OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Nihat KARALAR
801 NOTLARI
BİR DOSTUN ARDINDAN..HAYAT NE ACI!
14/10/2014
Hele de bir pazar günü, bir dostun aramızdan ayrıldığını duymak, öğrenmek çok acı..
 
Hele de bu insan.. çok geçmişe dayanan bir dost ise daha da acıdır..
 
***
 
Yıl 1991-92.. 
 
Çorum Haber’in, entertip yani kurşunlu sistemden ofsete geçtiği günlerdi..
 
Mustafa gazeteye girecek resimlerin tab edilmesinden sorumlu.. Yani gazeteye girecek tüm 
 
resimler titizlikle onun elinden geçiyordu.. 
 
Ben de Mustafa'nın film haline getirdiği resimleri, gazetenin bilgisayar çıktılarına montajlama 
 
işini yapıyordum. Yani gazetenin son aşamalarında adeta ayrılmaz bir ikiliydik..
 
Ne günlerdi!
 
Dile kolay koskoca 22 yıl geçmiş.!
 
Tüm sevenleri ve dostlarının başı sağolsun..
 
***
 
BU SIRALAR aslında yazmak ile yazmamak arasında gidip geliyorum. 
 
Yazmamaktan çok neyi yazacağıma bir türlü karar veremiyorum.
 
Sanki üzerimde bir ağırlık.. 
 
Dünyanın onca ağırlığı üzerime yüklenmiş gibi hissediyorum. Adeta altında eziliyor, zayıf 
 
bedenim, mengeneye alınmış gibi acılar içinde kıvranıyorum.
 
Bu coğrafyanın insanları gibi!
 
Bu coğrafya deyince, hemen gözlerimizin önüne muhakkak ki; geniş bir yelpaze geliyor. 
 
Irak’tan tutun Libya, Tunus, Cezayir, Mısır.. 
 
En can alıcı çıplaklığıyla başta ise Suriye geliyor. 
 
Aslında bugün bu coğrafyada yaşananlar, sanki çok yıllar önce alnına yazılmış, ya da boynuna 
 
asılmış: 
 
Sen hep acı çekeceksin, hiç bir gün şöyle geriye yaslanıp, ‘ohh hayat varmış’ 
 
diyemeyeceksin!
 
Ortadoğu.. Talihsiz coğrafya.
 
***
 
Bu coğrafya, makûs talihini ne zaman yenecek? 
 
Ya da yenebilir mi?
 
Bilemiyorum, aklım da ermiyor. 
 
Ama yine de ‘çıkmamış candan umut kesilmez’!
 
Gün gelir, bu coğrafya ve bu coğrafyanın çilekeş insanları da ‘sırtlarına bindirilmiş’ 
 
ağırlıklardan kurtulmayı başarırlar!
 
***
 
Aslında bölgemizdeki sıcak gelişmeleri gördüğümde, gözlerimin önüne hemen Charlie 
 
Chaplin’in 1940 yapımı ilk sesli filmi olan The Great Dictator (Büyük Diktatör) adlı bir 
 
filmi... Sinema denilince de aklıma hep rahmetli Mahmut Hoca (Tunaboylu) gelir. 
 
***
 
O sadece bir gazeteci-yazar değil, aynı zamanda sinema dalında uzman birisiydi. 
 
Yılmaz Güney ile çok yakın ortamlarda bulunmuş, yani Çirkin Kral ile aynı havayı 
 
solumuştu.
 
Ama hayat, onu bir Aralık ayının son günü, yani 31 Aralık’ta (2002) hem de 48 yaşında çizgi 
 
alanının dışına çıkar(mış)tı. 
 
Oysa aramızda olsaydı, şu an yaşananları, su gibi akan üslubuyla bir film anlatır gibi anlatırdı.
 
Mahmut Hoca deyince.. Eskilerin deyimiyle matbuat taifesi, şimdilerin moda deyimi ile 
 
medya mensupları da tıpkı Ortadoğu gibi talihsizliği ve bahtsızlığı gelir
 
Ya kör bir kurşun, ya da hücrelere sirayet etmiş bir hastalık alıp götürür!
 
Sanki başka seçenek yokmuş gibi, kaderlerine boyun eğmeleri istenir!
 
***
 
En son yine bir arkadaşımızı/ meslektaşımızı hayatın acımasız kolları arasına bıraktık!
 
Bu kez de yine mağlup olduk, kural değişmedi!
 
Genç-yaşlı, iyi-kötü diye ayırt etmeden, aldı götürdü.
 
Genç yaşında aramızdan ayrılan Mustafa (Yolyapar)’dan söz ediyoruz. 
 
Daha 48 yaşındaydı.. 
 
Ömrünün son demlerine daha çok vardı, ama olmadı..
 
O da bir gazeteciydi.. 
 
Ama hayatın acımasızlığı sonucu 2 yıl önce geçirdiği rahatsızlık sonucu sevdiği gazetecilikten 
 
emekli olmuştu. Yani yakasına yapışan bu rahatsızlık bir türlü bırakmadı. 
 
Oysa o dirençliydi.. Bilenler biliyordu Mustafa’yı, o karanlık günler, 12 Eylül günleri bile 
 
pes ettirememişti. Ama bu kez, ani ve apansız gelmişti! 
 
Çaresiz kalbi, dayanamadı, pes etti!
 
Ve Chaplin’in o meşhur sözünü bir kez daha hatırlatırcasına; eşine çocuklarına, dostlarına ve 
 
hem trajedi, hem de komedi olmayı başaran hayata bir Ekim ayında elveda deyiverdi..
 
O’nu da acımasız hayat; aramızdan alıp götürdü!
 
Aslında O’nunla ilgili çok şeyler anlatmak, daha doğrusu birlikte paylaştığımız anıları 
 
anlatmak isterdim, ama acılarımız çok sıcak ve yakıcı.. Belki bir gün yazar, geniş geniş 
 
O’ndan söz ederiz.
 
Ne diyebiliriz ki!
 
Mustafa..Toprağın bol olsun ve ışıklar içinde yat!
 
***
 
BİR FİLM: BÜYÜK DİKTATÖR!
 
Aramızda, Charlie Chaplin’in 1940 yapımı ilk sesli filmi olan The Great Dictator (Büyük 
 
Diktatör)’ü daha önce izlemiş olanlar vardır, sanırım.
 
Film tam da bugünleri anlatıyor gibi. Ortadoğu’da yaşananlar derken, zaman zaman not 
 
aldığım notlara şöyle bir göz attığımda; bir gazeteci dostumuz Sibel Yerdeniz’in yazmış olduğu 
 
anekdotlar hayli dikkat çekici ve öğreticiydi.
 
Bize son zamanlarda, neresinden bakarsak bakalım trajedi gibi görünen -aslında maalesef öyle 
 
de olan- gündelik hayatımıza küçük bir mola vererek Chaplin’in “hayat, uzaktan bakınca 
 
trajedi ama yakından bakınca komedidir” sözünü bir kez daha hatırlayın.
 
Onun, Hitler’i ve Hitler’e tıpatıp benzeyen bir Yahudi berberi canlandırdığı filminin sonunda, 
 
herkesin Hitler sandığı berber olarak ‘insanlığa’ seslendiği o muhteşem tiradı ile bir kez daha 
 
sarsılın:
 
 "Üzgünüm ama bir imparator olmak istemiyorum... 
 
Bu benim işim değil. Kimseyi yönetmek veya fethetmek istemiyorum. Elimden gelse 
 
herkese, ister Yahudi, ister siyah, ister beyaz... tüm insanlara yardım etmek isterim. (...)
 
Hayatın bize çizdiği yol, özgür ve güzel bir yoldu ama biz o yolu kaybettik. Açgözlülük 
 
insanlığın ruhunu zehirledi, dünyayı nefretle kuşattı. 
 
***
 
Beni duyabilenlere söylüyorum: 
 
Umutsuzluğa kapılmayın!..
 
Sizler birer makine değilsiniz. 
 
Sizler insansınız! 
 
Kalbinizde insanlık sevgisiyle doğdunuz.
 
Nefretle değil. 
 
Nefret etmek doğal değildir! 
 
Sadece sevilmeyenler ve korkaklar nefret eder.
 
***
 
Bu zalimler, bu vaatlerle iktidara geldiler ama bize yalan söylediler! Söylemeye de devam 
 
ediyorlar. Sözlerini tutmuyorlar ve tutmayacaklar. 
 
Diktatörler kendilerini özgürleştirirken, halkları köleleştiriyorlar! 
 
Gelin şimdi biz, o sözleri yerine getirmek için birlikte mücadele edelim!
 
Bugün geldiğimiz -ya da getirildiğimiz- yerde; asker-sivil, üniformalı-üniformasız, siyasetçi, 
 
öğretmen, öğrenci, gazeteci, hekim, hakim, mühendis, bilim insanı, işçi, Türk, Kürt, Laz, 
 
Çerkes, Arap, Ermeni, Ezidi, Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Alevi, Sünni, kadın, erkek, 
 
eşcinsel.... ve dahi üstümüze yapışan diğer tüm kimliklerden arınarak en çok ve bir 
 
tek ‘insan’ olmaya ihtiyacımız var.
 
***
 
Şöyle sesleniyor filmin sonunda Chaplin, sevgilisine:
 
“Hannah beni duyuyor musun? 
 
Neredeysen gözlerini aç, başını kaldırıp bak! Bak, Hannah, bulutlar dağılıyor! 
 
Güneş çıkıyor! 
 
Karanlıktan aydınlığa çıkıyoruz! 
 
Yeni bir dünyanın eşiğindeyiz. Dost bir dünyanın!
 
 İnsanların nefretten ve gaddarlıktan arındığı, yepyeni bir dünyaya yaklaşıyoruz. 
 
Artık aydınlık yarınlar hepimizin olacak...”
 
Başını kaldırıp bir bak Hannah! 
 
Bir bak!..
 
***


Paylaş | | Yorum Yaz
1117 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

VE ‘KARA PROPAGANDA’ FİLMİ YENİDEN VİZYONA MI GİRİYOR? - 15/05/2015
‘Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu Birinciliği beyaza verdiler’
VE DANANIN KUYRUĞUNUN KOPMASINA 41 GÜN KALDI! - 28/04/2015
GÜNÜN SÖZÜ: KULAKLARA KÜPE!
SARI ÖKÜZ’Ü VERMEK YA DA VERMEMEK! - 21/04/2015
7 Haziran Genel Seçimleri için geri sayım başladı.
NE O.. AT İZİ, İT İZİNE Mİ KARIŞIYOR? - 05/04/2015
Türkiye hala, geçen hafta başında meydana gelen iki olayın şokunu atlatmış değil.
TÜNELİN ÇIKIŞINDAKİ IŞIĞI GÖREBİLMEK! - 01/03/2015
ZAMAN su gibi geçip gidiyor..
‘İDAM CEZASI’ VE YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK! - 19/02/2015
Mersin’de 20 yaşındaki Özgecan Aslan’ın vahşi cinayete kurban gitmesi, hepimizi derinden yaraladı.
KOMŞUDA PİŞER BİZE DE DÜŞER Mİ! - 04/02/2015
Yunanistan Radikal Sol Koalisyonu’nun (SYRIZA) seçim zaferi, başta Avrupa olmak üzere tüm dünya solunda yeni bir umut ve yeni bir heyecan yarattı.
HER YENİ YIL BERABERİNDE YENİ UMUTLAR GETİRİR (Mİ)? - 30/12/2014
HANİ ESKİ YILI UĞURLARKEN, yenisine dair beklentileri yazmak adettendir ya, biz de öyle yapmaya çalışacağız.
BİZDEN DUYMUŞ OLMAYIN.. 2015 YILI ÇOK ZOR GEÇECEKMİŞ! - 22/12/2014
Genellikle yeni yıla girerken, içimiz yepyeni bir umutla dolar ve geleceğe yönelik çok güzel düşler kurmaya çalışırız.
 Devamı