OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Halil MANUŞ
PERSPEKTİF
“ZEYTİNYAĞLI” YİYECEĞİM…
25/01/2013
“ZEYTİNYAĞLI” YİYECEĞİM…     Hepinizin bildiği, severek dinlediği bir türkü var Bursa yöresine ait.     Muzaffer Sarısözen; 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’dan derlemiş.    Türk Halk Müziği Repertuar listesinde 1133 numara ile kayıtlıdır. Bu türkü şöyle başlar: “Zeytin Yağlı Yiyemem Aman,Basma da Fistan Giyemem Aman.Senin Gibi Cahile,Ben Efendim Diyemem Aman.”      Bu yazı ne Mustafa Sarısözen’in derleyişine ne de İhsan Kaplayan’ın kaynak gösterilişine cevap niteliği için yazılmadı.     Biz biliyoruz ki; türkülerimiz özümüzdür. Yine biz biliyoruz ki, türkülerimiz yakıldıkları yerin ve ortamın kimi özelliklerini taşırlar.     Aynı vatanda yaşayan halkın çok üzüldüğü günlerin ölümsüzleşmesi için çaba göstermesi sonucu ise ortaya ''ağıtlar'' çıkar değil mi?     Yukarıdaki türkü sınıflanırken ağıt sınıfına alınmaz alınmasına da; bana sorarsanız esas ağıt türkülerimizin başında bu türkü yer almalı diye düşünüyorum.     Yok, öyle peşin hükümlü olmayın. Hemen “ Yok canım, daha da neler…” demeyin. Önce aşağıya alıntı olarak aldığım Sayın Prof.Dr.Kenen Demirkol’un yazısını okuyun sonra kararınızı vermekte serbestsiniz.      “Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir.      Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca,  ABD'den ekonomik kalkınma yardımı almıştır (wikipedia).      ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir. ABD birikmiş olan mısır yağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracatını keşfetmiştir.      Marshall yardımının koşullarından biri Türkiye'nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır (Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi, Osman Nuri Koçtürk, Toplum Yayınları, 1966).      Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır.      Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.       Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısırözü yağına ve margarine alıştırılır.       Bu amaçla zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz.       Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.       Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman...” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.      Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir. Basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır… “ Şimdi anlaşıldı mı niçin bu türkü ağıt türkülerimizin başında gelmelidir sözüm. Tarihinden bihaber, atalarından utanan nesiller yetiştirmese idik bu böyle mi olurdu. En azından IV. Murat’ın “Yardım almaya alışanlar, gün gelir buyruk almaya da alışırlar.” Sözü yüzümüze şamar gibi çarpar; verilen yardımların karşılıksız olmayacağını düşünür, ona göre hareket ederdik.      Yeri gelince dinimizin okumaya çok önem verdiğini, ilk ayet olarak “Oku” denildiğini yazar çizeriz de; bir sefer olsun açıp okumayız. Okusa idik görürdük ki Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimde zeytine ve zeytin ağacının yağına dikkat çekerek biz kullarına şöyle seslenmektedir:     “Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.” (Nur Suresi, 35)     Bugün ilim açık ve net hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde zeytin ve zeytinyağının insan için ne kadar faydalı olduğunu tek tek sıralamaktadır.      Biz bu küçük sütunumuzda onca maddeyi yazmaya kalkamayız. Ama bilgilendirme açısından birkaç tanesini yazarak, zeytinyağının önemine işaret etmiş oluruz diye düşünerek faydalarından bir kaçını yazıyorum.     Zeytinyağı, kalbinizi koruyor, kolesterolünüzü dengeliyor, mide rahatsızlıklarına engel oluyor, teninize iyi bakıyor, saçlarınızı güçlendiriyor... Kısacası size sağlık aşılıyor. Üstelik güzel kokusunu ve lezzetini de esirgemiyor. Zeytinyağı, katı ve sıvı bütün yağlar arasında en kolay hazmedileni... Hatta yemeklerden önce içilirse mideyi ülsere karşı koruyor. İdrar yolları ve safra kesesi rahatsızlıklarının giderilmesini sağlıyor. Beynin gelişimini ve kemiklerin güçlenmesini hızlandırıyor. Bir vitamin deposu olan zeytinyağı A, D, E ve K vitaminlerini içeriyor, dolayısıyla da her yaştaki insanın vitamin ihtiyacını gideriyor. Bu vitaminler sayesinde hücreleri yenileyip, doku ve organların yaşlanmasını geciktiren zeytinyağı, beynin daha uzun süre sağlıklı ve zinde çalışmasını sağlıyor.      Baştaki türküyü hatırlayalım ne diyordu?” “Zeytin Yağlı Yiyemem Aman/Basma da Fistan Giyemem Aman/Senin Gibi Cahile/Ben Efendim Diyemem Aman.”  Yani demek istiyor ki “zeytinyağlı yiyen, petrol katkılı olmayan basma giysiler giyen cahildir.”       Şimdi düşünme zamanı. “Zeytinyağlı yiyen, petrol katkılı olmayan basma giysiler giyen cahildir” diyen ama aynı zamanda yardım ettiğini(!) söyleyenlerin mi sözüne itibar etmeliyiz; yoksa, IV. Murat’ın “Yardım almaya alışanlar, gün gelir buyruk almaya da alışırlar.” Sözüne mi?      Ben kararımı verdim. Onların yardımı onların olsun. “Zararın neresinden dönülürse kardır” sözü beklide bu konu üzerine söylenmiştir kim bilir?       Bugünden tezi yok “Zeytinyağlı yiyeceğim” herkese de diyeceğim:        ̶ Sizler “Zeytinyağlı” yemeyecek misiniz?   


Paylaş | | Yorum Yaz
1535 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KÜSMEM, KÜSEMEM… - 16/11/2018
Grup Vitamin bir şarkısına:
ADINI TAŞLARA YAZDIRANLAR - 15/07/2018
Hayatta olmadık şey yok elbette.
DÖRTDÖRTLÜK DÖRT KELİME - 19/01/2018
Sevgili Dostlar,
EĞİTMEK Mİ ÖĞRETMEK Mİ? - 27/11/2017
Hani okullarımız açılırken “Eğitim Öğretim Yılı” diyoruz ya Hem eğitimi başa alıyor ve hem de öğretimsiz söylemiyoruz ya
ATIŞMA TADINDA DİLE DÜŞENLER - 02/11/2017
Sevgili Dostlar;
YİNE ŞEHİT YİNE YAS - 19/12/2016
Nasıl kahpelik bu
YASLI GİTTİM, ŞEN GELDİM… - 07/12/2016
“Yaslı gittim, şen geldim;
SEN YALNIZCA TEBLİĞ ET… - 28/11/2016
Dilimize “bildirme, bildiri, bildirim” olarak geçmiştir “Tebliğ” sözcüğü.
O BİR TÜRKİYE SEVDALISIYDI - 09/09/2016
“Sevdan ile sarhoş oldum Türkiye’m! Aklım aldın, bir hoş oldum Türkiye’m!”
 Devamı