OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
7° 2°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.34665.3680
Euro6.07976.1040
Nihat KARALAR
801 NOTLARI
Ozanın dediği gibi: Dert bir değil Elvan Elvan!
13/08/2014

Büyüklerimizin dediğine göre; leyleğin ömrü lak lak ile geçermiş.
Hayvancağızların bacakları ve gagaları uzundur. Üstüne üstlük bir de 'beyin' olmadığı için kendilerine sabit bir yurt edinememişlerdir. Bu nedenle olsa gerek; ömürlerini de lak lak ile geçirmektedirler.
Gerçi bunları yazdığımız için, hayvan severler derneğinin mümtaz yöneticileri kızarlar ya,  ne yapalım!
İnsanlara yıllardır onca eziyet, onca çile çektirilmektedir. Ama İnsan Hakları Derneği yöneticileri bir gün olsun kızmamışlardır!.  
Sahi, nereden çıktı, leyleklerin ömürlerini lak lak ile geçirdikleri?
Şimdi bunları okuyunca; "hemşerim işin gücün yok mu?" diye sorup, leyleğin lak lak ile geçen ömrü üzerine bir iki lakırdı yaptığımıza kızabilirsiniz.
Hakkınız da var.
Ülkemizde insanlar, hâlâ düşüncelerinden dolayı içeri tıkılırken, adaletsiz gelir dağılımı yüzünden insanca bir yaşama kavuşamayan milyonlar varken, leyleğin ömrü de nereden çıktı!
Bizimki de; 'iş olsun, kolay gelsin'den başka bir şey değil hani.           
Bu sevimli yaratıklar; beyinsiz olmaları nedeniyle düşünemedikleri için ömürlerini lak lak ile geçiriyorlarken, acaba biz insanlar düşünebilecek bir beynimiz olmasına rağmen ne yapıyoruz, hiç düşündünüz mü?
Hadi onlar, beyni yok da ömürlerini lak lak ile dolduruyor, ya biz?
Bizlerin de aslında onlardan pek bir farkı yok gibi.
Neden derseniz?
Biz insanlar, düşünmeyi bile kendimize lüks kabul edip, her şeyi bir yerlere havale etme kolaycılığına alışmışızdır. Yaşamımız da; mutfak, yatak odası ve tuvalet üçgeni arasına sıkışıp kalmıştır.
Mesela, bir kütüphane yoktur, genelde evlerimizde. (Vitrinlere gösteriş olsun diye doldurulan cilt cilt bilmem ne ansiklopedileri saymıyoruz)
Tabii bir de 'aptal kutusu' denilen TV karşısında apışıp kalmak gibi ayrı bir alışkanlığımız var ki, adeta bilim adamlarına ayrı bir inceleme konusudur.
Şimdi, böyle ömrünü belli bir üçgenin içersine hapseden, kendini diğer canlılardan ayıran 'tek beyni olan canlı' olma özelliğini bile doğru dürüst kullanamayan biz insanların, o sevimli yaratıklardan ne farkı kalıyor?
Onlar ömürlerini lak lak ile bir de oradan oraya göç etmekle geçirirlerken, bizler de , 'ceğiz, cağız' ya da 'cek, cak' masallarını dinlemekle geçirmiyor muyuz?
Başka ne yapıyoruz, söyleyin!
Öyle çok partili döneme geçtiğimiz 1945'e ya da 1960'lı yıllara kadar gitmenize gerek yok!.
Çıkın, çıkın yukarı.
Hatta 70, 80, 90'li yılları da bırakıp, daha yukarılara gelin:
Şu anki AKP Hükümeti  kaç yıldır iktidarda?
11 yılı bitirdi, 12.nci yılının içersinde değil mi?
Geçen süre içersinde; işsizlik mi azaldı, açlık ve yoksulluk mu aşağı seviyelere çekildi?
Asgari ücretli ‘simit parası’ndan mı kurtuldu?
Listeyi uzatabilirsiniz, ama hiç gerek yok!
Çünkü, görünen köy kılavuz istemez!
Her şey ayan-beyan ortada!. 
Koskoca yıllarımız, yine lak lak ile geçti.
"Ceğiz, cağız, cek, cak"la başlayan ve içi umut dolu, ilk duyduğumuzda her şeyin çok güzel olacağını anlatan demeçleri duyduk, halen de duymaktayız.
Daha da duyacağımız geride.
Bilmem ne ilçesindeki yetkiliden ve ilgili bakandan ekonomiden sorumlu bakanına ya da başbakan yardımcılarından başbakana kadar, herhangi birinin verdiği demeçleri inceleyin.
Hepsinin gelişiyoruz/ büyüyoruz’ demekten öteye gitmediğini göreceksinizdir.
Hal böyle olunca da; toplum da kendine pompalanan bu sözlerle zamanını geçirmektedir.
Bu gidişle de, uzun bir süre daha geçireceğe benziyor.
***
Neyse, kardeşim; lafı fazla uzatmayalım:
'Memleketin derdi, bizi mi gerdi!' 
'Bize mi düştü, elin üç keçisi ile beş oğlağı!'
***
Elbette biz birilerinin gitmesini istiyoruz.
Ama bunu bir türlü göndermeyi beceremiyoruz.
İşte size; 91 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri, kaçını getirdiğimiz gibi gönderebildik?
Hiç birini gönderdiğimizi söyleyemeyiz.
(Askeri müdahaleler dışında gidenleri saymazsak, hoş onlar da sonra yine geldiler. Hem de 'Kurtar Bizi Baba' denilerek).
***
Alın, size AKP. Hükümet’in 12 yıllık icraatı?.
Hadi, onu da bir kenara bırakın; son günlerde yaşananlara bir göz atın yeter:
Ülkeyi yönetenler 'odunumun parası' misali bildiğini okumaktadırlar.
Ülke ekonomisi yine tepe taklak olmak üzere, açlık-sefalet diz boyu halinde giderek artacağa benziyor.
Hiç umurlarında değildir.
Varsa yoksa, sımsıkı sarıldıkları koltuklarında yıllarca daha oturmak istemektedirler.
***
Aslında ozanın dediği gibi;
'Dert bir değil Elvan Elvan!’
Herhangi birine el atsanız, karşınıza bir başka sorun daha çıkar, beni de yaz der gibi!
Hal böyle olunca da; yazınız uzar da uzar; Olağanüstü Hal döneminde hazırlanan bildiriler gibi.
Neyse lafı fazla uzatmadan, 'lak lak ile geçen ömrümüzden' demetler bitecek gibi gözükmüyor.
Ne dersiniz; biter mi!..
***
 BURASI TÜRKİYE !
Türkiye’de insanın aklına gelmeyen başına gelebilir.
Kastamonulunun dediği gibi, bugün de
‘Tomruk inebülü, taş düşebülü, ayı çıkabülü…’
 veya Allah korusun, ‘demokratik rejim elden gidebülü..’
***
BİR DÖRTLÜK: KURBAN
 ‘Dört koyundular
ilkini kestiler önce.
Tam haklarken ikincisini
kaçmayı denedi üçüncü,
on metre gitti gitmedi
enselediler onu.
Ben o üçüncünün etinden yedim,
yaşam tadı vardı.’
(Zahrad)  
(Zareh Yaldızcıyan) 
***
BİR  FIKRA:Temel bankada
 Temel, beş yıldızlı otele giderek, güzelce uyumuş..
Sabah 900 liralık ayrıntılı bir fatura çıkartmışlar!
500 lira yatak, 200 lira sauna, 200 lira da jakuzi parası!
Temel isyan etmiş:
“Haçan yatak parası tamam da, jakuzi ve sauna kullanmadım! Ne diye kullanmadığım şeyin parasını vereyum?”
“Valla Temel bey, biz hizmeti sunduk, kullansaydınız! Prensip olarak kullansanız da kullanmasanız da ücretini alırız!”
Temel “Tamam” deyip eline aldığı kâğıda bir şeyler yazarak “Verin 900 liramı!” diye görevliye uzatmış:
“900 lira TKÜ”
Adam şaşırmış “Bu TKÜ ne ki Temel bey?” diye sormuş..
“Temel’i Kullanma Ücreti!”
“Nasıl yani?”
“Haçan bütün gece yukarıda uyudum!
Odaya gelip kullansaydınız!
Verin 900 liramı!”
***



Paylaş | | Yorum Yaz
1338 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

VE ‘KARA PROPAGANDA’ FİLMİ YENİDEN VİZYONA MI GİRİYOR? - 15/05/2015
‘Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu Birinciliği beyaza verdiler’
VE DANANIN KUYRUĞUNUN KOPMASINA 41 GÜN KALDI! - 28/04/2015
GÜNÜN SÖZÜ: KULAKLARA KÜPE!
SARI ÖKÜZ’Ü VERMEK YA DA VERMEMEK! - 21/04/2015
7 Haziran Genel Seçimleri için geri sayım başladı.
NE O.. AT İZİ, İT İZİNE Mİ KARIŞIYOR? - 05/04/2015
Türkiye hala, geçen hafta başında meydana gelen iki olayın şokunu atlatmış değil.
TÜNELİN ÇIKIŞINDAKİ IŞIĞI GÖREBİLMEK! - 01/03/2015
ZAMAN su gibi geçip gidiyor..
‘İDAM CEZASI’ VE YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK! - 19/02/2015
Mersin’de 20 yaşındaki Özgecan Aslan’ın vahşi cinayete kurban gitmesi, hepimizi derinden yaraladı.
KOMŞUDA PİŞER BİZE DE DÜŞER Mİ! - 04/02/2015
Yunanistan Radikal Sol Koalisyonu’nun (SYRIZA) seçim zaferi, başta Avrupa olmak üzere tüm dünya solunda yeni bir umut ve yeni bir heyecan yarattı.
HER YENİ YIL BERABERİNDE YENİ UMUTLAR GETİRİR (Mİ)? - 30/12/2014
HANİ ESKİ YILI UĞURLARKEN, yenisine dair beklentileri yazmak adettendir ya, biz de öyle yapmaya çalışacağız.
BİZDEN DUYMUŞ OLMAYIN.. 2015 YILI ÇOK ZOR GEÇECEKMİŞ! - 22/12/2014
Genellikle yeni yıla girerken, içimiz yepyeni bir umutla dolar ve geleceğe yönelik çok güzel düşler kurmaya çalışırız.
 Devamı