OSMANCIK GÜNDEM 
İnteraktif Haber Gazetesi

DHA TEMSİLCİLİĞİ
Saat
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.68725.7100
Euro6.38686.4124
Mustafa YOLCU
YAZI
BİR SİGARA İÇİMİ
11/03/2014

Ankara’da, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi bahçesinde eşimle birlikte oturuyor, öyleden sonra doktora görünmek için vakit geçiriyorduk.

Masamıza bir hanım gelip oturdu ve birini cep telefonu ile arayıp konuşmaya başladı. Konuşmasında- "Doktora görünerek tetkiklerini yaptırdığını, tetkiklerin sonucunda kolesterol dışında bir sıkıntısının çıkmadığını, şikâyetlerinin psikolojik olduğunu” Söyledi. Konuşmasından, kız kardeşi ile konuştuğu anlaşılıyordu. Konuşması bitince, sigarasını yakıp içmeye başladı!

Yüksek çıkan kolesterole rağmen sigara içen hanıma - “ Sigara kolesterol’ün en büyük nedeni değil mi? Niye sigara içiyorsunuz?” diye sordum.

Hanım- “ Ben bu sigarayı da içmesem, alkole veya uyuşturucuya başlamak durumunda kalırım.” Dedi.

Niye diye sorduğumda:- “Benim başımda tedavisi mümkün olmayan iki tane deli var. Ben onlarla uğraşıyorum. Bu sebeple bende ne moral kalıyor, nede sağlık kalıyor.” Dedi.

Bunu duyunca bir süre sustuk. Konuşacak bir şey yoktu. Hanım çok zor bir durumda idi. Kendisine moral vermeye çalışarak, üzülmemesini söyledik.

Hanım-“ Kardeşlerimin, kaldıkları evde çöp toplama hastalığı var.” Dedi. Bu garip bir hastalıktı. Daha öncede bizim yazlık evdeki komşumuzun, eve çöp toplama alışkanlığı vardı. Sokakta bulduğu, çöpe atılan eşyaları alıp evine getirirdi. Evinin bahçesini odun ile doldurmuştu. Bütün bunları dile getirerek, Allah sabır versin dedim.

Bunları konuşurken, psikiyatri doktorunun yazdığı “ Madalyonun öbür yüzü.” adlı kitabı hatırladım. O kitabın bir hikâyesinde, apartmanlarını çöp eve dönüştüren kız kardeşlerin konusu anlatılıyordu.

İnsan için en önemli şeylerden biri ruh sağlığıdır. Ruh sağlığı olmazsa, tüm hayat insana zehir oluyor. Bu sebeple, anılan kitabı okuyunca içinde bulunan hikâyelerden çok etkilenmiştim. Hanıma bu kitaptan bahsederek, orada da çöp ev hikâyesinin olduğunu söyledim.

Hanım güldü ve – “ O kitaptaki hikâye bizim hikâyemiz, yıllardır o problemi biz yaşıyoruz. Kardeşlerim yıllardır o  kitabı yazan doktorda tedavi oldu ama bir sonuç alamadık. ” Dedi.

Eşimle ben bir anda donakaldık. Dünya ne kadar küçükmüş. On yıl önce okuduğumuz kitabın hikâyesini yaşayan kişi ile karşılıklı oturup konuşuyor, yaşanılan ibretlik hadiseyi bire bir kendisinden dinliyorduk.

Babaları kamuda üst düzey yönetici olarak çalışmış. Ankara’nın mutena semtlerinden birinde bulunan arsasına, 8 dairelik bina yaptırmış. Dört kızı ile birlikte, binanın bir dairesinde oturmuşlar. Diğer dairelerini de kiraya verip, maddi olarak rahatça geçinerek hayatlarını sürdürmüşler. Önce baba, sonra da anneleri vefat etmiş. Bir kardeşleri evlenerek, evden ayrılmış. Evde üç kız kardeş kalmış. Evde çıkan plastik kaplar, naylon torbalar ve paket kâğıtları odalarda biriktirilmeye başlanmış. Apartmanda bulunan kiracılar çıkınca, o dairelere de çöpler depolanmış. Kardeşleri yeni elbise alıyorlar, kirlendiğinde elbise yıkanmayıp torbaya konulup çöpe atılıyor, sonrada yeni elbise alıyorlarmış.

Güzelim binada, dairesinde çöplerle birlikte yaşıyor, kendi evinde içine sinesi yemek yapıp yiyemiyorsun. Bir arkadaşını evine davet edemiyorsun.

Konuştuğumuz hanım, evlerinde yaşananlara katlanamayıp, kardeşlerinden ayrılarak kiraladığı evde kalıyormuş. Kardeşlerinin yanından ayrılmasına rağmen, yaşadığı süreçten dolayı kendini psikolojik olarak hasta hissediyordu.

Allah kimseye çaresiz dert vermesin. Bu hikâyede olduğu gibi, malın olsa da çaresiz kalıyorsun.

Kanuni Sultan Süleyman’ın bir deyimi var:

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Allah hepimize sağlık, sıhhat, afiyet versin. İki günlük dünyada, basit konular için, başkaları için, politik çekişmeler ile bir birimizi kırıp, dargın olmayalım.

Elbette derelerden çok sular akacak, her kes yaptıkları ile kalıp sorgulanacak.

 

Mustafa Yolcu

myolcu@ttmail.com

 

 

 

       

 



1386 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İSKİLİP TAŞ MEKTEP HATIRASI - 07/08/2018
ANAP’tan, 1987-1991 tarihleri arasında Çorum Milletvekili olan Mustafa Namlı, İskilip’te bulunan taş mektep ile ilgili hatırasını anlattı.
YAVUZ ASLAN ARGUN ABİ İLE HATIRALAR - 03/08/2018
Yavuz abi Mücadele hareketinin pratisyeni idi. Sorunlara çözüm bulan, birleştirendi.
SÖĞÜT GEZİSİ - 23/07/2018
15.07. 2018 Pazar günü, hemşerim Muhittin çağıl’ın düzenlediği tur ile, Söğüt ve Bilecik’e gittik.
ÇALIŞMAYAN ORGAN YOK OLUR - 05/07/2018
Otobüs durağında beklerken, 78 yaşlarında birisi ile sohbet ettik.
ÇARIKLI ERKAN NASİHATİ - 30/05/2018
Memlekette altı adamlık bağımız vardı.
BAKİ KALAN BU KUBBEDE HOŞ BİR SADA İMİŞ - 28/05/2018
Eskiden hayat şartları daha zor, geçim sıkıntısı daha fazlaydı.
ÇANAKKALE HARBİ - 18/03/2018
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
7 DÜVELLE HARP ETMEK - 07/03/2018
Afrin’de savaşıyoruz. Suriye, Irak sınırı boyunca tertibat alıyoruz. Karşımızda tek düşman yok, yedi düvele karşı savaşıyoruz.
ÇORUMLU YEDİ SEKİZ HASAN PAŞA - 23/02/2018
Hasan Paşa 1240 (1824-1825) yılında Çorum’da doğar.
 Devamı