OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
7° 2°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.34665.3680
Euro6.07976.1040
Nihat KARALAR
801 NOTLARI
ATA’YA MEKTUP:
09/11/2014
Ey Mavi Gözlü Dev..Siz bizi bırakın da.. 
 
Kabrinizde rahat mısınız, onu söyleyin?
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
Bugün 10 Kasım 2014..
 
Siz aramızdan ayrılalı 76 yıl oldu..
 
Yani sensiz geçen koskoca 76 yıl..
 
Yani 3 çeyrek asrı geçti..
 
Yine bugün de saat 9’u 5 geçe bayraklar yarıya indirilecek, alanlarda caddelerde, okullarda ve  
 
fabrikalarda sirenler çalacak ve aziz hatıranız için saygı duruşunda bulunacağız..
 
Anlayacağınız sizi bir kez daha minnetle şükranla anacağız..
 
Hepsi o kadar!
 
***
 
Biliyorum, kabrinizde bile kurduğun Türkiye Cumhuriyeti’ni düşünüyorsunuzdur..
 
Merak etme ATAM, kurduğun Cumhuriyet 91 yaşına girdi ve dimdik ayakta duramaya çalışıyor.
 
**
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
Sizi kabrinde huzursuz ettiğim için bağışlayın beni!
 
Nasıl söylesem dilim varmıyor ama söylemek zorundayım!
 
Kurduğunuz Cumhuriyetin pek emin ellerde olduğunu söylersem yalan olur!
 
Yani sizin kurduğunuz Cumhuriyetin birçok değeri, artık yok!
 
Daha doğrusu kabrinizden kalkıp da baksanız, “Bu benim kurduğum Cumhuriyet değil!’ der 
 
misiniz bilemem ama çok değişti, çok!
 
Değişmek ne kelime, öyle gelişti, öyle gelişti ki, anlatamam!
 
Gerçi siz bulunduğunuz Beştepe’den zaman zaman kalkıp, Afyonkarahisar tepesinde yaptığınız 
 
gibi, memleketin umumi manzarasına şöyle bir kuşbakışı yapıyorsunuzdur.
 
Öyle ileri geri konuşup da sizi tedirgin etmek istemem ama yine de sizin o güzelim 
 
Cumhuriyet’inizin geldiği durumla ilgili âcizane birkaç kelam etmek istiyorum.
 
Yüksek ve engin müsaadenizle!
 
Hani, siz o veciz söylemleriniz arasında, köylülerimiz için “Milletin Efendisi’ demiştiniz ya, 
 
onların efendiliği falan kalmadı.
 
Birçoğu köylerini terk edip kentlerin varoşlarında üç otuz paraya iş bulma yarışındalar. 
 
Bulamayanlara da hükümetimiz pardon devletimiz “sosyal devletin gereği” makarna, 
 
nohut ve kömür vererek, yaşamlarını idame etmelerini sağladı.!
 
Kalanlar da gübre ve mazot almaya bile gücü yetmediği için, nerdeyse tarımla uğraşmayı 
 
bıraktılar. 
 
Nasıl yapsınlar ki, tüm girdiler dolar denilen Amerikan parasına endekslendiği için cesaret bile 
 
edemiyorlar. 
 
(Anlayacağın ülkede tarım can çekişiyor!
 
Samanı bile dışarıdan alır olduk! 
 
Neyse siz yine de bunu duymamış olun!)
 
***
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
Eee, ne yapıyorlar diyecek olursanız; ellerinde son model cep telefonlarıyla dünyanın öbür 
 
ucundakilerle mesajlaşarak, günlerini gün ediyorlar derim.
 
Cep telefonu dedikte, artık teknoloji çağdayız, teknoloji ATAM!
 
Öyle sizin zamanınızdaki gibi telgraf falan da kalmadı!
 
Her şey teknolojik!
 
Haa bunların hiç birini biz icat etmedik, hepsi gavur icadı, söylemiş olayım!
 
Şu gâvurlar çok iyi insanlar; her şeyi yapıp, bizlerin de kullanımına sunuyorlar.
 
(İleri de zamanım olursa, onların bizlere yaptığı iyilikleri geniş geniş anlatırım.)
 
***
 
Biliyorum Atam, yine de orada (kabrinde) rahat değilsin gibi geldi, bana..
 
Bizim adımıza endişeleniyor, kaygılanıyorsun ya, hiç onları dert etme!
 
Her şey yolunda!
 
***
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
Büyük bedeller ödeyerek kurduğun, daha sonra 10-15 yıl gibi kısa bir sürede muasır medeniyet 
 
seviyesine ulaşması için gece-gündüz demeden milletle ele ele verip büyüttüğün, üzerine 
 
titrediğin Cumhuriyetimizin gidişatı pek iyi!
 
Memleket güllük gülistanlık!
 
Yurdun dört bir yanını demir ağlarla öremedikse de, duble yollarla birbirine bağladık. 
 
Anlayacağınız, hepsi hükümetimiz sayesinde!
 
Öyle geliştik, öyle geliştik anlatamam, sizden iyi olmasınlar! 
 
Gece-gündüz memleket için çalışıyorlar!
 
Daha da çalışacaklar da, ah şu muhalifler hep tekerlerine taş koymasalar!
 
Siz onları çok iyi tanırsınız, taş üstüne taş koymazlar ama ileri-geri konuşmaktan da geri 
 
kalmazlar!
 
Her şey değişti-gelişti, ama bir onlar değişemedi!
 
Neyse ATAM, şimdi gelelim, sizin o ilkelerinizin durumuna?
 
Aslında hiç oraya gelmeyelim diyeceğim ya, siz merak ediyorsunuzdur, biliyorum.
 
Söylemeye dilim varmıyor ama nasıl desem bilemiyorum.
 
Anlayacağınız Atam, sizin o ilkeleriniz; Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Devrimcilik, 
 
Milliyetçilik ve Laiklik.. 
 
Hepsi demode oldu! 
 
Bizde ya değiştirdik, ya da içlerini boşalttık!
 
Nasıl olur demeyin, oldu!
 
Ama adları kaldı, şimdilik onlara dokunmadık.. 
 
Belki ileri de onları da değiştiririz, bilgin olsun!
 
Artık dünyada öyle sizin dediğiniz ilkelerin bir hükmü de yok!
 
Küreselleştik ATAM, küreselleştik!
 
***
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
İlkeleri geçtik, geldiğimiz noktada nerdeyse ‘Atatürkçüyüm’ ya da sizin adınızdan söz etmenin 
 
bir gereği bile kalmadığı gibi, ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz’ diyenleri, çağ gerisinde 
 
kalmakla itham ediyor, ısrar edenleri de darbecilikten yargılıyoruz.
 
Bu arada adınızı meydan cadde ve sokaklardan kaldırdık, kaldırıyoruz. 
 
Tıpkı kurduğun kurumların tabelalarından T.C. ibaresini kaldırdığımız gibi.!
 
KIZMA ATAM, bu gidişle size kabrinizde bile rahat vermezsek, hiç şaşırma!
 
Biraz gidişat oraya gibi, ama yine siz aldırmayın!
 
(Bu arada bir hatırlatmada bulunayım; sizden sonra gelen tüm liderlerin ülkelerinde de aynı 
 
durum yaşandı/yaşanıyor. 
 
Anlayacağınız, çağ değişti. 
 
Öyle İZM falan kalmadı, her şey küreselleşti. Varsa yoksa küreselleşme! Bakın, Sovyet Rusya’da 
 
Lenin’in adı bile kalmadı artık. Gorbaçov diye biri çıktı, o döneme ait her şeyi silip attı!) 
 
Siz hiç, endişelenmeyin!
 
Çünkü burası Türkiye!
 
Ve sizi ve sizin eserlerinizi öyle söküp atacak, babayiğide, o sizin zamanında  “Ben ‘Türk 
 
Milleti’ne her şeyi öğrettim, ama bir uşak olmayı öğretemedim” diye anlattığınız Türk Milleti 
 
asla izin vermez!
 
***
 
Neyse ATAM, daha fazla başınızı ağrıtmayayım!
 
Her ne kadar, ülkeyi yönetenler, isminizi bile telaffuz etmek istemeseler, zaman zaman sağ 
 
kolunuz İsmet İnönü ile sizden iki ayyaş diye söz etseler de, duymayın onları!
 
Onların hepsi, demokrasinin cilvesi!
 
Bazen siyaset adamlarımız oy alabilmek için meydanlarda böyle laflar edebiliyorlar. 
 
Biz oralı olmuyoruz, siz de olmayın!
 
***
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
Biliyorum, ileri-geri konuşup sizi orada kaygılandırdım. 
 
Daha fazla uzatmayacağım. Aslında sizi bulmuş/ görmüşken anlatacak çok şey var, ama buna ne 
 
zaman, ne de sözcükler yeter!
 
Asla yetmez!
 
Atam n’olur; kızma/darılma/gücenme bize!
 
Sizi bulmuşken, biliyoruz çenemiz düştü.. 
 
Ne yapalım, sizden başka bizi dinleyen ve anlayan yok ki, içimizi dökelim!
 
Başımızdakilerin işi başlarını aşıyor!
 
Ha bu arada saray-maray diye devasa işlerle meşguller ya, onu da anlatıp da başınızı fazla 
 
ağrıtmayalım!
 
Belki birazdan kısaca söz ederiz, o kadar!
 
***
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
Biliyor, daha doğrusu tahmin ediyorum; kurduğun partiyi soracaksın!
 
Merak etme, şimdilik o dimdik denilmese de yerinde duruyor.! 
 
Başında da adaşın Kemal (Kılıçdaroğlu) var, pek ona da rahat vermiyorlar, ya olsun!
 
Şimdi yeri değil, onu da belki bir sonraki mektubumda geniş geniş anlatırım.
 
***
 
Atam, izninizle birazdan dünyanın gidişatından haberdar edeyim. 
 
Gerçi, siz Beştepe’den her şeyi görüyorsunuzdur.
 
Şöyle ki; siz hakkın rahmetine kavuştuktan bir süre sonra, dünyanın başına Hitler diye biri 
 
musallat oldu. 
 
Önce sağa sola saldırdı, dünya savaşı çıkardı. 
 
Türkiye ne yaptı diye endişelenmeyin! Sizin sağ kolunuz yani İsmet Paşanız, ülkemizi o savaşa 
 
girdirmedi. Girdirmemek için hayli başarılı oldu olmasına, ama gelde anlat!
 
Orası çok karmakarışık Atam!
 
Anlayacağınız, sizin kurduğunuz kurumlara rahat vermedikleri gibi, İsmet Paşa’ya da  
 
vermediler/vermiyorlar.!
 
Hakkında ileri geri konuşulmuyor da değil. 
 
Neyse Atam, onu da şimdilik geçelim. 
 
Bin bir çile ile kurduğunuz kurumları soracak olursanız; onlar partiniz kadar şanslı değiller.
 
Çünkü ya bir çoğu kapatıldı, ya da üç otuz paraya, biz yeterince işletemediğimiz için yabancı 
 
şirketlere satıldı..
 
Yukarıda da belirttiğim gibi, o gâvurlar hep bizi düşünüyorlar!
 
O kurumları bizden alıp, oralarda ürettiklerini bize satarak, bizi birçok zahmetten kurtardılar ki, 
 
siz bile şaşırırsın!
 
***
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
Hani, sizin ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ diye bir sözünüz vardı ya!
 
Onun da bir hükmü kalmadı!
 
Bırak yurtta sulhu, bugün dost diyebileceğimiz bir komşu ülke bile kalmadı..
 
Nerdeyse hepsiyle, amiyane tabirle papaz olduk!
 
Yok bir stratejik derinlik, yok bir Yeni Osmanlı yaratma hayali/rüyası diye diye neredeyse 
 
Cumhuriyet’imize fatiha okutur hale getirdiler.!
 
Bu gidişle, korkarım bir daha ki 10 Kasım’a sizi anmayı da unutursak, sakın kızma!
 
Bunları söyleyipte, sizi kabrinizde bile rahatsız ettiğim için bağışla beni. ATAM! 
 
Kabriniz dedim de, aklıma geldi.. 
 
Hani kabrinizin yakınında bir çiftlik kurmuş, adına da sizi isminiz verilmişti ya,  şimdi orada 
 
neler neler oldu, anlatamam!
 
O güzelim ağaçlar, onca yürekli mimar ve mühendisin direnmesine, mahkemelerin de kararlarına 
 
rağmen kesilip, orta yerine dev bir saray yaptılar.. 
 
Hem de bin odalı..adına da AK-Saray dediler. 
 
Kaç para olduğunu sormazsınız, ama yine de ben söyleyeyim; 77 milyon yurttaşımızın her birinin 
 
cebinden 18.26 TL alınarak, tam tamına 1 milyar 370 milyon lirayı bulduğunu Maliye Nazırımız 
 
açıkladı.
 
Evet, evet tam tamına 1 milyar 370 milyon TL..
 
Çankaya Köşkü’ne ne oldu derseniz?
 
Halkın verdiği bağışlarla 4500 liraya satın alıp yaptırdığınız, o köşk Sadrazama, -dilim çürçtü-
 
Başbakana tahsil edilecekmiş.!
 
Onu da yeni padişahımız, -yine dilim çürçtü- yeni Reis-i Cumhurumuzun açıklamalarından 
 
öğrendik..
 
Pek yakında padişahlığı da getirirler mi bilemem ama bizden önce dünya milletleri kalktı ayağa, 
 
o saray için ‘ne bu, gösteriş?’ diye. 
 
Duydukça kızdığınızı, ‘asla olmaz-olamaz’ diye küplere binercesine hiddetlendiğinizi tahmin 
 
ediyorum..
 
Valla ne bir eksik, ne de bir fazla! 
 
Aynen böyle ATAM!
 
Ne olur, kızma hiddetlenme! 
 
Hani sen bize, o veciz konuşmalarının birinde ‘Hakikatleri söylemekten korkmayın!’ demiyor 
 
muydun?
 
Biz de, o sözünden hareketle, sadece gerçekleri söylüyoruz.
 
Bilmem, yanlış mı yapıyoruz..
 
***
 
Tüm bunlar olurken;
 
Nerede MİLLET? 
 
Nerede BASIN?  derseniz, yine bağışla ATAM!
 
Dilim varmıyor, orasını söylemeye!
 
***
 
Biliyorum ısrar edeceksin, neyse söyleyeyim:
 
O senin yere göğe sığdıramadığın; ‘Ey Necip Türk Milleti’nin tüm fertleri, adeta birer 
 
rehine.!
 
Dur bir hele..Rehine dedikse, başka milletlerin elinde değiller!
 
Sadece çoğunluğu yabancıların elinde olan bankalara borçlu oldukları için, elleri kolları 
 
bağlanmış, dilleri mühürlenmiş gibiler..
 
Ve çoğunlukla da olanları şaşkın şaşkın izlemekle meşguller!
 
Sesini çıkaranlar ise malum!
 
Ya paralel, ya terörist!
 
***
 
Ha yeri gelmişken, onu da söyleyeyim; senin kurduğun ve  Cumhuriyeti korumakla 
 
görevlendirdiğin Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki subayların bir çoğu, akla gelmedik iddialarla ya 
 
hapse atıldı, ya da ordudan atıldı..
 
Neyse ATAM, onu da anlatıp da sizi daha fazla endişelendirmeyeyim!
 
Gelelim,  ‘Milletin Ortak Sesi’ diye nitelendirdiğin BASIN’a ..
 
O’nun ya sesi kısıldı, ya da ses telleriyle oynandığı için farklı sesler çıkarıyor..
 
Yani birçoğu adına havuz mu ne diyorlar, aklımız ermiyor. Oradan beslenerek sahibinin sesi 
 
olmuşlar!
 
Anlayacağın Atam, ortada ne millet, ne de milletin müşterek sesi dediğin basın kaldı!
 
Durun hemen, ‘ne bu sessizlik?’ diye hiddetlenmeyin!
 
Yine de bir ses kaldı: 
 
O da ‘padişahım çok yaşa’ diye bağıranların sesi!
 
Şaka şaka Atam! 
 
Kurduğun Cumhuriyetin hala –şimdilik- dimdik ayakta!
 
İleri de ne olur bilemiyorum, ama yine endişelenme olur mu ATAM! 
 
“Ben ‘her şeyi öğrettim, ama bir uşak olmayı öğretemedim” dediğin Türk Milleti, ilelebet onu 
 
yaşatırlar diye düşünüyorum. (Şimdilik)
 
Yine de siz ferah tutun, yüreğinizi!
 
Bakın bu 10 Kasım’da da sizi unutmadık!
 
Milletçe minnet ve şükranla anıyoruz!
 
***
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
Mektubuma son verirken, tüm bunlar olurken;  ‘İrfanı hür, vicdani hür nesiller’ yetiştirmesini 
 
istediğin öğretmenlerim nerde diye sorduğunu duyar gibiyim.
 
BAĞIŞLA ATAM, onların durumu da hayli karışık!
 
Sendika diye bir şey icat ettiler.  
 
Onlar da ayrı ayrı 6 sendikaya bölündüler.!
 
Kimi solcu, kimi sağcı, kimi şeriatçı, kimi Atatürkçü ve ulusalcı diye bölünüp/parçalanıp bir avuç 
 
kaldılar.
 
Sendikalaşmaları güzel bir şey de Atam, giderek güçlerini kaybetmeleri yok mu?
 
Orası kaygılandırıyor bizi! 
 
Aslında olan sizin, “İrfanı hür, vicdani hür” nesillerinize oluyor!
 
***
 
EY MAVİ GÖZLÜ DEV!
 
Bu arada, Laik eğitim ne oldu? diye hiç sorma!
 
O’nu da bir güzel hallettiler ki, anlayana aşk olsun!
 
Neyse Atam, siz bizi hiç merak etmeyin!
 
Biz aynen bildiğiniz gibiyiz!
 
Böyle kendi kendimize söylenip duruyoruz, seçim zamanı da gidip, yine de ensemizde boza 
 
pişirenlere oyumuzu veriyoruz.
 
Anlayacağınız, birçoğumuz halimizden memnunuz!
 
Yani hiçbir şeyi tasa etmiyoruz!
 
***
 
Neyse Atam, siz bizi bırakın da, siz Kabrinizde rahat mısınız?
 
Onu söyleyin!
 
(Not: Bu mektubu sonuna kadar sabırla okuma zahmeti gösteren tüm okurlarımıza saygı ve 
 
şükranlarımı sunuyor, değerli zamanlarını aldığım için de özür diliyorum. N.K)


Paylaş | | Yorum Yaz
1568 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

VE ‘KARA PROPAGANDA’ FİLMİ YENİDEN VİZYONA MI GİRİYOR? - 15/05/2015
‘Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu Birinciliği beyaza verdiler’
VE DANANIN KUYRUĞUNUN KOPMASINA 41 GÜN KALDI! - 28/04/2015
GÜNÜN SÖZÜ: KULAKLARA KÜPE!
SARI ÖKÜZ’Ü VERMEK YA DA VERMEMEK! - 21/04/2015
7 Haziran Genel Seçimleri için geri sayım başladı.
NE O.. AT İZİ, İT İZİNE Mİ KARIŞIYOR? - 05/04/2015
Türkiye hala, geçen hafta başında meydana gelen iki olayın şokunu atlatmış değil.
TÜNELİN ÇIKIŞINDAKİ IŞIĞI GÖREBİLMEK! - 01/03/2015
ZAMAN su gibi geçip gidiyor..
‘İDAM CEZASI’ VE YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK! - 19/02/2015
Mersin’de 20 yaşındaki Özgecan Aslan’ın vahşi cinayete kurban gitmesi, hepimizi derinden yaraladı.
KOMŞUDA PİŞER BİZE DE DÜŞER Mİ! - 04/02/2015
Yunanistan Radikal Sol Koalisyonu’nun (SYRIZA) seçim zaferi, başta Avrupa olmak üzere tüm dünya solunda yeni bir umut ve yeni bir heyecan yarattı.
HER YENİ YIL BERABERİNDE YENİ UMUTLAR GETİRİR (Mİ)? - 30/12/2014
HANİ ESKİ YILI UĞURLARKEN, yenisine dair beklentileri yazmak adettendir ya, biz de öyle yapmaya çalışacağız.
BİZDEN DUYMUŞ OLMAYIN.. 2015 YILI ÇOK ZOR GEÇECEKMİŞ! - 22/12/2014
Genellikle yeni yıla girerken, içimiz yepyeni bir umutla dolar ve geleceğe yönelik çok güzel düşler kurmaya çalışırız.
 Devamı