katılmaları temennisini taşıyorum. Çünkü mezunların acısıyla tatlısıyla bir yığın anılarının olduğu eski sınıf arkadaşlarına, dostlarına, öğretmenlerine ÜÇ yılda bir düzenlenen ‘Hasrete Veda’ gecesi için ÜÇ SAAT kadar ayırabileceği zamanı olabilmeli… Emeği geçenlere kalbi teşekkürlerimle… Birlik beraberlik ve ağız tadı içerisinde nice yıllara…

 

‘’Ne çıkar, yoksa bugün belirli bir mezarın / Ne çıkar, bilen yoksa unutulmaz adını

Kim derki, fanisin sen, kalmadı namın şanın / Sen şu dünyada güneşsin, dalgalanan Bayraksın’’

                      (Baha Vefa)



Paylaş | | Yorum Yaz
1848 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı