OSMANCIK GÜNDEM
İnteraktif Haber Gazetesi 
Hızlı, Doğru ve Tarafsız Haber


    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
DHA TEMSİLCİLİĞİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.50997.5400
Euro8.85868.8941
Hava Durumu
Saat
Takvim
Tülay HERGÜNLÜ
PRİZMA
Münir Özkul
07/01/2018

 

 

Sonunda bir dev çınarımıza daha veda ediyoruz.

Türk tiyatro ve sinemasının büyük oyuncusu, unutulmaz karakterlere can veren Münir Özkul, 93 yaşında hayatını kaybetti. Usta sanatçının ölümü Türkiye’de büyük üzüntü yarattı.

Yıllardır yakalandığı Demans hastalığı nedeniyle hem seyircilerinden hem de sahnelerden uzak kalan Münir Özkul’un ölümü neden böylesine büyük bir üzüntü yarattı?

Uzun zamandır göz önünde olmayan sanatçının çoktan unutulması, sanat dünyasının tozlu raflarının arasındaki yerini alması gerekmez miydi?

Münir Özkul’u unutulmaz yapan nedir?

Unutmaya başladığımız bazı insanî değerlerimiz olabilir mi?

Onurlu ve dik duruşlu insanların yerini ezik, korkak, gurursuz bir insan yapısının almaya başlaması olabilir mi?

Mesela emekçi Yaşar ustanın güçlünün karşısında; “Bak beyim! Sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var; her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu, karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak? sözlerindeki hak arayışın, karşı çıkışın ve sergilediği dik duruşun artık günümüzde yer bulamaması olabilir mi?

Aile babası Yaşar ustanın,  yine güçlünün karşısında;“…Ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama, sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. …Sen, yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun?” sorusundaki sevgiye güçlü bir vurgu yapan bu duruşun yerini, saygısız, sevgisiz, menfaate dayalı aile ilişkilerinin alması olabilir mi?

Ya da “…Büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi Saim Bey! Sen mi büyüksün? Hayır, ben büyüğüm! Beeen, Yaşar usta! Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç! Gözümde pul kadar bile değerin yok!” diyebilen Yaşar ustaların yerini, güç ve menfaat karşısında boyun eğen, inandığı değerleri savunamayan, ezik, silik; ekmeğini kaybetmekten korkan, korktukça boyun eğen, “emret patron, ya da sen ne dersen o reis!” diyen bir emekçi yapısının aldığı için olabilir mi?

Veya “Çocukların hayatlarıyla ilgili kararları da ben veririm. Ben tüccar değil, eğitimciyim!” diyerek daha o yıllarda paralı eğitimin eğitimsizliğine karşı çıkan Hababam Sınıfının Müdür Muavini Kel Mahmut’un yerini, paranın ve siyasi gücün karşısında boyun bükmekten başka çaresi kalmayan bir eğitim sistemi ile öğrencilerin geleceklerini karartan müfredatlara karşı çıkamamanın çaresizliği içinde kıvranan öğretmenlerin yer alması olabilir mi?

Hatta turşu suyunun “sirkeli” mi yoksa “limonlu” mu daha iyi olabileceğine dair çok tatlı bir şekilde tartışan, tartışırken bile güldüren “ben bilmem beyim bilir” zihniyetinin yerle bir edildiği o günleri çok özlediğimiz için olabilir mi?

Tüm saydığımız bu değerleri sadece Münir Özkul, Kemal Sunal, Şener Şen, Adile Naşit ve burada sayamayacağım benzeri pek çok sanatçının filmlerinde bulabildiğimiz için olabilir mi?

Bunun için mi bu insanların filmlerini onlarca belki de yüzlerce kez seyrediyoruz? Ve bu nedenle mi onları asla ve asla unutmuyoruz, unutamıyoruz?

Cevabı belli olan bu soruları bıkmadan, tekrar ve tekrar kendimize soruyoruz. Anlaşılan o ki daha uzun yıllarda sormaya devam edeceğiz.

Türk meddah, tiyatro ve sinema oyuncusu, Hababam Sınıfı’nın Kel Mahmut hocası, Bizim Aile’nin Yaşar ustası, Neşeli Günler’in turşucu Kazım ustası, tuluat sanatının İbiş’i Münir Özkul artık yok! Yeri doldurulabilir mi? Hiç sanmıyorum…

Hey! Siz önden gidenler;  İnek Şaban, Damat Ferit, Güdük Necmi, Tulum Hayri, Domdom… Sigaraları söndürün, Kel Mahmut geliyor…

Münir Özkul’a Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm Türkiye’ye baş sağlığı diliyorum.

 

Tülay Hergünlü

İstanbul, 4 Ocak 2018

 

 



579 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

30 Ağustos Zafer Bayramı ve Malazgirt - 27/08/2020
1921 ve 1922 yılları Türkiye Cumhuriyeti’nin askerî zaferlerle süslenmiş yıllarıdır.
Büyük emperyalist plan yine devrede - 28/07/2020
Son aylarda Türk vatandaşları arasındaki ayrıştırma Ayasofya ile doruğa ulaştı.
65 yaş ve üstü - 04/07/2020
Kovit-19’un Türkiye’de görülmesinin ilk dönemleri. Çok M’li markette içeriye girmek için sıra bekliyorum.
“Bağımsızlık mücadelesinin meşalesi Samsun’da yakılmıştır” - 18/05/2020
1919 yılına gelindiğinde Mustafa Kemal artık kararını verir.
Bize bir şey olur! - 22/03/2020
Dünyayı esir alan Koronavirüs (COVIT-19) hastalığı, 2019 yılının Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktı.
Bu halk size de bir “jest” yapacak! - 27/12/2019
Piyasalar almış başını gitmiş. Mutfaklar yangın yerine dönmüş.
Bebelere Kumbara Fon - 07/10/2019
Yıl 1986; Konut Edindirme Yardımı (KEY) uygulamaya alındı.
Türk Hava Kurumu (THK) - 04/09/2019
Yaz aylarında meydana gelen orman yangınları ile biraz daha nefessiz kalan Türkiye’de bu yıl her zamankinden fazla orman yangını meydana geldi.
Tarihi buluşmadan aklımda kalanlar - 18/06/2019
Türk ekranları 17 yıl sonra bir demokrasi şenliğine ev sahipliği yaptı.
 Devamı