OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Halil MANUŞ
PERSPEKTİF
ÂSIM’IN NESLİNDEN SES GELDİ…
28/03/2015
 
“Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
 
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.”
 
   Bu sade ve alelade şiirden alınmış bir beyit değil; vatanın her karış toprağını düşman çizmeleri 
 
kirletirken âtideki gelecek neslin Milletin namusunu çiğnetmeyeceğinin “Kimi Hindû, kimi yamyam, 
 
kimi bilmem ne belâ...” türünden yedi düvele manifesto seklinde haykırıştır.
 
   Öyle zaman dilimleri vardır ki; hatırlanması bile insana üzüntü ve keder verir. Üç kıtada egemen 
 
olmuş büyük bir medeniyetin kurucusu Osmanlı Devleti’nin yıkılış dönemi de bu zaman dilimlerinden 
 
biridir. Pek tabi olarak Millet’e ümitsizlik hâkim olmaktadır.
 
   Ancak Millet’in ümitsizliğine rağmen Mehmet Akif hiç ümidini yitirmemiştir. Gelecekteki beklediği 
 
neslin Asım’ın nesli olacağını herkese müjdelemiş, Milleti harekete geçirmek için de cepheden 
 
cepheye koşmuştur. O, insanlara, ümitsizliğe düşmemelerini, güçlü ve ümitvar olmalarını ısrarla telkin 
 
etmiştir.
 
   Mehmet Âkif, Âsım’ın Nesli olarak nitelediği idealindeki gençliği ayrıntılı olarak açıklar. Bu gençlik; 
 
Vatanını, milletini, değerlerini ve tarihini seven, haksızlığa tahammülü olmayan ve haksızlık karşısında 
 
susmayan bir gençliktir. Bu gençlik gücünü şahsî çıkarları için değil, ülkesi, milleti, toplumun yararları 
 
ve geleceği için kullanır. Kavgacıdır, ama onun kavgası Milletin yararınadır.
 
   Ülkenin geleceğinin iyi yetişmiş nesillerle mümkün olacağını düşünen Âkif, gelecek olan nesle Âsım 
 
diyerek bakmakta, Âsım’la teselli bulmakta, Âsım’ın iradesi ile ülkenin kurtulacağına inanmaktadır. 
 
Âsım, inancı tam, ülkesini işgal etmek isteyenlere karşı aklıyla, gücüyle mücadele eden Müslüman 
 
Türk gençliğini temsil eden ideal bir semboldür.
 
   İstiklal Marşının kabulü gününde “Akif ne yaptı!.. Öyle mi?” başlıklı yazımda Akif’in ne yaptıklarını 
 
bir bir sıralamış ve sözümü; “Ruhun şad, mekânın Cennet olsun derken; özlemini çektiği Asım’ın 
 
neslinin bir çığ gibi çoğalıp gelişlerinin ayak seslerini duyduğumu müjdelemek istiyor, saygılar 
 
sunuyorum.” Diye bitirmiştim.
 
   Şükürler olsun ki ayak seslerini duyduğum nesil artık çok uzakta değiller. Seslerini bile 
 
duyabiliyorum artık. İşte o ses verenlerden Çorumlu Asena Beyza Biçer, Malkara Anadolu Lisesinde 
 
Türkiye Birincisi olduğu “Son Kale Çanakkale” isimli şiirini okumadan önce “, İstiklâl Marşı’nı hiç bir 
 
karşılık beklemeden çok zor şartlarda yazan Mehmet Akif Ersoy’u anımsatarak, “Ecdadımıza 
 
samimiyetimi gösterebilmek için bu ödülü almamaya karar verdim. Mehmet Akif Ersoy soğuk kış 
 
günlerinde sırtına giyecek bir paltosu bile olmadığı hâlde ve kimi zaman yazacak kalem bulamadığı 
 
için Tacettin Dergâhı’nın duvarlarına tırnaklarıyla kazıdığı İstiklâl Marşımız için konulan ödülü kabul 
 
etmemişse, benim bugün, yumuşak yatakta ayaklarımı uzatıp, sıcacık çayımı yudumlayarak peş peşe 
 
sıraladığım kafiyeli kelimelerin karşılığında bir ödül kabul etmem mümkün olamaz.”dedi ve kazandığı 
 
1915 TL.’yi ihtiyaç sahibi kişilere verilmek üzere iade etti.
 
   Asena Beyza Biçer geçen yıl da Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen “Gençlerden 
 
Ecdada Mektup” Yarışması’nda Türkiye ikinciliği elde etmişti.
 
Sevgili Dostlar;
 
   Bu nesil görülür de Akif’in dualarının kabul edildiği düşünülmez mi? Böylesi gençliğin çoğalması için 
 
hep birlikte dua edelim derken isterseniz derece alan şiiri bir görelim ne dersiniz? İşte o şiir:
 
SON KALE ÇANAKKALE
 
Çanakkale! Her nerede okusam  ve  duysam ,
 
Uhud’u , Bedr’i, andıran,  o şerefli  adını …
 
İçim sızlar, soluğum kesilir, elim titrer.
 
Gözümün önüne gelir, on beşlik yiğitler.
 
Dün, kitaptan okuduğun, bin yıllık tarihi.
 
Bugün cephede, yeniden yazmaya gelmişsin.
 
Asım’ın nesli olmandan mı cesaretin?
 
Yoksa senin de, Asım olmak mı niyetin?
 
 Mektepte, küf kokulu sıralar, şimdi  bomboş durmakta.
 
Dilinde tekbir,  yiğidim, cennet hayâli kurmakta.
 
Burası kutlu hedefe giden meşakkatli yol.
 
İster çelikten kalkan ol, istersen Hakk’a râm ol
 
Hasan Çorum’un gülü… Durmuş Tekirdağ’dan…
 
Kimi Hayrabolu’dan, kimi Malkara’dan.
 
Mirza yârdan  kopmuş gelmiş, Ali anadan.
 
Hepsi de kınalı kuzu, esirgesin Yaradan.
 
Bin yıllık vatanında… Hayret,  elmiş gibi,
 
Savaşa değil de Mehmet, düğüne gelmiş gibi.
 
Yürekte imanı, saçında kınası, seviyor süsünü.
 
Hem yazıyor, hem söylüyor, Çanakkale Türküsünü.
 
 İngiliz yoksun dengeden, Fransız ayardan.
 
Koşup gelmiş Anzak, kıtalar ötesi diyardan…
 
Türk’ü silmeye and içmiş, kuşanmış silâhını
 
Nerede, çekerler bilmem, bu zulmün günahını.
 
Dayanmış kapıma nâmert, arsızca, edepsizce
 
Ey beşeriyet bu mu çağdaşlık, bu mu edep sizce?
 
“Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ.”
 
An geçmeden bir şehide, selâ üstüne selâ…
 
Cehenneme dönmüş cennet beldem  Seddülbahir.
 
Boğazı geçerse zâlim…Bilirim karanlık bana âhir.
 
Gelibolu, Arıburnu, Conkbayırı  ... Kan oluk oluk,
 
Çanakkale’m , mavin  kızıla  dönmüş, yeşilin soluk!
 
Mübârek topraklar , yurdun  giriş kapısı
 
Çanakkale mahremim , Türk’e kesilmiş tapusu…
 
Harcında  şehit kanı, duvarı imandan,nurdan çatısı
 
Şu dirence bir bak ,kul değil ,belli ki  Allah yapısı
 
 Sinirler laçkalamış, düşman çokça gerilmiş.
 
“Bir hilal uğruna Yâ Rab ” binler toprağa serilmiş.
 
Tüfek atmaz, top patlamaz,elde üç beş cılız silah,
 
Bir mermiyle  iki düşmanın, nişan  emri verilmiş
 
İçmeye  su yok, toprağa, taşa teyemmüm.
 
Namaz, zikir,  dua… Yüzlerde garip tebessüm.
 
Kuru ekmek, şekersiz hoşaf , kalan son  erzak.
 
Geldiği günden beri, kaçmanın derdinde  Anzak
 
“Ey onbeşli  onbeşli”,neden gözlerin yaşlı?
 
Baksana düşman, senden daha telaşlı.
 
Resul-ü Ekrem arkanda, önünde siper şühedâ
 
Cennetle müjdelemiş, seni Hazreti Hüdâ
 
Elizabet ve Agememnon, ürkek ürkek yüzüyor.
 
Haberi yok ki  Nusret, gece  mayın diziyor.
 
Dayan kurban olduğum dayan, sana  zafer yakın.
 
Cenab-ı  Hakk düğümü, teker teker çözüyor.
 
Bouvet ile Ocean, boğazda deniz anası.
 
Ciğerimi yaktı benim, soyu sopu  yanası.
 
Anla artık  gâfil ,ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!
 
Kimsenin haddi değil, Türk’e kefen biçilmez.
 
Taarruz değil Mehmet’e , ölüm emri verildi.
 
Seyit’in bünyesinde, cümle vatan irkildi.
 
Destan,mucize ,efsane…Ne dersek  adına
 
Dayanamaz sanılan , hasta adam dirildi.
 
1915’te ,  boy boyladık,soy soyladık.
 
Çanakkale’de  esaret ile ,istiklâli  oyladık.
 
O muhteşem tarihe ,yeni bir destan eklendi
 
Bir an bile yılmadan, hep şehâdet beklendi.
 
18 Mart…Maddeyle  mananın,amansız vuruşması…
 
1453 ’ün ,beş asırlık  duruşması…
 
Gereken cevap verildi,beşerin belâ devlerine.
 
İki yüz  bini misafir,kalan uğurlandı  evlerine.
 
                                                Asena Beyza BİÇER


Paylaş | | Yorum Yaz
961 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KÜSMEM, KÜSEMEM… - 16/11/2018
Grup Vitamin bir şarkısına:
ADINI TAŞLARA YAZDIRANLAR - 15/07/2018
Hayatta olmadık şey yok elbette.
DÖRTDÖRTLÜK DÖRT KELİME - 19/01/2018
Sevgili Dostlar,
EĞİTMEK Mİ ÖĞRETMEK Mİ? - 27/11/2017
Hani okullarımız açılırken “Eğitim Öğretim Yılı” diyoruz ya Hem eğitimi başa alıyor ve hem de öğretimsiz söylemiyoruz ya
ATIŞMA TADINDA DİLE DÜŞENLER - 02/11/2017
Sevgili Dostlar;
YİNE ŞEHİT YİNE YAS - 19/12/2016
Nasıl kahpelik bu
YASLI GİTTİM, ŞEN GELDİM… - 07/12/2016
“Yaslı gittim, şen geldim;
SEN YALNIZCA TEBLİĞ ET… - 28/11/2016
Dilimize “bildirme, bildiri, bildirim” olarak geçmiştir “Tebliğ” sözcüğü.
O BİR TÜRKİYE SEVDALISIYDI - 09/09/2016
“Sevdan ile sarhoş oldum Türkiye’m! Aklım aldın, bir hoş oldum Türkiye’m!”
 Devamı