ULUSOYMEDYA
Hızlı, Doğru ve Tarafsız, İnteraktif Haber Gazetesi


DHA TEMSİLCİLİĞİ
Saat
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.78655.8097
Euro6.40396.4295

KENE ÜZERİNE TEMMUZ TEZLERİ VE RADİKAL ÇÖZÜM ÖNERİLER İ( !)
05/07/2013

 

801 NOTLARI

Nihat KARALAR


 

 

 

BAŞIMIZA ÇORAP ÖREN KÖROLASI KENELER,

KIÇIMIZA KÜLOTLU ÇORAP GİYDİRECEKLER!

 

Geçtiğimiz günlerde yerel gazetelerimizden birinde yer alan bir haberi görünce; hayli güldüm.

Gülerken de derin derin düşünmeyi ihmal etmedim…

Ve içimden de ‘ne günlere kaldık’ deyip geçtim…

Aylardır başımıza musallat olan, hayatımızı felç eden, yetkili-yetkisiz, ilgili-ilgisiz tüm kurum ve kuruluşlarımızdan sokaktaki vatandaşa kadar herkesin ilgi alanına giren ‘kene’lerden korunmak için koca-karılara has yöntemlere mecbur kalışımıza güldüm.

Her şey aklıma gelirdi de aylardır başımıza çorap ören ‘kene’ denilen yaratıklardan korunmak için kıçımıza külotlu çorap giymek zorunda kalacağımız gelmezdi!

(Demek ki, insanoğlunun başına her şey geliyormuş:

Bazen bela, bazen de böyle abuk-sabuk şeyler!)

Ne diyelim; başımıza çorap ören kene’ler, şimdi de kıçımıza çoraplı külot giydirecekler!

Giydirirler mi, giydirirler…

Seve seve giymezsek, ısıra ısıra giydirler!

***

HAYDİ ÇOCUKLAR ÇORAPÇIYA!

KÜLOTUNUZ NE MARKA OLSUN!

Artık ne tür külotlu çorap giyeriz, orası da size kalmış:

İster parizyen, ister müjde, isterse yünlü-yünsüz veya jartiyer, olmadı koton türünden giyebilirsiniz…

Yeter ki, başınıza örmeyin; kıçınıza giyin, kıçınıza!

Hem uzmanlar da öyle diyor!

***

Dünya Rekorlar Kitabı’na girecek bir buluş sayesinde, başımıza daha başka çoraplar örmesinden kurtulacağız. Artık uykularınızı kaçıran, gecenin bi saatinde ‘şu oda senin, bu oda benim’ diye dolaştırıp, sinir katsayınızı artıran ‘kene belası’ndan korunmanın formülü bulundu!

Kimin aklına gelirdi; ‘katil kene’lerden korunmak için külotlu çoraptan medet umar hallere düşeceğimize!

Ee ne demişler; ‘Allah bir derdi verirken, çaresini de gösterir’miş!

***

SİZLER OLMASAYDINIZ, BİZ NEYLERDİK!

Her ne kadar can alması önlenemediyse de; bundan böyle ‘katil kenelere’ daha fazla kurban vermenin önüne geçilecekmiş… (Unutmadan böyle bir icadı akıl edene, bulana; bulduktan sonra da cümle aleme duyuranlara nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz!)

Allah, sizin gibi yöneticileri, asla başımızdan eksik etmesin!

Sizler olmasanız, biz neylerdik!

Bu körolası kene’ler bizleri yer bitirir, soyumuzu kuruturlardı, valla!

Sizin sayenizde, yok olmaktan, ‘Nuh Tufanı’ gibi bir felaketi yaşamaktan kurtulduk!

Ha bu arada, hipokrat yemini eden doktorlarımızın, sizin bu ‘çok önemli’ buluşunuz karşısında ne yapacaklarını da hayli merak etmiyor değilim hani… Şimdi n’apacaklar; kahırlarından mı ölürler, hasetliklerinden mi çatlarlar, onu bilemem…

Gördüğünüz gibi; memleket aşkıyla yanıp tutuşan büyüklerimiz, ‘vatandaşın derdi, beni gerdi’ diyerekten, kene belasından korunmanın yolunu buldular!

***

KENE’LER ÜZERİNE DOKTORA

YAPAN ASİSTANLARA DÖNDÜK!

Şimdi bi düşünsenize; neydi o günler!

Temmuz’un şu sıcak günlerinde ağız tadıyla pikniğe gitmekten, gönlümüzce kırlarda koşup eğlenmekten, baraj civarında kafayı demlemekten bile kendimizi alıkoymuş; hatta her gördüğümüz ufacık canlıyı bile ‘kene’ sanıp, paniklemenin kırk türüyle, soluğu sağlık ocağı veya hastanelerde alır olmuştuk!

Ne kabus dolu günlerdi, değil mi!

Hayatımız; adeta kabusa dönmüş, gecemizi zindana çeviren karabasanlar gündüzümüzü de ‘davetsiz misafir’ gibi abluka altına almışlardı...

Ve bizim yerel matbuatın akıl evvel kalemşörleri de köşelerinde ‘kene’ üzerine doktora yapan asistanlara dönmüşlerdi!

Neyse başımızdakiler; boş durmayıp engin zekalarını konuşturup, bizleri şu katil kene’lerin azabından korumanın yolunu bularak, rahatlattılar!

-Her nedense memleketimizi özellikle de Çorum insanımızı kırıp geçiren ‘kene’ler konusunda kılınızı kıpırdatıp bir basın açıklaması da yapmadınız, yapsanız, n’olurdu! (?)

Oysa ne hoş olurdu, hatta katılımcılarınız da hayli bir nahoş olurdu!

Bii düşünsenize, ‘Kahrolsun Amerika’ diye bağırdığınız da, cılız sesinize kulak verip, dudak bükenler, ‘Kahrolsun Keneler’ diye bağırdığınızda, hep bir ağızdan size eşlik etmezler miydi!

Ama siz ne yaptınız; sanki ‘keneler’in safındaymışınız gibi, bize  bir basın açıklamasını bile çok gördünüz!

Ne diyelim; siz kamu çalışanları yok musunuz, siz.!

Yok bilmem sürgünmüş; yok bilmem ‘kadrolaşmaymış’ diye alanlara inersiniz, memleket KENE’den kırılır, ama bir basın açıklamasını çok görürsünüz!

Hani bi devlet büyüğümüz zamanın birinde; sizin için ‘marjinal’ gibi bir şey söylemişti de, ona çok kızmıştık!

Oysa boş yere celallenmişiz, haklıymış, taa o günlerden sizin duyarsız-vurdumduymaz hallerinizi görmeliymişiz!

Ama görememişiz!

Bir daha o devlet büyüğümüze kızarsak, iki olsun!

Hatta ekmek çarpsın, gerekirse iki seksen uzatsın!

Valla da kızmayacağız, billa da kızmayacağız!

Hele bir daha o sözü söylesin, kendine destek için sokaklara döküleceğiz!

Bakmayın siz bizim; eylemlerinizde kaldırımlarda seyirci olduğumuza; biz ne eylemler yaparız da, işte sizin bu vurdumduymazlığınızı bildiğimiz için, trene bakış rolleri yapıyoruz!..

***

KENE DİYE DİYE

‘KENE-ZEDE’ OLDUK!

Neyse biz yine konumuza dönelim:

Milletçe ‘kene’ ile yatıp, ‘kene’ ile kalkıyorduk!

Yatar-kene;

gider-kene;

konuşur-kene;

 verir-kene;

alır-kene.....

Kısacası;

kene..kene; keneoğlu kene..

Bir de yıllardır milletin kanını emenleri var ama, şimdilik onları mecburen es geçiyoruz!

Bu kadar, ‘kene’ edebiyatı yeter…

Hepinize,

yatar-kene,

gezer-kene,

 gider-kene,

oturur-kene,

içer-kene…..

 KENE’SİZ günler diliyorum…

***

 

KENE’NİN ŞARKISI OLUR MU

DEMEYİN, İŞTE SİZE ŞARKISI

 

Tokat’ın Has dağı, Çorum’un Kösedağ’ı

Kene mekan tanımaz, gezer bahçe bağı!

 

 

Tokat- Sivas arası
Gider kene hastası
Kene kapmış güzeli
Çok küçüktür yarası


Karışık kuruşuk keneler
İnsanlara gelirler
Kırışık buruşuk keneler
Kan emer sevinirler


Amasya’nın Bar Dağı
Tokat’ın var Haş Dağı
Kene mekan tanımaz
Geziyor bahçe bağı


Karışık kuruşuk keneler
İnsanlara gelirler
Kırışık buruşuk keneler
Kan emer sevinirler


Ha Tokatlı Yozgatlı
Güzelleri endamlı
Kene olsam koynunda
Kanın emsem çok tatlı


Karışık kuruşuk keneler
İnsanlara gelirler
Kırışık buruşuk keneler
Kan emer sevinirler



(Tokatlı yerel şarkıcı, Hasan Öğmen)

**

 

 

 



4833 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

VE ‘KARA PROPAGANDA’ FİLMİ YENİDEN VİZYONA MI GİRİYOR? - 15/05/2015
‘Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu Birinciliği beyaza verdiler’
VE DANANIN KUYRUĞUNUN KOPMASINA 41 GÜN KALDI! - 28/04/2015
GÜNÜN SÖZÜ: KULAKLARA KÜPE!
SARI ÖKÜZ’Ü VERMEK YA DA VERMEMEK! - 21/04/2015
7 Haziran Genel Seçimleri için geri sayım başladı.
NE O.. AT İZİ, İT İZİNE Mİ KARIŞIYOR? - 05/04/2015
Türkiye hala, geçen hafta başında meydana gelen iki olayın şokunu atlatmış değil.
TÜNELİN ÇIKIŞINDAKİ IŞIĞI GÖREBİLMEK! - 01/03/2015
ZAMAN su gibi geçip gidiyor..
‘İDAM CEZASI’ VE YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK! - 19/02/2015
Mersin’de 20 yaşındaki Özgecan Aslan’ın vahşi cinayete kurban gitmesi, hepimizi derinden yaraladı.
KOMŞUDA PİŞER BİZE DE DÜŞER Mİ! - 04/02/2015
Yunanistan Radikal Sol Koalisyonu’nun (SYRIZA) seçim zaferi, başta Avrupa olmak üzere tüm dünya solunda yeni bir umut ve yeni bir heyecan yarattı.
HER YENİ YIL BERABERİNDE YENİ UMUTLAR GETİRİR (Mİ)? - 30/12/2014
HANİ ESKİ YILI UĞURLARKEN, yenisine dair beklentileri yazmak adettendir ya, biz de öyle yapmaya çalışacağız.
BİZDEN DUYMUŞ OLMAYIN.. 2015 YILI ÇOK ZOR GEÇECEKMİŞ! - 22/12/2014
Genellikle yeni yıla girerken, içimiz yepyeni bir umutla dolar ve geleceğe yönelik çok güzel düşler kurmaya çalışırız.
 Devamı