OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Mahir ODABAŞI
SİVİL SAVUNMA
‘’DEPREMDE KURTULDULAR - YILAN ZEHİRLEDİ ÖLDÜLER !’’
11/04/2015
Afetlerin yüzü soğuktur. Çünkü afetlerde acı vardır, gözyaşı vardır, trajik olaylar vardır, vardır da vardır. Depremleri yaşayan her insanın kendine göre unutamayacağı veya başkalarının ders alabileceği 
farklı farklı anıları vardır. Afetlerde yaşanan bu anıların paylaşımı gelecek afetlere ışık tutması yani gerekli ders alınması için çok önemlidir. Tek mesele bu anıları gereği gibi anlayabilmek ve kuş kafesi terk etmeden, bastığımız toprak başımıza geçmeden, başta kendimizin ders almasını sağlamak. 
 
Zira ‘’Hatadan dönmek fazilettir. Ders alınmış başarısızlık, başarı demektir.’’
 
 Büyük afetleri yaşayan tüm insanlarda gelecek kaygısı vardır. Bu da gayet doğaldır. Çünkü 
 
kurulu düzeni bir anda alt-üst olmuş belki de akşam zengin yatmış, gece fakir uyanmış veya hiç 
 
uyanamamıştır. Marmara depreminde yaşanan, insanı derin derin düşündüren 7.4 şiddetindeki depremde 
 
yara almadan kurtulan ama hemen akabinde kamyonetle giderken kasasında akıla gelmeyecek bir 
 
sebepten dolayı hayata veda eden üç çocuğun hikayesini paylaşmak istiyorum.
 
 Bir baba 17 Ağustos depreminden çocuklarıyla beraber hasar görmeden kurtulur. Şükür der ve 
 
derin bir ohh çeker. Küçük kamyonetinin arkasına üç çocuğunu bindiren baba, yolda eski bir araç lastiği 
 
görür. Artçı deprem korkusuyla geceyi dışarıda geçireceklerinden ötürü, çocuklar üşürse yakar ve 
 
etrafında oturarak ısınırız düşüncesiyle arabasına attığı araç lastiğinin biraz sonra kendisini ne hangi acıya 
 
boğacağından habersiz depremin vurduğu şehirden köyüne doğru yola çıkar.
 
 Lastiği arabanın arkasına çocukların yanına koyduktan sonra yoluna devam eden baba, yolda 
 
çocukların yükselen sesini duysa da, yavaş gittiğinden ve her hangi olumsuzluk düşünmediğinden 
 
önemsemez. Yoluna devam eder. Gidecekleri yere vardıklarında aracını durdurur ve çocukları aracın 
 
kasasından indirmek için yanlarına gider. Aman Allahım! O da ne? Çocuklar arabanın kasasına uzanmış 
 
sessiz yatıyor... Daha ne olduğunu anlayamadan kasanın bir köşesinde kıvrılmış duran bir yılan görür. 
 
Ciğer pare çocuklarının bu yılan tarafından zehirlendiğini anlar ve hemen hastaneye koşar. Fakat zaman 
 
geçmiş yapılacak bir şey kalmamıştır. Gece çocukların üşümemesi için yakmak niyetiyle aracın arkasına 
 
attığı lastiğin içine kıvrılarak saklanan bir yılanın çocukları sokarak zehirlediği anlaşılır... Keşke 
 
yavrularımın çığlığını duyduğumda düşünebilseydim diye kendini suçlar ama olan olmuştur bir kere... 
 
 Halk tabiri ile eften püften, ceviz kabuğunu doldurmayan sebeplerden dolayı boşanmaların 
 
durmadan arttığını gözlemliyoruz. Doğal afetlerin, dolaysıyla depremlerin acı sonuçları arasında 
 
boşanmalarında olduğu bir gerçektir. Şöyle ki; 17 Ağustos depreminden sonra bazı bayanların boşanma 
 
sebepleri arasında deprem anında kocalarının sade kendi canlarını düşünerek hemen dışarı kaçtıklarını, 
 
uzaktan ‘’Hanım ben kaçtım, çabuk sende kaç...’’ diye bağırdıklarını... ( Depremde veya diğer afetlerde 
 
önce canan diyenlerin yanında, bir çok insan önce can deyip panikle eşini, çoluğunu çocuğunu bırakıp, 
 
unutup kendini dışarı attıklarına şahit oluruz.) gerekçe göstererek boşanmak isteyenlerin olduğu 
 
gözlenirken, depremin soğuk yüzüne, tüm şiddetine, korkusuna rağmen yıllardır aynı yastığa baş 
 
koyduğu, iyi günde kötü günde dediği, gençliğimde hayat arkadaşı, yaşlılığımda doktorum dediği eşine 
 
sımsıkı sarılan ve bu şekilde ölüme giden yaşlı vefakâr eşlerinde olduğunu görüyoruz.
 
 Abdülrezzak K ve Halime K. birbirini çok seven karı kocadır. Kıyameti andıran depremin 
 
şiddetine rağmen birbirlerine sımsıkı sarılarak son nefeslerini verdikleri ancak enkaz altındaki cesetlerine 
 
ulaşılınca anlaşılabildi... Birbirlerine öyle sarılmışlardı ki, ölülerini kimse ayıramadı. Kolları birbirine 
 
öyle kenetlenmişti ki, onları ayırmak için koparmak gerekiyordu. Baktılar ki olmayacak, ayrı ayrı tabuta 
 
koyamayacaklar bu karı kocayı. Çareyi beraber toprağa vermekte buldular... Ölmeden önce sayılı 
 
saniyelerini nasıl geçirdiler, nasıl birbirlerine manevi destek olmaya çalıştılar bilinmez. Ancak bilinen bir 
 
gerçek var ki, onları ne deprem ayırabildi ne de ölüm! Hayatta beraber, depremde beraber, ölümde 
 
beraber ve ölümden sonrasına beraber yürüdüler...
 
 ÖZETİN ÖZETİ : Evlilik cüzdanına yaz nikah memuru: ‘’Gençlikte hayat arkadaşım / 
 
yaşlılıkta doktorum olsun / ölüm kaderde var, korkmuyorum / ama yolculuğumuz beraber olsun...’’
 
*


Paylaş | | Yorum Yaz
1008 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BULGUR BEKLERKEN PİRİNÇ GELDİ - 02/02/2016
Geçenlerde internette ilginç bir resim verdi.
‘BÖREK ÇOK KALIN OLMUŞ BABAANNE’ - 13/01/2016
Nesiller arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor.
KİM ÖLMÜŞ DERKEN ÖLDÜ - 29/12/2015
Dünyada inkârı olmayan tek gerçek belki de ölümdür.
VALİ BEY TORUNUNU KENAR OKULA VERİNCE (bir ilimizde) - 25/08/2015
Bir ilimizde vali bey göreve başlayınca milli eğitim müdürüne:
MERHUM ECEVİT VELİ DAYININ ARDINDAN - 18/08/2015
Bazı değerlerin kadri kıymetini zamanında bilmek gerekir.
17 AGUSTOS DEPREMİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 14/08/2015
Önce köpekler uyandı. Uğultu yükseldi, yükseldi yeryüzü çatladı.
BAYRAM ZİYARETLERİNDE GÖZE TAKILANLAR - 21/07/2015
Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bayramlar vesile kılınarak çalınmayan ziller çalınır, açılmayan kapılar açılır. Öpülmeyen eller öpülür. İçilmeyen çaylar içilir.
BU BAYRAMDA, YİNE BANA AĞLAMAK DÜŞTÜ-1 - 09/07/2015
Bayramların hayatımızda çok önemli yeri vardır. Çünkü bayram sevinç, neşe, mutluluk saadet demektir.
‘İŞİ ÇOK ZOR’ - 26/06/2015
Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda sizlere 15-20 sene önce Mecitözü ilçemizde görev yaparken polis lojmanlarından komşum olan sevdiğim bir arkadaşın beş vakit namaza başlama öyküsünü paylaşmak istiyorum.
 Devamı