OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Tülay HERGÜNLÜ
PRİZMA
İŞSİZLİK HER KÖTÜLÜĞÜN ANASIDIR
21/01/2015
İşsizlik her kötülüğün anasıdır
 
Ne terör, ne türban, ne siyaset, ne yolsuzluk, ne şu, ne bu...
 
Türkiye’nin birinci sorunu işsizliktir.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun 2014 yılı Eylül ayı verilerine göre Türkiye’de işsizlik 
 
oranı yüzde 10,5. işsiz sayısı ise 3 milyon 64 bin olmuş. Genç işsizlerin oranı ise korkunç 
 
boyutlarda; Yüzde 19,1. Yani her 100 gencin 19’u işsiz geziyor. Bu veriler 2014 Aralık sonu 
 
itibariyle daha da artabilir.
 
Bu veriler neye göre hesaplanıyor bilemeyiz ama gerçek işsizlik oranının çok daha fazla 
 
olduğu da bir gerçek. 
 
Bildiğimiz kadarıyla iradi işsizler, yani kendi istekleriyle işsiz kalanlar, uzun zamandır 
 
iş bulamadığı için artık iş aramaktan vazgeçenler, kırsal kesimdeki işsizler, çalışabilecek 
 
durumda olan emekli işsizler bu hesaplamalara dâhil edilmiyor. Bu nedenle de gerçek işsiz 
 
sayısı hiçbir zaman tam olarak bilinemiyor ya da bilinmesi istenmiyor.
 
Yeni fabrikaların kurulamaması, yerli üretimin yeterince teşvik edilememesi kısaca istihdam 
 
artışının sağlanamaması, işsizliği doğuran asıl nedenlerin başında geliyor. Hızlı nüfus artışı, 
 
kırsaldan kente göç, yerli üretimin yeterli istihdamı sağlayacak boyutlara getirilememesi, 
 
keyfi işten çıkartmalar, işsizliği tetikleyen diğer unsurlar.
 
Üniversiteler her yıl binlerce mezun veriyor. Gelişen teknoloji ve değişen sistemlere uygun 
 
donanımlarda mezun olan gençler, tecrübe kazanabilmek için düşük ücretlere razı oluyorlar. 
 
Bu durum piyasadaki ücretlerin aşağıya çekilmesine, 35- 40 yaş üstü çalışanların da ister 
 
istemez sistemin dışında kalmasına sebep oluyor. Hal böyle olunca da tecrübe iş hayatını terk 
 
ediyor, hizmet kalitesi düşüyor. 
 
Eleman arayan firmaların yaş sınırı koyması, hayatının en verimli çağındaki kesimi, çalışma 
 
hayatının dışına itmesi, insan haklarına aykırıdır. Ne yazık ki acımasız sistem, 35-40 yaşını 
 
aşmış üretebilecek durumdaki kişilerin uzun süre üretimden uzak kalmasına, onların tüketici 
 
durumuna geçmelerine sebep oluyor. İnsan gücü kaynaklarının israf edilmesi ise ülke 
 
ekonomisinin ciddi zarar görmesi anlamına geliyor.
 
Uzun süren işsizlik korku, fiziksel ve ruhsal sağlığın bozulması, değer yargılarının yitirilmesi, 
 
ümitsizlik ve toplumsal dayanışmanın bozulması sorunlarını da beraberinde getiriyor.
 
Uzun süreli işsizlik gelir kaybına neden olduğundan, ailenin geçimini sağlayan kişilerde 
 
işe yaramama duygusu, özsaygının kaybolması, sosyal hayattan uzaklaşma, stres, gerilim, 
 
uykusuzluk, sinirlilik, ümitsizlik, içe kapanma hatta depresyon eğilimlerine kadar varabilen 
 
bir dizi olumsuzluklara da kapı aralıyor. 
 
İşsizliğin getirdiği yoksulluk sonucunda suiistimale hazır hale gelen ailenin genç bireylerinin 
 
uyuşturucu çevrelerince kandırılması, terör eylemlerine bulaştırılması da haliyle çok kolay 
 
olacaktır. Bugün Türkiye’de gençler arasında bonzai kullanımın artmasının ardında yatan 
 
en önemli gerçeğin işsizliğin getirdiği yoksulluk olduğu bir gerçektir. Ayrıca artan hırsızlık, 
 
gasp ve hatta cinayetlerin altında yatan en önemli nedenin işsizlik olduğunu söylemek çok da 
 
yanlış olmasa gerek.
 
Diğer taraftan işsizlik, yoksulluğa, yoksulluk ise sadaka siyasetine zemin hazırlamaktadır. Aç 
 
insanların oylarını kime vermeleri gerektiği konusunda bir endişeleri yoktur. Zira bir torba 
 
erzakın, bir çuval kömürün, üç beş kuruşluk yardımın adresi hangi siyasi parti ise oyların 
 
oraya gitmesi kaçınılmazdır. Bu durumda, ülke yönetimine getirilen kişilerin o ülkeye ne 
 
kadar faydası olacağı ise düşünülmesi gereken önemli bir yönetimsel ülke sorunu olmaktadır. 
 
İşsizliğin sıfıra indirilmesi elbette mümkün değildir. Ancak asgari düzeye indirilmesi için 
 
alınması gereken önlemler bellidir. 
 
İstihdam yaratacak yatırımların arttırılması, özel sektör girişimlerinin teşvik edilmesi, ithalatın 
 
azaltılması, yerli üretimin hızlandırılması, yeni fabrika alanlarının açılması, bankaların 
 
işletmelere kullandırdıkları kredi paketlerinin yeniden düzenlenmesi, istihdam üzerinden 
 
alınan SGK prim ve vergilerin indirilmesi yoluyla işçilik maliyetlerinin işveren nezdinde 
 
düşürülmesi, asgari ücretin vergi dışı bırakılması, bordro mahkûmlarından alınan artan 
 
oranlı vergi uygulamasının kaldırılması, mesleki eğitimlerin arttırılması, kendi işini kurmak 
 
isteyenlerin teşvik edilmesi, çalışan emeklilerin emekli maaşlarından (SGDP) sigorta pirimi 
 
kesintilerine son verilmesi, bu önlemlerden bazılarıdır. 
 
Ücretler üzerindeki prim ve vergi yükünün düşürülmesi, kayıt dışılığı da azaltacaktır.
 
İşsizliğe çare bulmak, çalışabilecek insanları iş gücüne kazandırmak, devletin başlıca 
 
görevidir. Sağlıklı bir toplum inşa etmenin olmazsa olmaz şartı budur. Ekonomisi düze çıkmış 
 
insanların ülkesinde ne terör ne de kargaşa olur. Çünkü refaha alışmış bir kişinin kaybedecek 
 
çok şeyi vardır. Böyle bir kişinin kazanımlarını tehlikeye atacak girişimlerde bulunmayacağı 
 
da yadsınamayacak bir gerçektir.
 
Devletin alacağı bir başka önlem ise, emekçinin emeklerinin sömürülmesine, zenginlik ve 
 
gücün, çalışanların gözyaşlarının üzerine inşa edilmesine izin vermemek, emek hakkını 
 
korumaya almaktır. 
 
İşsizlik beraberinde yoksulluğu, yoksulluk ise her türlü kötülüğü bağrında barındırıyor.
 
Son söz; İşsizlik her kötülüğün anasıdır...
 
Tülay Hergünlü
 
İstanbul, 05 Ocak 2015 
 
Not:“İŞSİZ” adlı kitabımız Doğu Kitabevi’nden çıkmıştır. Tüm kitapçılarda ve internet 
 
sitelerinde bulabilirsiniz.
 
İşsizlik konusundaki söyleşimizi izleyebilmek için; http://www.youtube.com/watch?
 
v=IoJaNCroy30


Paylaş | | Yorum Yaz
1051 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Dilimize, paramıza, malımıza ihanet ettik - 07/12/2018
Türk siyasi tarihinde belli kırılma noktaları vardır.
Bindirimden indirim - 28/11/2018
Dövizin anormal yükselişi sonucunda iğneden ipliğe her ürüne zam geldi.
Atatürk ve umut - 08/11/2018
10 Kasım 1938. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin üzerinden tam 80 yıl geçti.
Kurban konusu - 23/08/2018
Yine bir Kurban Bayramını kutlamaya hazırlanıyoruz. Kurban kesmenin nesi bayram oluyor
Bu vebalin hesabı nasıl verilecek? - 20/06/2018
İki gündür dört bacağı ve kuyruğu kesilmiş bir vaziyette Sakarya’da bir ormanda bulunan siyah yavru köpeğin görüntüsü gözümün önünden gitmiyor.
23 Nisan’da çocuklarınıza NUTUK armağan edin - 25/04/2018
“Türkiye, dünyada çocuklara bayram armağan eden tek ülkedir.
Cuma’nın hayrı - 24/03/2018
Cuma günü geldiğinde sosyal medya üzerinde bir “Hayırlı Cumalar” faslı sürüp gidiyor.
Tarih yalan söylemez! - 18/03/2018
Çanakkale zaferlerinin 103. Yıldönümünü kutlamaya hazırlanıyoruz. Ama ne kutlama!
Enes - 16/02/2018
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
 Devamı