OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
7° 4°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.34665.3680
Euro6.07976.1040
Nihat KARALAR
801 NOTLARI
Sivrisinekleri değil, bataklığı kurutmalıyız!
02/08/2014



Havasından mı suyundan mı, bilemiyorum nedense giderek şiddet toplumu olduk/ oluyoruz.

Her yerde şiddet…

Sağa baksan şiddet...

Sola baksan şiddet…

Aşağı baksan şiddet…

Yukarı baksan şiddet…

Ailede şiddet…

Okulda şiddet…

İşyerinde şiddet...

Karakolda şiddet...

Sokakta şiddet…

Caddede şiddet…

Mahallede şiddet...

Nahiyede şiddet…

Kasabada şiddet…

Kentte şiddet…

Bölgede şiddet...

Ülkede şiddet…

Kısacası; şiddet yaşamın her alanında hükümranlığını ilan etmiş gibi gözüküyor.

***

Bilim insanlarından tutun eğitimcilere kadar geniş bir yelpazede uzmanlarımız sorunu irdeleyip çözüm önerilerini bulmaya çalışıyorlar.

Çeşitli sendika ve sivil toplum örgütlerince konuya ilişkin raporlar hazırladı/ hazırlıyorlar...

Getirilen çözüm önerileri, alınan önlemlerin de sorunu önlemeye yetmediği görüldü.

Bugün şiddet liselerden ilköğretim okullarına indi.

Gazetelerin üçüncü sayfaları, tv’lerin haber programları şiddet ağırlıklı olaylarla dolu…

Yapılan onca çalışmaya, alınan tüm önlemlere rağmen önüne geçilemeyen şiddet giderek hız kazanıyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yaptığı araştırmaya göre; bir yıl öncesine göre asayiş olayları yüzde 60 oranında artış göstermiş.

Geldiğimiz noktada görüldü ki; giderek şiddet toplumu oluyoruz.

Elbette bu noktaya gelişimizin birçok nedenleri var.

Bir kere insanların ekonomik durumları giderek bozuluyor.

İşsizlik çığı gibi büyüyor.

Her geçen gün işsizler ordusuna binlerce insan katılıyor.

Tarım alanları; hükümetlerin aldığı yanlış ve IMF endeksli politikaları sonucu daraldığı için köyden kente büyük göçler yaşanıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullardaki şiddetin nedenleri ile ilgili yaptığı araştırmada ortaya çıkan sonuç, aslında olayı çok net ortaya koyuyor.

Bakanlık yetkililerine göre; şiddeti besleyip büyüten en önemli etkenlerin başında; ekonomik nedenler, kültürel yozlaşma, değişen feodal yapı, yabancılaşma ve bir yere ait olamama geliyor.

Görüldüğü gibi giderek şiddet toplumu haline gelmemiz; sıradan bir asayiş olayı değil.

Görülmemelidir de…

Üzerinde çok ciddi olarak durulması, hatta çözümlenmesi için iktidarından muhalefetine; sivil toplum kuruluşlarından eğitim kurumlarına, yani toplumun tüm katmanlarına büyük görevler düşüyor.

Tabii ki en önemli görev ve sorumluluk ise; yürütmeye yani hükümete düşmektedir.

***

Bugüne kadar sorun hep küçümsendi,

Sıradan bir asayiş olayı olarak algılanıp, geçiştirildi,

Polisiye önlemler ile çözümlenebileceği varsayıldı.

Geldiğimiz noktada; sorunun küçümsenecek, gözardı edilecek bir yanı olmadığı nihayet görüldü.

Bugün ‘nasıl çözeceğiz?’ diye depelenip duruyoruz?

Bu konuda bazı girişim ve çalışmalar yapılıyor.

Yeterli olup olmadığını zaman gösterecek, ama fazla zamanımız da yok.

Çünkü ateş bacayı sarmış, koskoca binanın büyük bir yangınla karşı karşıya olmasına ramak kalmıştır.

Bu sorunu çözmek için aileden mi başlarız, eğitim sistemimizden veya yapısal değişikliklerden mi başlarız.

Ama bir yerlerden başlamak zorundayız.

Bu işin şakaya gelir yanı yok!

Vakit geçirmeden topyekun kolları sıvamalıyız.

Çünkü polisiye tedbirlerle işin çözümlenmeyeceği çok net görüldü.

Uzmanlarında altını çizdiği gibi; öncelikle ekonomik nedenlerin ortadan kaldırılmasından başlanılmalıdır.

Yani sorunun kökenine inilmelidir.

Sivrisinekleri değil, bataklığı kurutmak zorundayız.

Bataklık kurutulmadığı, yani sorunun kökenine inilmediği sürece, sineklerin yeniden ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Ne olursa olsun; tüm bu yaşananlara rağmen, umudumuzu yitirmemeliyiz diyor, ‘şiddetin olmadığı, barış ve kardeşlik duygularının yeniden yeşerdiği bir ülkede yaşamayı diliyorum.

 

 

***

 

 

 

BİR NOT:

 

ÖZDEŞLEŞME!

 

Gazeteci, uzmanlık alanı ne olursa olsun, öncelikle gazetecidir.

Polis muhabiri, polis veya sözcüsü, spor muhabiri kulüp yöneticisi veya sözcüsü, herhangi bir partiden sorumlu muhabir, onun üyesi veya sözcüsü gibi davranmamalı ve bu yönde yayın yapmamalıdır.

(Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nden)

 ****

***

BİR HATIRLATMA:

 

MENDERES:Tek parti döneminde CHP Milletvekilidir.

DEMİREL: Menderes’in Su Müdürüdür.

ÖZAL: Demirel’in Müsteşarıdır

ERBAKAN: Özal’ın genel başkanıdır.

TAYYİP ERDOĞAN: Erbakan’ın Belediye Başkanı’dır.

 

 

***

 

BİR ŞİİR:

 

FOTOĞRAF

 

Durakta üç kişi

Adam kadın ve çocuk

 

Adamın elleri ceplerinde

Kadın çocuğun elini tutmuş

 

Adam hüzünlü

Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

 

Kadın güzel

Güzel anılar gibi güzel

 

Çocuk

Güzel anılar gibi hüzünlü

Hüzünlü şarkılar gibi güzel.

(Cemal SÜREYYA)

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1110 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

VE ‘KARA PROPAGANDA’ FİLMİ YENİDEN VİZYONA MI GİRİYOR? - 15/05/2015
‘Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu Birinciliği beyaza verdiler’
VE DANANIN KUYRUĞUNUN KOPMASINA 41 GÜN KALDI! - 28/04/2015
GÜNÜN SÖZÜ: KULAKLARA KÜPE!
SARI ÖKÜZ’Ü VERMEK YA DA VERMEMEK! - 21/04/2015
7 Haziran Genel Seçimleri için geri sayım başladı.
NE O.. AT İZİ, İT İZİNE Mİ KARIŞIYOR? - 05/04/2015
Türkiye hala, geçen hafta başında meydana gelen iki olayın şokunu atlatmış değil.
TÜNELİN ÇIKIŞINDAKİ IŞIĞI GÖREBİLMEK! - 01/03/2015
ZAMAN su gibi geçip gidiyor..
‘İDAM CEZASI’ VE YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK! - 19/02/2015
Mersin’de 20 yaşındaki Özgecan Aslan’ın vahşi cinayete kurban gitmesi, hepimizi derinden yaraladı.
KOMŞUDA PİŞER BİZE DE DÜŞER Mİ! - 04/02/2015
Yunanistan Radikal Sol Koalisyonu’nun (SYRIZA) seçim zaferi, başta Avrupa olmak üzere tüm dünya solunda yeni bir umut ve yeni bir heyecan yarattı.
HER YENİ YIL BERABERİNDE YENİ UMUTLAR GETİRİR (Mİ)? - 30/12/2014
HANİ ESKİ YILI UĞURLARKEN, yenisine dair beklentileri yazmak adettendir ya, biz de öyle yapmaya çalışacağız.
BİZDEN DUYMUŞ OLMAYIN.. 2015 YILI ÇOK ZOR GEÇECEKMİŞ! - 22/12/2014
Genellikle yeni yıla girerken, içimiz yepyeni bir umutla dolar ve geleceğe yönelik çok güzel düşler kurmaya çalışırız.
 Devamı