OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız  haber...

    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı

DHA TEMSİLCİLİĞİ
Hava Durumu
Anlık
Yarın
2° -8°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35255.3740
Euro6.09876.1232
Mustafa YOLCU
YAZI
ARAMIZDAKİ FARK 150 KURUŞ AĞAM
03/05/2014


Salı günü İskilip’teydim. Benim için nostalji olan İskilip’in çarşısında, sokaklarında

gezerken, çocukluğumdan itibaren geçen 20 yılı hatırlar, adeta o günlere dönerim.

Üzerinde yürüdüğüm yollar, evlerin duvarları bana bir şeyler söyler, söylenenleri

duyar gibi olurum. Karşılaştığım tanıdıklar, film şeridini başa alır, onlar ile ilgili

yaşadıklarımızı hatırlamaya çalışırım. Her gidişimde İskilip’te yaşayan tanıdıklarım

biraz daha azalmakta, mezarlıkta tanıdıklarım çoğalmaktadır.

Ailem Hacıkarani mezarlığında bulunmaktadır. Ayrıca çocukluk arkadaşım Ömer

Söylemez, Cemil Çorumluda bu mezarlıktadır. Zübeyir Kemelek kardeşimde

Hacıkaraniye defin olur diye düşünmüştüm ama o Gülbaba mezarlığına defin olundu.

Pirinç pazarında bulunan dükkânımız, Kocali eniştemin otobüs yazıhanesi, Sefer

eniştemin kasap hali girişindeki üzüm incir sattığı dükkânı, dayımın din görevlileri

lokali altındaki saraç dükkânı, dayımın oğlu Osman Çorsuzun nalbur dükkânı hepsi

tek tek hafızamda bulunmakta, dükkânların önünden geçerken geçmişi,

yaşadıklarımızı hatırlıyorum.

Önceden fırın olarak kullanılıp, şimdi kullanımı değişen, eski sahiplerinden eser

kalmayan dükkânlar, eski zenginliğinden iz kalmayan insanlar, gözümün önünden

geçip giderler.

Babası vefat eden Nurettin Kulalı arkadaşımın evine baş sağlığına gittim. Nurettin

Bey, rahmetlik babası Ahmet Bey hakkında çok güzel şeyler anlattı. Hayırlı evlat olan

Nurettin, her gün en az üç kere babasını telefonla arar, hatırını sorarmış. Ben oldum

olası, anne babasına hayırlı olan insanlara hayranlık duyarım. Anamız babamız gönül

tahtımızın sultanıdırlar. Onları kaybedince, değerlerini daha iyi anlıyoruz.

Bir dostum, İskilip’te yaşanmış olan bir olayı anlattı. Mahallelerinde ağa olarak anılan

bir zat, çarşıda pazarda karşılaştığı insanlara selam sabah vermeden, yoluna devam

edermiş. İnsanlar onunla konuşmaya da çekinirlermiş. Aynı mahalleden nüktedan bir

komşuları, anılan ağanın yanından geçerken-“ Ağa aramızda 150 kuruş fark var.

Uğurlar ola.” Demiş. Ağa bu konuşulanı hiç duymamış gibi yoluna devam edip, evine

gitmiş. Kendisine hitaben söylenen, aramızda 150 kuruş fark var sözü içine büyümüş.

Komşu bu lafı bana niye söyledi, sebebi neydi diye düşünmeye başlamış. Hanımına- “

yarın sabah birisini kahvaltıya çağıracağım, ona göre hazırlık yap .” demiş.

Ertesi günü sabahleyin çocuğunu komşusunun evine göndererek, kahvaltıya davet

etmiş. Komşusu eve gelince birlikte kahvaltıya oturmuşlar. Kahvaltı sırasında

komşusuna- “ Dün bana bir laf söyledin, söylediğini aklımdan çıkaramadım. Aramızda

150 kuruş fark var demekle neyi kastettin?” Demiş.

Komşusu’da- “ Ağam, ben ölünce bana metresi 25 kuruşluk, altı metrelik patiskadan

kefen yaparlar. Sen ölünce metresi 50 kuruşluk altı metre patiskadan kefen yaparlar.

Mezara girerken aramızda 150 kuruşluk fark olur. Sen karşılaştığın insanlara selam

sabah vermeden, geçip gidiyorsun. Ağam bu mağrurluğun sebebi ne?”demiş. Ağa,

derin derin düşünmüş ve haklısın komşum, sen bana hayat dersi verdin demiş.

İskilip’te önceden aileler geniş aile düzeninde yaşar, bir öğünde iki üç sofra kurulup

yemek yenilirdi. Bu aileler ile ilgili çok hoş tespitlerim var. Daha sonraki yazılarımda

bu tespitlerimi sizlerle paylaşacağım. 

Şimdi boş duran evlerde, önceden 20- 30 kişilik geniş aileler otururdu. O evlerin

önünden geçerken, kalabalık ailenin seslerini duyar gibi oluyorum. Şimdi geldiğimiz

noktada, bir evde iki kişi kalmış, karı koca birbirlerinin yüzüne bakıp oturuyorlar.

İnsanlar önceden mi mutlulardı? Şimdimi mutlular? Eskiye göre daha iyi yaşam tarzı

içindeler ama bu insanları mutlu ediyor mu? Komşuluk ilişkileri, akraba ilişkileri,

büyük küçük davranışları nasıl? Bu sorulara olumlu cevap alamıyoruz.

Yukarıdaki hatırada anlattığım gibi, zenginle fakirin arasındaki fark 150 kuruş. Bu

dünya’da oyun oynadığımızı unutup, gerçek sanıyoruz. Bu dünyayı bitmeyecek

sanıyoruz. Ölümden ibret almıyoruz. Bu dünyanın malını biriktirmeyi maharet

sanıyoruz. Ne kadar hırslanırsak hırslanalım, zenginle fakirin arasındaki fark 150

kuruştur unutmayalım.

Mustafa Yolcu

myolcu@ttmail.com


Paylaş | | Yorum Yaz
1367 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İSKİLİP TAŞ MEKTEP HATIRASI - 07/08/2018
ANAP’tan, 1987-1991 tarihleri arasında Çorum Milletvekili olan Mustafa Namlı, İskilip’te bulunan taş mektep ile ilgili hatırasını anlattı.
YAVUZ ASLAN ARGUN ABİ İLE HATIRALAR - 03/08/2018
Yavuz abi Mücadele hareketinin pratisyeni idi. Sorunlara çözüm bulan, birleştirendi.
SÖĞÜT GEZİSİ - 23/07/2018
15.07. 2018 Pazar günü, hemşerim Muhittin çağıl’ın düzenlediği tur ile, Söğüt ve Bilecik’e gittik.
ÇALIŞMAYAN ORGAN YOK OLUR - 05/07/2018
Otobüs durağında beklerken, 78 yaşlarında birisi ile sohbet ettik.
ÇARIKLI ERKAN NASİHATİ - 30/05/2018
Memlekette altı adamlık bağımız vardı.
BAKİ KALAN BU KUBBEDE HOŞ BİR SADA İMİŞ - 28/05/2018
Eskiden hayat şartları daha zor, geçim sıkıntısı daha fazlaydı.
ÇANAKKALE HARBİ - 18/03/2018
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
7 DÜVELLE HARP ETMEK - 07/03/2018
Afrin’de savaşıyoruz. Suriye, Irak sınırı boyunca tertibat alıyoruz. Karşımızda tek düşman yok, yedi düvele karşı savaşıyoruz.
ÇORUMLU YEDİ SEKİZ HASAN PAŞA - 23/02/2018
Hasan Paşa 1240 (1824-1825) yılında Çorum’da doğar.
 Devamı