• OSMANCIK GÜNDEM 
    Hızlı, Doğru ve Tarafsız Sadece Haber

 

Duyurular
Takvim
Saat
Mustafa YOLCU
YAZI
DİDİM’DE HAYAT HİKAYESİ
06/12/2015
Didim’de sabahleyin sahil yolunda yürüyüşe çıktığımda, arkamda birisinin başka birine selam verdiğini duydum. Nadiren rastlanılan bir durumdu bu. İnsanlar selamsız, sabahsız gidip geliyorlardı.
 
Yavaşladım ve selam veren kişinin, bana yaklaşmasını bekledim. Yanıma gelince selam verdim, oda selamımı aldı.
 
Konuşmaya başlayınca “ kulağının az duyduğunu, yüksek sesle konuşmamı “ söyledi.
 
Memleketini sordum, Urfa- Ankara- Didim diye cevapladı.
 
Urfa’da doğmuş. Daha sonra Ankara’ya gelerek, Hacettepe Üniversitesinde iş
 
hayatına başlamış. Hacettepe Üniversitesinden emekli olunca, Didime yerleşerek
 
lokantacılık yapmaya başlamış.
 
Benim memleketimi sorduğunda, Çorum diye cevap verdim. Çorum’un taş ustası,
 
sıvacısı, leblebisi meşhurdur.” Dedi ve anlatmaya başladı:
 
-“ Lokantacılığa başladığımda,dükkanın ön cephesini taş duvar ile ördürüp, duvarın
 
içinden devri daimli su akıtmak istedim. Buna teşebbüs edince, taş ustası aramaya
 
başladım. Çorumlu bir taş ustasının olduğunu, pek çalışmadığını söylediler. Kaldığı
 
evini öğrenerek, evine gittim. Kenar bir mahallede, yalnız başına tek katlı evde
 
oturuyordu. Kapısını çaldım, kapıyı açıp dışarı çıkınca, selam verip meseleyi anlattım.
 
Usta taş ustası olduğunu, çalışıp emek sarf ettiğini, iş yaptıranlardan alın terinin
 
karşılığını alamadığını söyleyerek, bu yüzden çalışmak istemediğini bildirdi.
 
Bende kendisini her gün evinden alıp, iş yerine getireceğimi, karnını doyurup her gün
 
yevmiyesini, peşin olarak ödeyeceğimi belirttim. Bana inandı ve işime başladı.
 
Taşları tane tane kırarak, nefis bir duvar örüyor, 30.-TL yevmiye ile çalışıyordu.
 
Dükkanın önünden geçenler durup, yapılan işi seyrediyordu. . Kendisine 40- 50.-TL
 
yevmiye vererek, başka işe götürmek istemişler. Bunu bana bildirdi ve ( Merak etme,
 
bana yüz lira da verseler senin işini bitirmeden başka işe gitmem.) dedi. Yapılan işi
 
Didim Kaymakamı ve Belediye Başkanı’da duymuş, onlarda görmeye geldiler.
 
Lokantanın inşaatı bittikten sonra, işletmeye açtım. İlk sene pek randıman alamadım.
 
Sonraki sene, lokantam müşterilerle doldu taştı. Bunun üzerine iki ayrı lokanta daha
 
açtım. İşlere yetişemiyordum.
 
Üç kız çocuğum vardı.Kız kardeşim bir gün, içi altın ve döviz dolu el çantası ile evime
 
gelerek, "kardeşim bunlar senin olsun" dedi. Bende, kardeşim ben senin paranı ne
 
yapayım, verirsen çocuklarıma ver dedim. Oda çantayı çocuklarıma verdi. Üç çocuk,
 
altın ve dövizleri aralarında paylaştılar.
 
Bende bazı mallarımı, çocuklarım ve eşim arsında taksim ettim. Dünya hep böyle
 
devam edecek sanıyordum. Kızımın birisi Ankara’da, zengin biriyle evlenmişti.
 
Eşim hastalanarak vefat etti. Benim de düzenim bozuldu. Borçlarımı ödeyemez hale
 
geldim. Bunun üzerine lokantaları satarak, elime geçen para ile borçlarımı ödemeye
 
çalıştım. Geriye Didim’de bir yazlık ev ile İzmir'de bir daire kalmıştı.
 
Yeniden evlilik yaptım. Bu evlilikten iki çocuğum oldu. Çocuklar şu anda Üniversite’de
 
okuyorlar. Zengin olan ablasından, kardeşlerine yardımcı olmasını istedim. Bir kaç ay
 
para göndermiş, ondan sonra göndermemiş.
 
Yeni eşim, İzmir'de bulunan daireyi kendi üzerine tapulama mı istedi. Ben de onu
 
kırmayıp, dairenin tapusunu eşimin üzerine devrettim. Önceden çok iyi olan eşim, bu
 
sefer bana sert davranmaya başladı.
 
Çocuklarımın eğitimini devam ettirebilmek için, bir iş yerinde çalışmaya başladım. Elin
 
işini görmek zoruma gitmesine rağmen, çocuklar için buna katlanıyorum.
 
Bir gün Didim'de, eşimle birlikte yürüyorduk. Çingene bir kadın önümüze çıkarak,
 
eşime gül verdi. "Ben bu ağabeyimi tanıyorum, çok yemeğini yedim." dedi.
 
Dükkanıma gelen fakirleri boş göndermez, karınlarını doyururdum. Kimseye eski
 
halimi anlatmıyorum. Ama nadiren de olsa, beni önceden tanıyanlar çıkıyor.” dedi.
 
Bütün bunları anlatırken gözleri doldu. Yaşadıkları, onca fedakarlığa rağmen
 
çocuklarının baba kıymetini bilmemeleri kendisini üzüyordu.
 
En son şunları söyledi.-“ Sana tavsiyem, sağlığında malını kimseye verme.
 
Kimseye güvenme. Tek güveneceğin Cenabı Allah olsun.”
 
Kendisiyle vedalaşarak ayrıldım. Bir daha karşılaşır mıyız bilmiyorum. O bana hayat
 
hikayesini böyle anlatmıştı.
 
Mustafa Yolcu
 
myolcu53@gmail.com.


1639 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TABAKHANE MAHALLESİ - 04/02/2021
Bu isim nerden geliyor derseniz,
ANADOLU VAKFINDA, CEMİL ÇİÇEKTEN DİNLEDİKLERİMİZ - 30/01/2021
TBMM Başkanı olduğum zaman, benden önce Meclis Başkanlığı yapmış eski başkanları yemeğe davet ettim.
ALİ İHSAN SEÇKİN ( KOCABAŞ ) - 23/01/2021
Bize kendinizi tanıtır mısınız?
ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ HAYVANAT BAHÇESİ - 31/12/2020
Hayvanat bahçesi Ankara’da, Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerinde, Gazi mahallesinde 24.10.1940 tarihinde kurulmuştur.
İKİNCİ EVLİLİK - 26/12/2020
İlk eşten ölüm veya ayrılıktan sonda gündeme gelen sorundur. Yeniden evlilik yapılacak mı? Yapılmayacak mı?
GÜZEL TÜRKÇEMİZ - 20/12/2020
Ülkemizde Öztürk’çe diye bir faaliyet sürdürüldü.
ARKADAŞIM HASAN ÖKSÜZ - 17/12/2020
Değerli arkadaşım Hasan’ı 14.12.2020- pazartesi günü kaybettik. Cenazesi Osmancığa defnedildi.
SUSMAK SANATI - 20/11/2020
Mevlana hazretleri bir şiirinde diyor ki:
CEZA EVİ HATIRASI - 10/11/2020
AHMET ÇEŞMECİ
 Devamı
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.55448.5887
Euro10.082510.1229
Hava Durumu
Üyelik Girişi