OSMANCIK GÜNDEM
Hızlı, Doğru ve Tarafsız Sadece Haber


DHA TEMSİLCİLİĞİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.79217.8233
Euro9.29239.3296
Hava Durumu
Saat
Takvim
Mustafa YOLCU
YAZI
BAKİ KALAN BU KUBBEDE HOŞ BİR SADA İMİŞ
28/05/2018
 
Eskiden hayat şartları daha zor, geçim sıkıntısı daha fazlaydı. İnsanların giyimi, yemesi, içmesi, kullandığı eşyalar daha zor temin ediliyordu. Doğal olarak üretilen meyve ve sebzeler mevsiminde bulunur, mevsimi geçince ortadan kaybolurdu. En rahat geçinenler memurlardı. Memurların, memur olmayanların üzerinde geçim standardı olur, daha rahat hayat sürerdi. Bu sebeple aileler kızlarını, memur ile evlendirmeyi tercih ederlerdi.
Pirinç evlere bayramdan bayrama girer, diğer zamanlarda hastaya çorbası yapıp içirilmek için satın alınır, pirinçle ilgili “Hasta olsam da pirinç çorbası içsem.”  deyimi vardı. Halkın elinde bulunan parası ya altına takılı olur, ya da bir esnafın kasasında emanet dururdu. 
Kasaptan et, eve misafir geleceği zaman alınır, onun dışında evdeki kavurma et ile et ihtiyacı karşılanırdı. Evlerde çekmen denilen toprak kaplarda; salatalık turşusu, pekmez, sirke bulunur, kışlık yiyecekler yazın ve sonbaharda hazırlanırdı. Çocuklara bayramdan bayrama pantolon gömlek diktirilir, bunlar eskidiğinde yama yapılarak giyinilirdi.
Bal evlerde ilaç niyetine bulundurulur, sofraya yenmek için gelmez, evde hasta olduğunda hastaya şifa niyetine yedirilirdi. Ballar şimdiki gibi glikozlu bal değil, halis çiçek balı idi. Kışın soğuklarda, balda kristalleşme olurdu. Pazara nadiren de kara kovan balı gelirdi. Ormanlık bölgelerde üretilen çam ballarının, fazla yenildiğinde insanı uyuttuğu söylenirdi.
Küçükken dükkânımızın yanında; komşumuz İsmail emmi vardı. Hem mahalle komşumuz, hem de dükkân komşumuzdu. Arıcılık yapar, yetiştirdiği balını dükkânda satardı. 
İsmail emmi dükkânında balı satarken onu zevkle seyreder, satılan balı kabına koyarken şıkır, şıkır bal sesi gelirdi. Bende bal alıp eve götürmek istiyordum ama pahalı olduğu için alamıyordum.
İsmail emminin dükkânda olmadığı bir zaman, bal almak için müşteri geldi. Bana balın fiyatını sordu söyledim. Fiyatı kabul edince istediği balı tartarak verip, parasını aldım. İsmail emmi dükkâna gelince, sattığım balın parasını kendisine verdim. Bana teşekkür etti ve zorla harçlık verdi. Benim gözüm ise parada değil balda idi.
Bazen 100- 150 gram balı satın alıp yiyeyim diye düşünüyor, İsmail emmi yanlış anlar mı diye vazgeçiyordum. Bize verilen aile terbiyesinde kimseden bir şey istememek, almamak ta vardı. 
En nihayet bal almaya karar verdim. Ekmekçiden aldığım yarım ekmek ile İsmail emminin yanına gelerek, 150 gram bal istedim. 
İsmail emmi- “ Balı neye koyacaksın” dedi. Ekmeğin arasına koyacağımı söyleyince “ ekmeği bana ver.” Dedi. Kendisine verdiğim ekmeğin içini açarak tahta kaşıkla içini bal ile doldurdu. Ben müdahale ederek, konan balın 150 gramı geçtiğini söylemek istedim, olsun dedi. İçi bal ile dolu ekmeği bana uzattı. Borcum ne kadar diye sorduğumda- “ Afiyet olsun borcun yok.” Dedi. Bütün ısrarıma rağmen, para veremedim. 
O gün yediğim balın tadını unutamıyorum. Komşuluk adına insanlık dersini de hiç unutmadım. Bu olayı birkaç defada arkadaşım olan İsmail emminin torunlarına anlattım. 
Toplumun bilgi edinme imkânı ve okuma yazma oranı şimdikinden daha geri olmasına rağmen, büyüğe saygı ve küçüğe sevgi daha fazlaydı. Büyük lafı dinlenir, önü geçilmezdi. Değer sistemi bu günkü kadar laçka olmamıştı. 
Günümüzde birçok imkânlara kavuştuk. Refah seviyesi yükseldi. En fakirin evinde bile kahvaltıda, zeytin peynir reçel eksik olmuyor. Herkesin evine fırın ekmeği giriyor. Çocuklarımız ihtiyaçlarını karşılarken marka arıyorlar. Elektriksiz, buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyonu olmayan ev kalmadı.
Herhalde ağzımızın tadı kaçtı. Yediklerimizin tadını, huzuru bulamaz olduk. Komşuların halini sormaz, kimsenin elinden tutmaz olduk.  Beyaz atlı yiğitler atına binip, başka diyarlara gitti artık.  Yolda karşılaştığımız insanlara selam vermeyi bile çok görür olduk. Kendimiz hakkı hukuku tanımazken, başkalarını eleştirir olduk. Benden bir şey ister diye; kardeşin kardeşten kaçtığı günümüz insanı ile dünün komşuluk ilişkilerini düşündüğümde”  Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş” lafı aklıma geliyor. 
 
Mustafa Yolcu


661 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SUSMAK SANATI - 20/11/2020
Mevlana hazretleri bir şiirinde diyor ki:
CEZA EVİ HATIRASI - 10/11/2020
AHMET ÇEŞMECİ
İSMAİL KAVLU - 03/11/2020
İskilip’e emeği geçen, faydası dokunan,400 kişiye iş imkânı açan değerli bir hemşerimiz, büyüğümüz idi.
BİR SUBAYIN HATIRASI - 28/09/2020
Sizlere subay emeklisi bir arkadaşımın bana anlattığı, hatırasını paylaşmak istiyorum.
ADANA DA SU BASKINI - 22/09/2020
1980 Yılında Adana da su baskını olmuştu.
İSKİLİP İLÇEMİZDE TÜRK BOYLARININ İSİMLERİNİ TAŞIYAN YERLER: - 15/09/2020
Türk boyları Anadolu’nunçeşitli bölgelerine yerleşmiştir. Bir ili ele aldığımız ’da en fazla üç Türk boyunun olduğunu görürüz.
İYİMSERLİK- KÖTÜMSERLİK - 06/09/2020
Bazı ortamlarda ruhumuz kararır, oradan negatif enerji ile ayrılırız.
ANKARA HUKUK FAKÜLTESİ- YIL 1975 - 27/08/2020
Size Ankara hukuk Fakültesinde, halen Avukat bir arkadaşımın yaşamış olduğu bir olayı anlatacağım.
İSKİLİP TAŞ MEKTEP HATIRASI - 07/08/2018
ANAP’tan, 1987-1991 tarihleri arasında Çorum Milletvekili olan Mustafa Namlı, İskilip’te bulunan taş mektep ile ilgili hatırasını anlattı.
 Devamı