OSMANCIK GÜNDEM
İnteraktif Haber Gazetesi 
Hızlı, Doğru ve Tarafsız Haber


    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
    • Osmancık'ın Dünya'ya Açılan Kapısı
DHA TEMSİLCİLİĞİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.56677.5970
Euro8.93678.9725
Hava Durumu
Saat
Takvim
Mustafa YOLCU
YAZI
ANKARA HUKUK FAKÜLTESİ- YIL 1975
27/08/2020
Size Ankara hukuk Fakültesinde, halen Avukat bir arkadaşımın yaşamış olduğubir olayı anlatacağım.
Yıl 1975. Anayasa hukuku dersi. Dersin hocası; Bülent Nuri Esen. Sene başında dersin çağdaş hocası sınıfa geliyor ve diyor ki :” Arkadaşlar dersimizin başında size bir konuyu açacağım. Ben Allaha inanmıyorum. İçinizde inanan var ise, onunla tartışalım. Allah varsa bana varlığını ispatlasın. İspatlayamıyorsanız, benim dediğimi anlattıklarımı kabul edeceksiniz. Ben dersimi ateist bir çizgide anlatırım.”
Yer 250 kişilik amfi.
Bir talebe ayağa kalkıyor ve “hocam ben sizinle bu konuyu tartışmak istiyorum “
diyor. Karşılıklı konuşma başlıyor.
Talebe: Hocam bir nar ağacını ele alalım. Bu ağaç kışın yapraksız kupkuru kalır. Dibine beslensin diye hayvan pisliğini gübre olarak sererler. Bahar olur, yaz gelir dallarından nar meyveleri sallanmaya başlar. Peki, o kup kuru, dibinde hayvan pisliği olan ağaçtan o nefis meyve nasıl meydana geliyor. Diye sorduğumda (tabiattan ) dedi. Tabiat ne diye sordum. O ağaca şifresini kim veriyor. Kim vazifelendiriyor. O muhteşem meyve nasıl oluşuyor. O ağaçta elma armut muz olmuyor da niye hep nar meyvesi çıkıyor? Olgunlaşmış bir narı dalından koparalım. Bıçak ile narı ikiye bölüp size versem, sizin gibi düşünen bütün ilim adamlarınız
yan yana gelse, dünyanın bütün tekniğini birleştirse, narın zarlarını birleştirip kabuğunu bütünleştirip; hiç kesilmemiş şeklinde eski haline getirebilir mi? Diye
sordum. Getiremezler dedi.
Bende: Bunun sahibi yaratıcısı Allah o kuru daldan, hayvan gübresi ve su nimeti
ile hayata can veriyor.” SİZİN BU BÜYÜK GÜCE ALLAHA İNANMANIZ GEREKİR” dedim.
O sırada ders zili çaldı ve hoca konuşmamızı kesip dersten çıktı.
1975 Yıllarında okul solcuların kontrolünde idi.
Solcular sınıfta etrafımı çevirdiler, ‘gerici yobaz bir daha bu okula gelme, defol git. Bir daha bu okula gelirsen bu okuldan senin ölün çıkar ‘diye beni
ite kaka okuldan çıkardılar. Bende okula giremez oldum. Okulda yaşadığımız bu olaydan sonra, Bülent hocada rahatsızlanmış. Ailesi hasta haneye yatırmış. 1975 Yılında vefat etmiştir. Evet, tarih Firavunların, Nemrutların, Ebu Cehillerin, Lenin, Stalin, Karl Marx, Mao nun kıssaları ile dolu.
Bir kısım ÇAĞDAŞLAR diyorlar ki (ÜNİVERSİTE DE OKUYAN, BİTİREN DOĞMALARA İNANMAZ )
 
Ben ise okudukça, pozitif ilimleri öğrendikçe yaratıcının gücünü daha çok görüp anladım. İnsan aklının aczi yetini, daha ışığı yeryüzüne ulaşmamış gezegenlerin
olduğunu öğrenince fark ettim.
Genetik denilen her canlının ayrı şifresini ve bu şifreyi koyan gücü, tuzlu ve tuzsuz denizin birbirine karışmamasını, ana karnındaki üç karanlığı, en küçük
zerredeki harikalığı fark ettiğimde anladım. Bir şey daha anladım ki; Nuh tufanında Nuh peygamber inandırıp oğlunu gemiye bindirememiş. Peygamberler oğlunu karısını inandıramamış. Hz. Muhammet
amcası Ebu Lehep’i inandıramamış. Bir şey daha anladım ki; gözleri kör, kulakları sağır, hissi olmayan insanların inanmaları kabul etmeleri de imkânsız.
Âşık Veysel demiş ki(KİM OKURDU KİM YAZARDI. KOYUN KURT İLE GEZERDİ. BU
DÜĞÜMÜ KİM ÇÖZERDİ. FİKİR BAŞKA BAŞKA OLMASA.)
Şu anda Avrupa da bir kavram var.
Gerçek bir Avrupalılık iyi bir Hıristiyan olmakla olunur.
Bazıları ise: ‘ALLAH’A İNANAN, İNANANLARIN OLDUĞU ÜNİVERSİTEYİ KAPATMAK’ kararı vermeye çalışıyorlar.
Bizim toplumumuzda başı örtülü olanlar ile örtüsüz olanların arasında bir problem yok.
Problem; HIRSIZLAR İLE SOYSUZLAR İLE BU ÜLKEYİ BÖLMEK, AİLE DÜZENİMİZİ YIKMAK İSTEYENLER İLE VAR.
 
MUSTAFA YOLCU- ANKARA


67 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İSKİLİP İLÇEMİZDE TÜRK BOYLARININ İSİMLERİNİ TAŞIYAN YERLER: - 15/09/2020
Türk boyları Anadolu’nunçeşitli bölgelerine yerleşmiştir. Bir ili ele aldığımız ’da en fazla üç Türk boyunun olduğunu görürüz.
İYİMSERLİK- KÖTÜMSERLİK - 06/09/2020
Bazı ortamlarda ruhumuz kararır, oradan negatif enerji ile ayrılırız.
İSKİLİP TAŞ MEKTEP HATIRASI - 07/08/2018
ANAP’tan, 1987-1991 tarihleri arasında Çorum Milletvekili olan Mustafa Namlı, İskilip’te bulunan taş mektep ile ilgili hatırasını anlattı.
YAVUZ ASLAN ARGUN ABİ İLE HATIRALAR - 03/08/2018
Yavuz abi Mücadele hareketinin pratisyeni idi. Sorunlara çözüm bulan, birleştirendi.
SÖĞÜT GEZİSİ - 23/07/2018
15.07. 2018 Pazar günü, hemşerim Muhittin çağıl’ın düzenlediği tur ile, Söğüt ve Bilecik’e gittik.
ÇALIŞMAYAN ORGAN YOK OLUR - 05/07/2018
Otobüs durağında beklerken, 78 yaşlarında birisi ile sohbet ettik.
ÇARIKLI ERKAN NASİHATİ - 30/05/2018
Memlekette altı adamlık bağımız vardı.
BAKİ KALAN BU KUBBEDE HOŞ BİR SADA İMİŞ - 28/05/2018
Eskiden hayat şartları daha zor, geçim sıkıntısı daha fazlaydı.
ÇANAKKALE HARBİ - 18/03/2018
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
 Devamı