OSMANCIK GÜNDEM 
Hızlı, doğru ve tarafsız sadece haber...


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Halil MANUŞ
PERSPEKTİF
BUYURUN “NİHAVEND FASLI”NA
01/06/2014
Bazen bir toplulukta söz dolaşır gelir, konu müzik oluverir. Müzik deyince insanın ister istemez şöyle ya da böyle ilgi alanına girer. Bazıları söyler, bazıları çalar, bazıları sözlerini yazar, bazıları da can kulağı ile dinler. Aslında bu ‘bazıları’ çoğaltılabilir.

Benim burada asıl yazmak istediğim bazıları değil; bizzat yazılmış, bestelenmiş ve bir koro oluşturulmuş, bu koro ile yedi ay titiz bir şekilde çalışılmış, sonunda da gururla biz dinleyiciler karşısına “Nihavend Faslı” adlı bir konserle çıkılmış olması.

Biz dinleyiciler diyorum çünkü her ne kadar müziği sevmiş olsam da söylemek, hele hele 

de Türk Sanat Müziği söylemek başlı başına bir meziyet ister. İşte sırf bu nedenden bile olsa 

böylesi güzel bir konsere sesleri ile sazları ile hayat veren tüm koro çalışanı ve çalıştıranını 

baştan kutlamak, tebrik etmek istiyorum.

 Burada bir itirafta bulunmak istiyorum. 20 Mayıs akşamı Türkiye Dil ve Edebiyat 

Derneği (TDED) Çorum Şubesi bünyesinde faaliyet gösteren Türk Musikisi Topluluğunun 

konserini izlemek için Tiyatro Salonuna, ALSANAT(Altın Leblebi Kültür, Sanat, Hobi Derneği) 

adına davete icabet etme için giderken; şöyle düşünmüştüm. Şimdi milletin topla, popla 

uyutulduğu bir zamanda bu konsere kim kalkar da gelir…

 Bazen yanılmış olmak da insana tecrübesine tecrübe katar ki; bu tecrübemde böyle elde 

edildi. Vardığımda salon tıklım tıklımdı. Sırf yanıldığımın ezikliği ile geri dönmeyip zar zor bir 

yer bulup oturdum. 

 Program sunucusu genel bir konuşmadan sonra DED Başkanı Turhan Candan’a açış 

konuşması için mikrofonu verince; başkan, dernek hakkında az ve öz bilgi verip esas sözü 

koroya bıraktı.

 Artık herkes pür dikkat korodan nihavend faslı eserler dinlemek için sabırsızlanıyorlardı. 

 Her biri bir diğerinden güzel eserler seslendirilirken koro ve saz ekibi tam bir profesyonel 

ekip görüntüsü vermekteydi.

 Sazlar ayrı ayrı taksim geçerken dinleyicileri bir başka âleme götürdüler.

 Bu güzellik içinde bulunurda ilham gelmez mi insana?

 Solist olarak çıkan arkadaşım Adem Arslan, sen bir ömre bedelsin şarkısını söylerken 

içimden şu duygular geçti:

ÂLEM BİLSİN

 *Âdem Arslan’a

Bilmediğim ne cevher varmış sende

Şahsına bir kez daha hayran kaldım

Dört dörtlüktü arkandaki sazende

Dinlerken daha; ne hülyaya daldım

“…Sen bir ömre bedelsin” diyorsun ya;

Hakikat şu: Sen, bir ömre bedelsin

Nasılsa son bulacak fani dünya

Âdem’deki güzeli âlem bilsin…

 İkinci bölümde de aynı duygu eksilmeden devam etti. Bir başka arkadaşım Hikmet 

Şahinbaş’ın musikiyle ilgilendiğini bilmeme rağmen bir kez olsun dinlememiştim. Demek 

nasip bu güne imiş. Dinlemesine dinledim, dinlemekle kalmayıp gıpta ettim başladım 

yazmaya:

GIPTA ETTİM

 *Hikmet Şahinbaş’a

İnsan konup göçer dünya hanında

Çırak kalfa olur usta yanında

Yedi aylık çalışmanın sonunda

İcabet ettim “Nihavend…” davete

Gıpta ettim Şahinbaş’ım Hikmet’e

Tamburisi, neyzeni ve udisi

Bayan, erkek, sazendeler… Hepisi

Gönüllere işlediler nefesi

İcabet ettim “Nihavend…” davete

Gıpta ettim Şahinbaş’ım Hikmet’e

Öğütür bizleri felek çarkında

Bir ben değil cümle âlem farkında

“Gördüm seni…” derken uşşak şarkında;

İcabet ettim “Nihavend…” davete

Gıpta ettim Şahinbaş’ım Hikmet’e

 Bu muhteşem güzellik karşısında söylenecek çok şey var aslında ama hepsini biz 

söylemeyelim istiyorum. Zaten benden önce de yazanlar yazmış. 

 Sayın Halit Yıldırım “Bir Nihavend Faslı” başlıklı köşe yazısında “Tabiatın yapısında vardır 

müzik... Rüzgârı dinleyin, yağmuru dinleyin, denizdeki dalga seslerini dinleyin, kuşları 

dinleyin. Hepsi farklı bir şarkıyı terennüm eder. Bu terennüm herkesin kendi lisanındadır. 

Rüzgâr rüzgârca, kuşlar kuşça… İnsan ise bu sesleri gönlüyle duyar ve gönül telindeki 

titreyişinin nağmelerini şarkılarla, türkülerle ifade eder. Her duygunun ayrı bir ezgisi vardır 

onun gönül hanesinde... Gönülden gönüllere bir bahar meltemleri gibi esen musikinin bu 

esrarlı sesi bir çok insanı etkiler” demiş ve çok değerli bestekârlarımızdan Üstad Amir Ateş’in 

musiki için dediği “En güzel, en ulvi duyguları bir ahenk haleti içinde duyuşumuza aksettiren, 

bizi zaman zaman neşelendiren, zaman zaman hüzünlendiren, hele yüce Rabbimizin "kalu 

bela" dediğimiz o âlem-i ervahta, ruhlara "elestü bi-rabbiküm" hitabıyla o tarifi imkânsız bir 

sadâ ile soruşundan, ruhların da âdeta mecnun bir hâl içinde, o güzel ahengi, o güzel sadâyı 

aramalarından ibaret olan bambaşka bir duygudur" sözünü alıntılamış ki; bu söz üstüne söz 

söylemek haddim olmasa gerek.


Paylaş | | Yorum Yaz
1077 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KÜSMEM, KÜSEMEM… - 16/11/2018
Grup Vitamin bir şarkısına:
ADINI TAŞLARA YAZDIRANLAR - 15/07/2018
Hayatta olmadık şey yok elbette.
DÖRTDÖRTLÜK DÖRT KELİME - 19/01/2018
Sevgili Dostlar,
EĞİTMEK Mİ ÖĞRETMEK Mİ? - 27/11/2017
Hani okullarımız açılırken “Eğitim Öğretim Yılı” diyoruz ya Hem eğitimi başa alıyor ve hem de öğretimsiz söylemiyoruz ya
ATIŞMA TADINDA DİLE DÜŞENLER - 02/11/2017
Sevgili Dostlar;
YİNE ŞEHİT YİNE YAS - 19/12/2016
Nasıl kahpelik bu
YASLI GİTTİM, ŞEN GELDİM… - 07/12/2016
“Yaslı gittim, şen geldim;
SEN YALNIZCA TEBLİĞ ET… - 28/11/2016
Dilimize “bildirme, bildiri, bildirim” olarak geçmiştir “Tebliğ” sözcüğü.
O BİR TÜRKİYE SEVDALISIYDI - 09/09/2016
“Sevdan ile sarhoş oldum Türkiye’m! Aklım aldın, bir hoş oldum Türkiye’m!”
 Devamı