OSMANCIK GÜNDEM
İnteraktif Haber Gazetesi 
Hızlı, Doğru ve Tarafsız Haber


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.65767.6883
Euro8.92158.9572
Hava Durumu
Saat
Takvim
Tülay HERGÜNLÜ
PRİZMA
İstanbul, İstanbul
29/04/2019

 

Dünyanın en büyük anakentlerinden birisidir İstanbul. 16 milyonluk nüfusuyla bazı ülkelerin birkaç katı nüfusa sahiptir. Doğu ile Batı’yı, Asya ile Avrupa’yı birleştiren konumuyla insanların gün içinde kıta değiştirdiği tek şehirdir.  Eşsiz güzelliği ve coğrafi konumuyla yabancıların iştahını kabartan, üzerinde binbir emel beslenen İstanbul… Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik yapan, Türkiye Cumhuriyeti’nin finans merkezi İstanbul…

Hani şair demiş ya; “Sana dün bir tepeden baktım ey aziz İstanbul/ Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer”[1] Ben de bir gün boyunca İstanbul’a tepeden, denizden, pek çok yerden baktım ve gördüğüm manzara içimi acıttı, yüreğimi kanattı… Benim çocukluğumun, gençliğimin İstanbul’u bu değildi.

İstanbul, lime lime edilmiş sokakları, vücudunun her yerine hançer gibi saplanmış gökdelenleri, betona terk edilmiş yemyeşil tepeleri, sefaletin kol gezdiği meydanları, dilencilerin mesken tuttuğu köşeleri; Suriyelisi, Pakistanlısı, Senegallisi, Kenyalısı, Afganistanlısı, Bangladeşlisi ile yabancılaşmış, özellikle de Araplaşmaya başlamış bir şehir…

Özal’lı yıllarda başlayan yabancılaşma olgusu, günümüzde zirveye çıkmış. Dilimize karışan İngilizce kelimelerle melezleşen bir Türkçe’ye karşı çıkarken, şimdilerde her yerde Arapça hâkim olmuş. Tabelalarda Türkçe ve İngilizcenin yanı sıra üçüncü bir dil olarak Arapça yer almış. Toplu taşıma araçlarında seyahat ederken kendimi yabancı bir ülkede gibi hissettim. Neredeyse Türkçeden çok Arapça konuşuluyordu.

Suriyeli dilenci çocukların sefaleti, Eminönü’nde çöplerden topladıkları yiyecekleri yemeye çalışan bir ailenin görüntüsü… Üstü başı dökülen insanlar… Parklara, yol kenarlarına yayılan, olmadık yerlerde piknik yapmaya çalışan aileler… Bavul ticareti yapanlar, köprü üstlerinde ya da kentin en kalabalık yerlerinde aksesuar satmaya çalışan Afrikalılar… Sadece gözleri görünen kara çarşaflar içindeki kadınlar; beyaz sarıklı, şalvarlı, kaba sakallı erkekler… Başlarında koyu renk fesli, (tepesinde Fatih’in tuğrası işlenmiş) şalvarlı, uzun gömlekli çocuklar ki bir cemaat mensubu oldukları ve burada eğitim (!) aldıkları çok belli… Sefalet ile ters orantılı lüks araçların kilitlediği, felç olmuş bir trafik… Kargaşa, gürültü, patırtı…

Ticarete kurban edilmiş tarihi mekânları… Özentisiz dükkânları, her köşe başına dikilmiş dev alışveriş merkezleri… Koca bir otoparka dönüştürülen Beyazıt Meydanı… Özünden koparılmış Çınaraltı… Siyasi operasyonlarla meydan vasfını yitirmiş Taksim… Tarihinden koparılmış görünümüyle İstiklâl Caddesi… Yemyeşil tepeleri betona terk edilmiş Boğaz… Anadolu insanından yoksun kalmış Haydarpaşa… Arkasından sırıtan üç sevimsiz yapının sinsice kucakladığı muhteşem Süleymaniye… Tarihi yarımadanın gökdelenlere kurban edilen yüzlerce yıllık silueti… Her taraftan fışkıran dev yapıları ile nefes almaya çalışan bir şehir…

İstanbul, bütün vücudu saldırıya uğramış, her yerinden bir parça koparılmış, yüzü gözü birbirine karışmış, o güzelim boyaları dökülmüş, mücevherleri çalınmış soylu ve çok güzel bir kadın gibi ayakta kalmaya çalışıyor. O muhteşem güzelliği yara bere içinde olsa da yobazlığa, açgözlülüğe, acımasız talana, hoyrat ellere meydan okuyor.

Ah güzel İstanbul… Bizim İstanbulumuz…

Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!/ Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.[2]

Senden asla vazgeçmeyiz İstanbul… Ne bugün ne de yarın…

Tülay Hergünlü

27 Nisan 2019

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

1-[2] Yahya Kemal Beyatlı



734 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

30 Ağustos Zafer Bayramı ve Malazgirt - 27/08/2020
1921 ve 1922 yılları Türkiye Cumhuriyeti’nin askerî zaferlerle süslenmiş yıllarıdır.
Büyük emperyalist plan yine devrede - 28/07/2020
Son aylarda Türk vatandaşları arasındaki ayrıştırma Ayasofya ile doruğa ulaştı.
65 yaş ve üstü - 04/07/2020
Kovit-19’un Türkiye’de görülmesinin ilk dönemleri. Çok M’li markette içeriye girmek için sıra bekliyorum.
“Bağımsızlık mücadelesinin meşalesi Samsun’da yakılmıştır” - 18/05/2020
1919 yılına gelindiğinde Mustafa Kemal artık kararını verir.
Bize bir şey olur! - 22/03/2020
Dünyayı esir alan Koronavirüs (COVIT-19) hastalığı, 2019 yılının Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktı.
Bu halk size de bir “jest” yapacak! - 27/12/2019
Piyasalar almış başını gitmiş. Mutfaklar yangın yerine dönmüş.
Bebelere Kumbara Fon - 07/10/2019
Yıl 1986; Konut Edindirme Yardımı (KEY) uygulamaya alındı.
Türk Hava Kurumu (THK) - 04/09/2019
Yaz aylarında meydana gelen orman yangınları ile biraz daha nefessiz kalan Türkiye’de bu yıl her zamankinden fazla orman yangını meydana geldi.
Tarihi buluşmadan aklımda kalanlar - 18/06/2019
Türk ekranları 17 yıl sonra bir demokrasi şenliğine ev sahipliği yaptı.
 Devamı