OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Halil MANUŞ
PERSPEKTİF
İFTAR YEMEĞİ İSRAF YEMEĞİ OLMASIN
18/06/2015
Ayların en şereflisi, en bereketlisi, on bir ayın sultanı olan mübarek Ramazan ayı “gelecek, geliyor” derken nihayet geldi. Hoş geldi, Safalar getirdi. Bizleri bu kutlu aya eriştiren, bu  bizlerle buluşturan Rabbime şükürler olsun.
 
Ne hoş bir duygudur değil mi dostlar; insanın hanesine sevdiği, değer verdiği birinin gelmesi. 
 
Hele bu geliş bir de günü birlik olmadan yatılı geliş ise değme gitsin keyfimize.
 
Hanemizi bir tanıdığın, bir dostun, bir arkadaşın şereflendirmesi bizleri bu kadar 
 
sevindirirken, ayların en şereflisi, en bereketlisi ve sultanı olan Ramazan geldiğinde nasıl 
 
sevinmeyiz ki?
 
On bir ayın sultanını karşılarken davetler verecek bazılarımız, çok ta iyi edecek. Allah’ın 
 
verdiği nimetleri Allah’ın kulları ile paylaşacak. Benim buradan böyle güzelliklerin aşırılığa 
 
kaçmadan yapılması hususunda naçizane tavsiyem olacaktır.
 
Bilinen ama bilinmezcesine davranılan pek çok davranışımız yüce dinimizde açık seçik ortaya 
 
konmuştur. Helal ve haram Müslüman’ım diyen herkesin çok dikkat etmesi ve titizlikle 
 
üzerinde durması gereken iki kavramdır. Bu kavramlar ana başlıktır. Alt başlıklara 
 
bakıldığında; israf, gösteriş, gurur, kibir, riya gibi pek çok davranışlar bir Müslüman’a kesinkes 
 
yasaklanmış haram kavramı içerisinde olduğu, hoşgörü, infak, sadaka vermek gibi 
 
davranışların da helal kavramı içerisinde olduğu görülür.
 
İslam Dini Müslüman’ım diyen insanın her anına müdahale etmekte, yön göstermekte, 
 
davranışlarını ona göre düzenlemesini istemektedir. Kur’an-ı Kerim bizzat yaşayanlar için, 
 
yaşadıkları olaylarda nasıl davranış sergilemeleri gerektiğini bildirmek için zaman içerisinde 
 
peyderpey ayet ayet, sure sure indirilmiş, her indirilen ayet ve sure yaşantılarında davranışa 
 
geçirildikten sonra yenileri gönderilmiştir. Gönderdikçe de eğitilmişlerdir. Günümüzde 
 
eğitimin tanımı tam da bu şekilde tarif edilmektedir ki şöyledir: “Eğitim; davranış 
 
değişikliğidir.”
 
Görüldüğü üzere davranışlarımızda bir değişiklik olmadan, Müslüman bir anne babadan 
 
doğmak ve ‘elhamdülillah Müslüman’ım’ demekle Müslüman olunmadığı aşikârdır. 
 
Bu konuda Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY bakın ne diyor:
 
“İbret olmaz bize her gün okuruz ezber de
 
Yoksa hiç mana aranmaz mı bu ayetler de 
 
Lafzı muhkem yalnız anlaşılan kuranın 
 
Çünkü kaydında değil hiç birimiz mananın
 
Ya açar nazmı celilin bakarız yaprağına 
 
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına 
 
İnmemiştir hele Kuran şunu hakkıyla bilin 
 
Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için.”
 
Müslüman, kendini her haliyle; oturuşuyla, kalkışıyla, yemesi ve içmesiyle, giyimiyle, eviyle 
 
belli etmelidir ki bunlardan birisi de Müslüman’ın sofrasıdır. Yukarda dedik ya İslam Dini her 
 
anımıza müdahale eder diye. Eğer bu konuda bilgi eksikliği olduğunu düşünen varsa o zaman 
 
sevgili Peygamber Efendimiz (sav) in sofrasına bakıp kendini ona göre ayarlamalıdır. Çünkü O, 
 
aynı zamanda “yaşayan Kur’an”dı.
 
Ramazan geldi. İftar yemeklerine, hem akraba, dost ve yakınlarımızı davet ederek ve hem de 
 
bizler davetlere giderek birlik, beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma, cömertlik duygularımızı diri 
 
tutmaya çalışırız. Buraya kadar yanlış giden bir şey yok. Ancak yanlış olan iftar yemeği adı 
 
altında hem israf yapılması ve hem de dinimizin haram saydığı gösteriş, kibir ve riya gibi 
 
davranışların sergilenmesidir.
 
O “yaşayan Kur’an” olan Yüce Peygamberimizin(sav) iftar sofrasına baktığımızda iftarların 
 
bizim bildiğimiz gibi olmadığını açık ve net olarak görürüz. 
 
Sevgili Peygamberimiz(sav) Ramazan ayının özelliklerini anlatırken iftar vermeyi de teşvik 
 
ediyor: “Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş 
 
günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun 
 
sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.” Sahabiler sordular: “Ey 
 
Allah’ın Resulü, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz.” 
 
Peygamberimiz de, “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu 
 
mü’mine iftar ettirene de verir” buyurdular. 
 
Bunun gibi sade bir şekilde israfa girmeden, iftar veren, verecek olan ve hatta “bende 
 
verebilseydim” diyen tüm dostları şimdiden kutluyor saygılar sunuyorum. 
 
Halil MANUŞ


Paylaş | | Yorum Yaz
721 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KÜSMEM, KÜSEMEM… - 16/11/2018
Grup Vitamin bir şarkısına:
ADINI TAŞLARA YAZDIRANLAR - 15/07/2018
Hayatta olmadık şey yok elbette.
DÖRTDÖRTLÜK DÖRT KELİME - 19/01/2018
Sevgili Dostlar,
EĞİTMEK Mİ ÖĞRETMEK Mİ? - 27/11/2017
Hani okullarımız açılırken “Eğitim Öğretim Yılı” diyoruz ya Hem eğitimi başa alıyor ve hem de öğretimsiz söylemiyoruz ya
ATIŞMA TADINDA DİLE DÜŞENLER - 02/11/2017
Sevgili Dostlar;
YİNE ŞEHİT YİNE YAS - 19/12/2016
Nasıl kahpelik bu
YASLI GİTTİM, ŞEN GELDİM… - 07/12/2016
“Yaslı gittim, şen geldim;
SEN YALNIZCA TEBLİĞ ET… - 28/11/2016
Dilimize “bildirme, bildiri, bildirim” olarak geçmiştir “Tebliğ” sözcüğü.
O BİR TÜRKİYE SEVDALISIYDI - 09/09/2016
“Sevdan ile sarhoş oldum Türkiye’m! Aklım aldın, bir hoş oldum Türkiye’m!”
 Devamı