OSMANCIK GÜNDEM
Hızlı, Doğru ve Tarafsız Sadece Haber


DHA TEMSİLCİLİĞİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.77417.8053
Euro9.45599.4938
Hava Durumu
Saat
Takvim
Tülay HERGÜNLÜ
PRİZMA
"NEFRET SÖYLEMLERİ BIRAKILMALI"
27/02/2019


"NEFRET SÖYLEMLERİ BIRAKILMALI"

Seçim nedeniyle artık dini mekânlar da siyasete alet edilir oldu. Camilerde her fırsatta AKP genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları için dualar ediliyor.
Bu zincire İstanbul, Eyüp Sultan Camii imamı da katıldı ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım için şöyle dua etti. “Allah rızası için... Binali başkanımızın
başarılı olması için...
El Fatiha.” 1
İmamlar elbette dua edebilirler ama imam şöyle dua etseydi daha birleştirici ve kucaklaştırıcı olmaz mıydı? “Allah rızası için… Yaklaşan seçimlerin ülkemize, milletimize hayırlar
getirmesi için…
El Fatiha.” Ama imam ne yapıyor, biraz da safını belli etmek için AKP adayına adını da zikrederek dua ediyor, ayrımcılık yapıyor. Oysaki ibadethanelerde Allah’ın
adının dışında bir ad zikredilemez. İbadethaneler yalnızca Allah’a ibadet etmek için vardır, siyaset yapmak için değil.
Eyüp Sultan imamını geçtik de birkaç gündür sosyal medyada dolaşan bir video var ki,insanın kanını donduruyor. Burada dua eden imam kılıklı biri, sözleriyle bölücülüğün en
tehlikelisini sergileyerek AKP’ ye oy vermeyenleri kâfir ilan ederek şöyle dua ediyor:
2 “Ya Rabbi, seçim vardır. Hak ile Bâtılın savaşıdır. Fazlı Kereminle reisimiz ve cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına yardım et ya Rabbi! Bu seçimlerden zaferle çıkmamıza yardım et ya Rabbi! Her türlü eşyanın şerrinden kendisini
muhafaza eyle!” Kerameti kendinden menkul şahsa göre “Hak” dediğinin Erdoğan, arkadaşları ve onlara oy verenler,” “Bâtıl” dediğinin ise en başta CHP olmak üzere muhalefet partileri ve bu partilerin mensupları olan vatandaşlar olduğu anlaşılıyor.
İmam, duasının devamında hem “ümmete birlik ve beraberlik” diliyor hem de Erdoğan’a oy vermeyenleri üstü kapalı olarak “yanlış yola sapmakla” itham ediyor. Ve duanın en can alıcı
ve tehditkâr noktası da işte bundan sonra başlıyor:
“Biz biliyoruz ki bu İslam’la küfrün savaşıdır. Fazlı Kereminle bu savaşta İslam’ın galip gelmesini nasip eyle!” Bu kişiyegöre Erdoğan ve taraftarları İslam yani Müslüman, diğerleri, yukarıda belirttiğimiz kesim küffar yani “Müslüman olmayanlar, kâfirler”…Neredeyse yüz 99’u Müslüman olan
ülkenin yarısını “İslam dininden olmamakla” itham ediyor.
İmam hızını alamıyor ve duasına devam ederek, işi iyice azıtma noktasına getiriyor:
“Ya Rabbi, kâfir gûruha fırsat verme! Onlara bir başkanlık, bir muhtarlık dahi nasip etme!”
Kâfir: “Tanrı;nın varlığını ve birliğini inkâr eden kimse” demektir. Yani bu fikri sapkına göre bu ülkenin Erdoğan’a oy vermeyen kısmı, Tanrı’nın varlığını ve birliğini hâşâ inkâr ediyor.
Onu dinleyenler de bu duaya canı gönülden “âmin” diyor. Bir kişi de çıkıp demiyor ki, “Ya hoca, sen ne dersin? Bu insanlara iftira atmaktasın? Nereden biliyorsun bu insanların kâfir,
küffar olduğunu? “ Dinleyenler de belli ki zulüm karşısında susan “dilsiz şeytan”…

1 http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/eyup-sultan-imami-o-duayi-soyle-etseydi-41124364
2 https://tele1.com.tr/imamdan-camide-akpye-oy-vermeyen-secmene-agir-itham-yoldan-cikmislar-34872/

İmam burada iki türlü bölücülük yapıyor:
Birincisi İslam adına bölücülük ki PKK teröründen daha tehlikelidir. İnsanları “kâfir- müslüman” olarak ayrıştırıp, Allah korusun, birbirlerine saldıracak hale getirir ki, İslam adına
saldırdıklarını zannedenler kendilerinin “cihad” yaptığı zannına kapılıp, en ufak bir pişmanlık ve vicdan azabı dahi duymazlar.
İkincisi ise insanın özgür iradesine yapılan bölücülüktür ki burada insanlar, iktidar dışındaki partili kimliklerini dışa vurmaktan, bu konuda siyasi fikir beyan etmekten çekinirler. Hatta korkudan iktidar partisine oy verirler ki bu insanın özgür iradesine vurulan acımasız bir darbedir.
Bu imam 40 yıl tövbe edip, 40 hamamda yuğunsa da attığı iftiranın vebalinden kurtulamaz.
Milyonlarca insanın hakkına girmiştir ve her birisinden tek tek helallik almak durumundadır…
Biz işin bu tarafıyla ilgilenmiyor kendisini Allah’a havale ediyoruz. Ancak bu ülkenin Cumhuriyet Savcıları’nı da göreve davet ediyoruz. Bu şahıs, halkı kin ve nefrete teşvik edip
bölücülük yapmaktadır ve bu tarz bölücülüğün sonucu şiddet içeren eylemlere kapı aralar.
Kim bilir bu şekilde medyaya yansımayan daha kaç olay vardır bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey var ki o da bu şahsın yargılanıp, adalete teslim edilmesi gerekmektedir. Biz eminiz ki bu
tarz kişilerden Cumhurbaşkanı’ da rahatsızdır.
Burada elbette en büyük görev Diyanet’e düşüyor. Diyanet gariban emeklinin promosyonuyla uğraşana kadar camilerde ki söylemlere dikkat etmelidir. Camiler, nefret değil sevgi
söylemlerinin yaygınlaştırıldığı bir eğitim kurumlarına dönüştürülmelidir. Ama bu Diyanet ile ne yazık ki bu çok da mümkün görünmemektedir.
Yazıyı rahmetli Prof. Salih Akdemir’in bir cümlesi ile bitirmek istiyorum:
“…Yeryüzünden barış ve kardeşliğin hüküm sürmesini istiyorsak, bütün çabalarımız, sevgiyi insanların kalplerinde egemen kılmaya yönelik olmalıdır.”
Sonuçta bu bir seçimdir. Kim kazanırsa bu ülkeye hayır getirsin demekten başka bir sözümüz olamaz. Ama İslam bir sevgi dinidir. Nefret dini değildir. Ve Allah, yeryüzünde bozgunculuk
ve fesatlık çıkartanları, din kardeşlerine iftira atanları sevmez.
Tülay Hergünlü
İstanbul, 26 Şubat 2019



518 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Son nefesine kadar “Vatan” için çarpan bir yürektir, Atatürk - 10/11/2020
“İstiklâl Savaşı’nın yılmaz komutanı,
Türkiye’nin döviz ile dayanılmaz imtihanı - 08/11/2020
Tarih: 1 Kasım 2002
Türk milleti, acılarda birleşmeyi biliyor - 03/11/2020
Depremler bu ülke insanının birbirine nasıl kenetlenebildiğini gösteren en acı örnekler.
Bekir Coşkun’un ardından - 23/10/2020
Uzun süredir kanser tedavisi gören Sözcü Gazetesi yazarı Bekir Coşkun, önceki akşam vefat etti.
30 Ağustos Zafer Bayramı ve Malazgirt - 27/08/2020
1921 ve 1922 yılları Türkiye Cumhuriyeti’nin askerî zaferlerle süslenmiş yıllarıdır.
Büyük emperyalist plan yine devrede - 28/07/2020
Son aylarda Türk vatandaşları arasındaki ayrıştırma Ayasofya ile doruğa ulaştı.
65 yaş ve üstü - 04/07/2020
Kovit-19’un Türkiye’de görülmesinin ilk dönemleri. Çok M’li markette içeriye girmek için sıra bekliyorum.
“Bağımsızlık mücadelesinin meşalesi Samsun’da yakılmıştır” - 18/05/2020
1919 yılına gelindiğinde Mustafa Kemal artık kararını verir.
Bize bir şey olur! - 22/03/2020
Dünyayı esir alan Koronavirüs (COVIT-19) hastalığı, 2019 yılının Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktı.
 Devamı